Krishnamurti Subtitles

Dindar zihin çok olgusal bir zihindir

Amsterdam - 20 September 1981

Public Talk 2



0:47 I am afraid Korkarım ki bu
this is the last talk. son konuşma.
   
1:00 Like two friends sitting in the park Güzel bir günde parkta oturan
on a lovely day, iki arkadaş gibi,
   
1:08 talking about life, yaşam hakkında konuşan,
   
1:15 talking about their problems, sorunları hakkında konuşan,
   
1:21 investigating seriously varoluşlarının en doğal halini
the very nature of their existence ciddi olarak sorgulayan
   
1:30 and asking themselves seriously ve kendilerine neden hayatın
  bu kadar büyük
   
1:37 why life has become bir problem haline geldiğini
such a great problem. ciddi olarak soran iki arkadaş.
   
1:45 Why, though intellectually Neden sizler entellektüel olarak
you are very sophisticated, oldukça bilmilş olsanız da
   
1:55 yet our daily life is such günlük hayatınız
a grind without any meaning, anlamsız ve sıkıcı,
   
2:07 except survival, hayatta kalmanın haricinde
which again is rather doubtful. oldukça muğlaktır.
   
2:16 Why life, everyday existence, Neden yaşam, günlük varoluş
has become such a torture. öyle bir işkence haline gelmiştir.
   
2:26 One may go to church, Birisi kiliseye gidebilir,
   
2:30 follow some leader siyasi yada dinsel bir lideri
politically or religiously, izleyebilir,
   
2:37 but the daily life ama günlük yaşam
is always a turmoil daima bir karışıklıktır
   
2:50 though there are certain periods, arasıra eğlenceli, mutlu
occasionally joyful, happy, belirli periyotlar olsada,
   
2:58 but there is always ama daima hayatımızda
a cloud of darkness about our life. karanlık bir bulut vardır.
   
3:08 And these two friends Ve bu birlikte
talking together, konuşan iki arkadaş,
   
3:12 as we are, bizim gibi,
you and the speaker, siz ve konuşmacı,
   
3:20 we are talking over together tekrar birlikte
in a friendly manner, arkadaşça konuşarak,
   
3:26 perhaps with affection, belki muhabbetle,
with care, with concern, ilgiyle, alakayla,
   
3:35 whether it is at all possible günlük hayatın hiç
to live a life, problemsiz,
   
3:41 our daily life yaşamanın olası olup
without a single problem. olmadığına bakacağız.
   
3:50 And though we are highly educated, Ve iyi eğitimli, belirli kariyerli,
have certain careers, specialised, uzmanlaşmış olsak da,
   
4:05 yet we have henüz çözülmemiş bu
these unresolved struggles,  
   
4:13 pain, suffering, joy acı, keder, keyif
   
4:17 and sometimes a great feeling ve bazen tamamen bencil olmamaın
of not being totally selfish. büyük duygusuda vardır.
   
4:30 And together, Ve bu sabah birlikte,
if we can this morning,  
   
4:35 go into this question: bu soruya girebilirsek:
why human beings live as we do live, neden insan oğlu bizim gibi yaşar,
   
4:47 go to the office from saat 9 dan beşe yada
nine o’clock until five or six altıya kadar büroya gider
   
4:53 for the next fifty years, gelecek 50 yıl boyunca,
   
4:59 or be occupied all the time, yada devamlı meşgul olur
not only with our own problems, sadece kendi problerinle değilde,
   
5:08 but also the brain, ama beynide,
the mind is constantly occupied, zihnide sürekli meşguldür,
   
5:17 there is never a quietness, asla sesizlik yoktur,
there is never peace, asla huzur yoktur,
   
5:24 there is always this occupation daima bir şeyle yada
with something or other. başkasıyla meşguliyet vardır.
   
5:31 And that is our life. Ve hayatımız budur.
   
5:34 That is our daily, monotonous, İşte günlük, monoton,
rather lonely, insufficient life. daha çok yalnız, yetersiz hayatlarımız.
   
5:44 And we try to escape from it Ve ondan
through religion, din ile ,
   
5:49 through various forms eğlenceninn her türlüsüyle
of entertainment. kaçmaya çalışırız.
   
5:55 At the end of the day Ve günü sonunda halen
we are still where we were aynı yerdeyizdir
   
5:59 for the last thousands binlerce ve binlerce
and thousands of years. yıldan beri.
   
6:04 We seem to have changed very little İçsel ve psikolojik olarak çoz
psychologically, inwardly. azıcık değişmiş gözüküyoruz.
   
6:11 And our problems increase. Ve sorunlarımız artıyor.
   
6:16 And always Ve daima yaşlıkık korkusu,
there is the fear of old age,  
   
6:24 disease, some accident bizi bitirecek hastalık, bir kaza
that will put us out. korkusu vardır.
   
6:34 So this is our existence, Yani bizim çocukluktan
from childhood until we die, ölüme varoluşumuz budur,
   
6:44 either voluntarily kah istereyerek
or involuntarily die. kah istemeden ölelim.
   
6:58 We don’t seem to have been able Bu problem çözülmüş
to solve that problem also, görülmüyor hemde,
   
7:06 the problem of living yaşamak ve ölmek problemi.
and the problem of dying.  
   
7:13 Especially as one grows older, Özellikle kişi yaşlandıkça,
   
7:20 one remembers kişi olan herşeyi hatırlar:
all the things that have been:  
   
7:24 the times of pleasure, zevkli zamanları,
the times of pain, acılı zamanları,
   
7:30 the times of sorrow, üzüntüleri,
the times of tears. gözyaşlarını.
   
7:38 But always there is Ancak bu bilinmeyen ölüm
this unknown thing called death denen şey vardır
   
7:46 of which most of us ki hepimizi ürkütür.
are frightened.  
   
7:51 And as two friends sitting Ve parkta sırada oturan
in the park on a bench, iki arkadaş olarak,
   
7:57 not in this hall bu salonda bütün
with all this light and so on, ışıklarla filan değil,
   
8:03 which is rather ugly, ki oldukça çirkin,
   
8:06 but sitting on a bench ama parkta sırada oturmak
in the park with sunlight – gün ışığında -
   
8:13 the dappling light, the sun yaprakların arsından
coming through the leaves – dökülen ışık -
   
8:20 the ducks on the canal kanaldaki ördekler ve
and the beauty of the earth, yeryüzünün güzelliği,
   
8:26 talking over together. tekrar birlikte konuşmak.
   
8:30 And that’s what Ve işte bu yapacağımız şey,
we are going to do,  
   
8:33 talking over together as two friends uzun yaşamış iki arkadaş
who have had a long life, olarak konuşmak,
   
8:44 a long serious life bütün dertlerleriyle
with all the troubles, uzun ciddi bir hayat yaşamış,
   
8:55 the troubles of sex, cinsellik sorunu,
loneliness, yalnızlık,
   
9:01 despair, depression, çaresizlik, depresyon,
anxiety, uncertainty, endişe, belirsizlik,
   
9:10 a sense of meaninglessness bütün bunlara karşı
to all this. anlamsızlık duygusu.
   
9:17 And there is always, Ve daima bunların
at the end of all this, death. sonunda ölüm vardır.
   
9:29 And in talking about it, Ve onun hakkında konuşmak,
either we intellectually approach it, entellektüel yaklaşsak bile,
   
9:38 that is rationalise it, yani gerçeklesek onu,
say it is inevitable, deyelim kaçınılmaz,
   
9:45 don’t be frightened or escape bir çeşit düşünce ile
through some form of belief, korkmadan yada kaçmadan,
   
9:55 the hereafter as the öbürdünya, Asya dünyasının
Asiatics believe, reincarnation, inanışıyla, reenkarnasyon,
   
10:04 or if you are highly intellectual yada çok entellektüelseniz
this is the end of all things, bu herşeyin sonudur,
   
10:15 end of all our existence, varoluşumuzun sonu,
our experiences, our memories, deneyimlerimizin, anılarımızın,
   
10:25 tender, delightful, plentiful. şefkatin, zevkin bolluğun.
   
10:31 And also with it goes Ve de büyük acı ve
the great pain and suffering. ızdırabında sonudur.
   
10:39 What does it all mean, Bütün bunların anlamı,
   
10:42 this life which is really, bu hayat gerçekte,
if one examines very closely, eğer biri yakından incelerse,
   
10:49 rather meaningless? daha çok anlamsızdır.
   
10:52 One can intellectually, verbally, Biri entellektüel olarak, sözel
construct a meaning to life, olarak hayata bir anlam verebilir,
   
11:02 but the way we live ama yaşadığımız hayat
has very little meaning actually. çok az bir anlam sahiptir.
   
11:12 So there is this thing Yani bu yaşamak ve
called living and dying. ölmek denen şey vardır.
   
11:21 That is all we know. Bildiğimizin hepsi bu.
   
11:26 Everything apart from that Bundan gayrısı
becomes a theory, a speculation; bir teori, söylenti olur;
   
11:35 or a pursuit of a belief in which yada bir inancın arkasından koşmak
one finds some kind of security, hope. ki birileri bir tür güvenlik, umut bulur.
   
11:46 But those beliefs Ancak bu inanışlar
are also very shallow, çok da sığdır,
   
11:52 rather meaningless, hatta daçok anlamsızdır,
as all beliefs are. bütün inaçlar gibi.
   
11:59 Or you have ideals Yada düşünce tarfından
projected by thought, tasarlanmış fikirleriniz vardır,
   
12:06 and struggle to achieve o fikirleri başarmak için
those ideals. çabalarsınız.
   
12:12 This is our life Haytımız budur
   
12:19 whether we are very young, çok genç de olsak,
full of vitality, fun, yaşam dolu, neşeli,
   
12:29 a sense that one can do neredeyse herşeyi
almost anything, yapabilme duygusuyla,
   
12:36 but even then with youth, ama gençlikle bile,
middle age and old age, orta yaş ve yaşlılık,
   
12:43 there is always this question daima bu soru vardır
- death, dying. - ölüm, öllmek.
   
12:53 Can we, this morning, Bu sabah bunun
talk over together this? hakkında konuşabilirmiyiz?
   
13:02 Please, Lütfen dün
as we pointed out yesterday, belirttiğimiz gibi,
   
13:07 we are thinking about it beraber onun
together. hakkında düşünüyoruz.
   
13:11 You are not merely, Sadece birinin gösterdiği
if one may point out, değil,
   
13:17 listening to a series of words, bir seri sözcüğü dinleyen,
to some ideas, bazı fikirleri,
   
13:25 but rather together, daha ziyade birlikte,
I mean together, gerçekten birlikte,
   
13:32 investigate this whole problem bu yaşam ve ölüm sorununu
of living and dying. inceleyen kişlersiniz.
   
13:46 And either one does it Herikiside kişinin
with one’s heart, yüreğiyle,
   
13:53 with one’s whole mind, kişinin bütün zihniyle,
or partially, superficially, yada kısmen, üstünkörü,
   
14:06 and so ve böylece çok
with very little meaning. küçük bir anlamla yapar..
   
14:10 So first of all we should see Öyleyse ilk önce beyinlerimiz
that our brains never act fully, asla tamamen çalışmaz,
   
14:24 completely, we only use a bütünüyle, sadece beynin küçük bir
very small part of our brain. parçasını kullanırız.
   
14:39 That part O parça düşüncenin
is the structure of thought. yapısalıdır.
   
14:47 That part being in itself a part O parça kendini bir parça
and therefore incomplete, içinde var eder ve dolayısıyla eksiktir,
   
14:58 as thought is incomplete, düşüncenin eksik olduğu gibi,
   
15:03 so the brain functions yani beyin çok dar
within a very narrow area, bir alanda iş görür,
   
15:08 depending on our senses, duygularımıza bağlı olarak,
   
15:14 our senses duygularımız da
which again are partial, kısmidir,
   
15:18 never all the senses asla bütün duyular
fully awakened. tamamen aktif değildir.
   
15:25 I do not know if you have not Bilmiyorum, eğer
experimented deneyimlemediyseniz
   
15:31 with watching something birşeyi bütün duyularınızla
with all your senses: seyretmeyi:
   
15:37 watching the sea, denizi seyretmeyi,
   
15:40 the birds and the moonlight büyük bir çayırda
at night on a green lawn. ayışığında kuşları seyretmeyi.
   
15:47 If you have not watched Kısmen
partially seyretmediyseniz
   
15:51 or with all your senses yada bütün duyularınz tamamen
fully awakened. aktif iken.
   
15:57 The two states İki durum tamamen
are entirely different. farklıdır.
   
16:02 When you watch Birşeyi kısmen
something partially seyrederken
   
16:07 you are establishing more ayırıcı egoist bir
   
16:11 the separative, egotistic davranış ve yaşam kurarsınız.
attitude and living.  
   
16:20 But when you watch Ama o ayışığını
that moonlight on the water su üzerinde
   
16:25 making a silvery path, gümüş bir iz yaparken,
with all your senses, bütün duyularınızla,
   
16:31 that is, with your mind, yani, zihninizle,
with your heart, yüreğinizle,
   
16:34 with your nerves, giving all sinirlerinizle, bütün dikkatinizi
your attention to that observation, o gözleme vererek izlerseniz,
   
16:40 then you will see for yourself o zaman kendiniz için gözlediğiniz
   
16:44 that there is no centre bir merkez
from which you are observing. olmadığını göreceksiniz.
   
16:52 So can we observe Öyleyse yaşamın ne
what is living, the actuality olduğunu ,
   
17:04 and what does it mean ve gerçekte ölmenin ne anlama geldiğini
to die ? gözleyebilirmiyiz?
   
17:12 Together. Birlikte.
   
17:16 Our life, daily life, Yaşamımız, günlük hayatımız,
is a process of remembrances. bir hatırlamalar sürecidir.
   
17:25 Our brain, mind Beynimiz, zihnimiz
is entirely memory. tamamen hafızadır.
   
17:38 Right? Öylemi?
Are we together in this? Bunde hemfikir miyiz?
   
17:48 This is rather a difficulty Bu oldukça zordur
   
17:51 that I am not sure that we ki emin değilim
are understanding each other. birbirimizi anladığımızdan.
   
18:01 I don’t know Bilmiyorum ne kadar İngilizce
how much English you know, biliyorsunuz,
   
18:05 and that is not ve bu bir aşağılayıcı
an insulting statement, durum değildir,
   
18:10 whether we understand İngilizceyi tamamen anlasak ta,
English completely,  
   
18:13 what the speaker is saying. konuşmacının ne dediğini
  anlamanın garantisi yoktur.
   
18:18 Or you are partially listening, Yada kısmen dinlersiniz,
partially understanding English, kısmen İngilizce'yi anlarsınız,
   
18:28 and so, ve böylece
attention wandering off, dikkat dağılır,
   
18:34 and so one looks ve yani kişi burada
rather dazed – from here. oldukça afallar.
   
18:46 The language Konuşmacının kullandığı dil
that the speaker is using  
   
18:50 is very ordinary çok sıradan
non-specialised language. özel olmayan bir dildir.
   
18:58 It is simple English. Temel İngilizce'dir.
   
19:03 So I hope Öyleyse umarım
we understand each other. birbirimizi anlarız.
   
19:11 We are saying we are Diyoruz ki, biz
– we, our ego, our personality – - biz egomuz, karakterimiz-
   
19:19 our whole structure is entirely bütün yapımız tamamen hafıza olarak bir araya gelmiştir,
put together as memory,  
   
19:26 we are memory bizler hafızayız
- right? -öylemi?
   
19:33 This is subject to investigation, Bu araştırılacaktır,
please, don’t accept it. lütfen, kabul etmeyin.
   
19:39 Observe it, listen. Gözyleyin, dinleyin.
   
19:43 The speaker is saying, Konuşmacı diyor ki,
   
19:45 the you, the ego, the me, siz, ego, ben,
is altogether memory. hepberaber hafızadır.
   
19:57 There is no spot or space Açıklığın olduğu nokta yada
in which there is clarity. yer yoktur.
   
20:07 Or, you can believe, Yada, umuda inanabilirsiniz,
hope, have faith inancınız olabilir
   
20:13 that there is something in you o içinizde kirlenmemiş
which is uncontaminated, birşey vardır,
   
20:22 which is God, which is a spark ki o Tanrı'dır, zamnsız
of that which is timeless, bir kıvılcımdır,
   
20:29 you can believe all that. hepsine inanabilirsiniz.
   
20:32 But that belief is merely illusory, Ancak o inanç sadece ilizyondur,
all beliefs are. tüm inançlar öyledir.
   
20:41 But the fact is that, Ama gerçek tüm
our whole existence, varoluşumuz,
   
20:48 we are entirely memory, tamamen hafızadır,
remembrance. hatırlamadır.
   
20:56 There is no spot or space İçsel olarak hafıza olmayan
inwardly which is not memory. bir nokta yada yer yoktur.
   
21:04 You can investigate this, Eğer zamanınız varsa bunu
if you have time, araştırabilirsiniz,
   
21:08 perhaps not this morning belki bu sabah değil,
because we have a lot to cover, çünkü kapsayacak çok şeyimiz var,
   
21:13 but if you are enquiring ama kendinizi cidden
seriously into yourself sorgularsanız
   
21:18 you will see that the ‘me’, the ego, o "ben"i ego'nun tamamen hafıza,
is all memory, remembrances. hatırlama olduğunu göreceksiniz.
   
21:32 And that is our life, Ve hayatımız budur,
we function, live from memory. hafızadan işgörür, yaşarız.
   
21:42 And for us death Ve bizler için ölüm
is the ending of that memory. o hafızanın sona ermesidir.
   
21:49 Right? Doğrumu?
   
21:56 Am I speaking to myself, Kendi kendime mi konuşuyorum,
or are we all together in this? yoksa bunda berabermiyiz?
   
22:04 You see, the speaker Görüyorsunnuz, konuşmacı bu
is used to talking in the open, bu parlak ışıklar olmadan,
   
22:12 under trees, or in a vast tent ağaçlar altında, yada büyük bir çadırda
without these glaring lights, konuşmaya alışıktı
   
22:21 and one can then have an intimate ve dinleyici ile
communication with each other. yakın bir iletişim vardı.
   
22:31 As a matter of fact, İşin doğrusu,
   
22:37 there is only you and me beraber konuşan
talking together, sadece siz ve ben varız,
   
22:43 not all this enormous bu müthiş
audience in a vast hall, dinleyici ve salon yok,
   
22:49 but you and I sitting ama siz ve ben nehir
on the banks of a river, kıyısında bir sırada oturup,
   
22:53 on a bench, bir bankta, one
talking over this thing together. bu konuda beraber konuşuyruz.
   
23:00 And one is saying to the other: Ve birimiz diğerine diyorki:
we are nothing but memory, bizler hafızadan başka birşey değiliz,
   
23:10 and it is to that memory ve o hafızaya bağımlıyız
that we are attached –  
   
23:18 my house, my property, evim, mülküm,
my experience, my relationship, deneyimlerim, ilişkilerim,
   
23:29 the office I go to, gittiğim işyeri,
the factory, fabrika,
   
23:37 the skill I like being able to gather bir zaman boyunca topladığm
during a certain period of time, ustalık,
   
23:48 I am all that. ben bütün bunlarım.
   
23:51 And to that, thought is attached. Ve ona, düşünce bağlıdır.
That’s what we call living. Yaşam dediğimiz budur işte.
   
24:06 And this attachment, Ve bubağımlılk,
with all its problems, bütün sorunlarıyla,
   
24:14 because when you are attached çünkü bağımlı olduğunuz da
there is fear of losing, kaybetme korkusu vardır,
   
24:22 we are attached bağımlıyız
because we are lonely, çünkü yalnızız,
   
24:26 deep abiding loneliness which is derinden dayanılan yalnızlık
suffocating, isolating, depressing. boğucu, izole edici, depresesiftir.
   
24:40 And the more Ve başkasına daha
we are attached to another, çok bağlandıkça,
   
24:45 which is again memory ki tekrar hafızadır
– the other is a memory: -başkasıda hafızadır:
   
24:53 my wife, my husband, my children, karım, kocam, çocuklarım,
are physically different from me, benden fiziksel olarak farklıdır,
   
25:06 psychologically the memory of psikolojik olarak karımın hafızası,
my wife, I am attached to that, ona bağımlıyımdır,
   
25:17 to the name, to the form, isme, şekle,
my existence is attachment varoluşum bağımlılıktır
   
25:23 to that memory which I have bütün yaşamım boyunca
gathered through all my life. biriktirdiğimo hafızaya.
   
25:32 Where there is attachment Nerede bağımlılık varsa
   
25:35 I recognise, observe anlarım, gözlerim ki
there is corruption. çürüme vardır.
   
25:44 When I am attached to a belief, Bir inanca bağımlı olduğumda,
   
25:49 hoping in that attachment to that o inanca olan bağımlığktan
belief there will be certain security, belirli bir güvenlik olacağını umarak,
   
25:57 both psychologically hem psikolojik hemde
as well as physically, fiziksel anlamda,
   
26:03 that attachment not only o bağımlılık sadece
prevents further examination, ilerdeki sınavdan korumaz,
   
26:11 but I am frightened halbuki birşeye acayip
to examine even bağlandığımda-
   
26:14 when I am greatly attached bir kişiye, bir fikre,
to something – bir deneyime,
   
26:17 to a person, to an idea, bile halen sınav yapılmaktan
to an experience. korkarım.
   
26:21 So corruption exists Yani bağımlılık olduğunda
where there is an attachment. çürüme olur.
   
26:30 And one’s whole life is a movement Ve kişinin bütün hayatı bilinenin
within the field of the known. alanında bir devinimdir.
   
26:40 This is obvious. Açıkça böyle.
   
26:46 And death means the ending Ve ölüm bilinenin sona ermesidir.
of the known. Right? Öylemi?
   
26:55 Ending of Fizeksel organizmanın
the physical organism, sona ermesi,
   
27:00 ending of all the memory "ben" olan tüm hafızanın
of which I am. sona ermesi.
   
27:07 I am nothing but memory, Ben hafızadan başka birşey değilim,
memory being the known. hafıza da bilinendir.
   
27:17 I am frightened to let all that go, Ölüm demek olan o herşeyi
which means death. bırakıp gitmekten korkarım.
   
27:30 I think that is fairly clear, Sanırım bu yeterince açık
at least verbally. en azından sözel olarak.
   
27:36 That is, intellectually Yani, entellektüel olarak
you can accept that. bunu kabul edebilirsiniz.
   
27:41 Logically, sanely, Mantıken, akıllıca
that is a fact. gerçek budur.
   
27:47 So the question is: why human Öyleyse soru: neden insanoğlu
beings throughout the world, dünya boyunca,
   
27:55 though they believe inandıklarına rağmen
– some of them, in the Asiatic world – - bazıları, Asya dünyasında-
   
28:00 in the rebirth of themselves kendilerinin tekrar dünyaya
in the next life; gelecek yaşamda geleceklerine;
   
28:09 the next life being much more gelecek yaşamın çok daha şerefli,
dignified, more prosperous, başarılı,
   
28:20 better house, better position. daha iyi ev, daha iyi pozisyon.
   
28:25 So those who believe Öyleyse tekrar dünyaya gelmeye
in reincarnation, inananlar,
   
28:32 that is, the soul, the ego, yani, ruh, ego,
the ‘me’ – "ben"-
   
28:35 which is a bundle of memories – ki bir öbek hafızadır-
being born next life. gelecek yaşama doğmaya inanırlar.
   
28:46 The next life is a better life Gelecek yaşam daha iyidir
because if I behave rightly now, çünkü şimdi doğru davranırsam,
   
28:52 conduct myself righteously, kendimi doğru idare edersem,
live a life without violence, şiddetsiz bir hayat yaşarsam,
   
29:01 without greed and so on, açgözlü olmadan ve bunun gibi,
   
29:03 the next life I will have gelecek yaşam daha iyidir,
a better life, better position. daha iyi pozisyon getirecektir.
   
29:10 But next life... Ama gelecek yaşam...
   
29:14 a belief in reincarnation yeniden doğmaya inanmak
is just a belief sadece bir inançtır
   
29:19 because those who have çünkü bu kuvvetli inançlara
this strong belief sahip olanlar
   
29:24 don’t live bugün doğru bir
a righteous life today. yaşam sürmezler.
   
29:28 Right? Doğrumu?
You are following all this? Bütün bunları iziliyormusunuz
   
29:33 It is just an idea that Gelecek yaşamın harika
the next life will be marvellous. olacağı sadece bir fikirdir.
   
29:39 The beauty of the next life Gelecek yaşamın güzelliği
   
29:42 must correspond to şimdiki hayatın güzelliğiyle
the beauty of the present life. uygun olmalıdır.
   
29:49 But the present life is so tortuous, Ama şimdiki yaşam çok dolambaçlı
so demanding, so complex, çok talepkar, çok karışıktır,
   
29:56 we forget the belief and struggle, inancı unuttuk ve hile
deceit, hypocrisy, ve ikiyüzlülükle çabalıyoruz,
   
30:02 every form of vulgarity kabalığın her şekliyle
and so on. ve benzerleriyle...
   
30:10 That is one aspect of death, Bu ölümün gelecek yaşamda birşeylere
believing in something next life. inanma açısından bir bakışıdır.
   
30:18 But those Ama bu teriyi kabul
who do not accept such theory, etmeyenler için,
   
30:25 though they are trying to compile yeniden doğma hakkındaki kanıtları
evidence of reincarnation, toplasalr da,
   
30:31 which is rather absurd too - ki oldukça saçmadır-
   
30:35 you understand all this? - bütün bunları anlıyormusunuz?-
   
30:41 because what is it çünkü yeniden doğacak
that is going to reincarnate? olan nedir?
   
30:45 What is it Devamlılığı olan nedir?
that has continuity?  
   
30:53 You understand my question? Sorumu anladınız mı?
Are we talking together? Beraber mi konuşuyoruz?
   
30:58 What is it that has continuity Hayatımızdaki, günlük yaşamdaki
in life, in our daily life? devam edecek şey nedir?
   
31:10 It is the remembrance Dünün deneyiminin
of yesterday’s experience, hatırlanması mıdır,
   
31:15 pleasures, fears, anxieties zevkler, korkular, huzursuzluklar
   
31:19 and there is that continuity ve işte o devamlılık
right through life hayatın içinde
   
31:25 unless we break it kırıp o akıntıdan
and move away from that current. kaçmadığımız sürece öyle.
   
31:31 Right? Doğrumu?
   
31:34 Now the question is: is it possible İşte soru: birisi yaşarken
while one is living, sonladırmak,
   
31:43 with all the turmoil, bütün telaş, o enerji ile,
with that energy, capacity, kapasiyeyle,
   
31:50 to end, say for example, olasımıdır, örneğin
attachment? deyelimki bağımlılığı?
   
31:56 Because that is what is going Çünkü öldüğünüzde
to happen when you die. olacak olan budur.
   
32:02 You may be attached to your wife, Belki karınıza,
to your husband, koacanıza bağımlısınız,
   
32:05 to your property – not to property, mülkünüze, - mülkünüze
that is dangerous – değil, o tehlikelidir-
   
32:13 we are attached to some belief, bazı inançlara bağlıyızdır,
belief in God. Tanrıya inaç.
   
32:21 That belief is merely a projection, O inanç sadece düşüncenin
or an invention of thought, planı yada icadıdır,
   
32:27 but we are attached to it because ama ona bağlıyızdır çünkü bir
it gives a certain feeling of security derecede güven duygusu verir
   
32:35 however illusory it is, ne kadar aldatıcı olsada
we are attached to that. ona bağlıyızdır.
   
32:42 Death means the ending Ölüm o bağımlılığın
of that attachment. sona ermesidir.
   
32:49 Now, while living, Yaşarken şimdi gönüllü
can we end voluntarily, easily, olarak kolayca bitirebilirmiyiz,
   
32:58 without any effort, çabalamadan,
that form of attachment? bağımlılığın o şeklini?
   
33:05 Which means dying to Ki anlamı bildiğimiz
something we have known. bir şey karşı ölmektir.
   
33:11 You follow? İzliyormusunuz?
   
33:19 Can we do this? Bunu yapabilirmiyiz?
   
33:20 Because that is Çünkü o birlikte
living and dying together, yaşamak ve ölmektir,
   
33:26 not separated by bizi düşürecek bir hastalığı beklerken
a hundred years, or fifty years,  
   
33:31 waiting for some disease yüz yada elli yılla
to push us off. gecikmiş birşey değil.
   
33:37 But living Ama yaşamak bütün
with all our vitality, energy, canlılıkla, enerjiyle,
   
33:43 intellectual capacity, entellektüel kapasite,
with the greater feeling, büyük duygularla,
   
33:49 to end certain conclusions, kesin sonuçları bitirmek,
   
33:56 certain idiosyncrasies, experiences, kesin mizaçları, deneyimleri,
attachments, hurts, to end it. bağımlılıkları, incinmeleri bitirmek.
   
34:10 That is, while living İşte o yaşarken
also living with death. ölümle yaşamaktır.
   
34:17 You understand this? Bunu anladınızmı?
   
34:20 Are we meeting each other? Beraber miyiz?
   
34:24 So that death Öyleyse o ölüm
is not something far away, çok uzak birşey değildir,
   
34:34 death is not something ölüm birinin hayatının
that is at the end of one’s life, sona ermesi gibi birşey değildir,
   
34:41 through some accident, bir kazayla, hastalıkla,
disease, old age, yaşlılıkla,
   
34:46 but rather living, daha ziyade yaşamak,
to all the things of memory, hafızanın bütün bu şeylerine,
   
34:57 ending that, onu sonlandırmak,
which is death. ölümdür.
   
35:00 That means death Bunun anlamı ölüm yaşamdan
is not separate from living. ayrı birşey değildir.
   
35:13 Also, as we said yesterday, Dünde söylediğimiz gibi
we should consider together, birlikte düşünmeliyiz,
   
35:27 sitting on the banks nehrin kenarında
of that river on a bench, bir sıraya oturup,
   
35:35 water flowing, clear, su akarken, temiz su,
not muddied, polluted water, çamursuz, kirlenmemiş su,
   
35:43 seeing all the movement dalgaların bütün
of the waves devinimlerini görerek
   
35:49 pursuing each other nehrin kenarında
down the river, biribirini takip ederek,
   
35:54 we also as two friends iki arkadaş olarak da
sitting there, orada oturup,
   
36:00 talk together din hakkında
about what is religion. konuşuruz.
   
36:07 Why has religion played Neden din yaşamlarımızda
such a great part in our lives böylesine büyük bir rol oynar
   
36:14 from the ancient of times antik zamanlardan
until today? günümüze kadar?
   
36:24 What is Dindar zihin
a religious mind like? nasıl olur?
   
36:32 What does the word 'religion' "Din" kelimesinin
actually mean? gerçekte anlamı nedir?
   
36:39 Because historically – not that Çünkü tarihsel olarak- birinin
one has read a great deal about it hakkında okuduğu yığın bilgi değil
   
36:46 but one has observed ama kişinin gözlediği uygarlıkların
how civilisations disappear, nasıl yokolduğu,
   
36:53 to be reborn again ve tekrar farklı
with a different religion. bir dinle geldiği.
   
37:00 Religions have brought about Dinler yeni uygarlıklar
new civilisations, new culture. yeni kültürler getirmiştir.
   
37:07 Not the technological world, Teknolojik dünya,
not the computers, bilgisayarlar değil,
   
37:14 the submarines, denizaltılar,
the war materials. savaş malzemeleri değil.
   
37:19 Nor the businessman, Nede işadamları,
nor the economists, yada ekonomistler,
   
37:24 but religious people ama dünya boyunca
throughout the world din adamları
   
37:28 have brought about heybetli bir değişim
a tremendous change. getirmişlerdir.
   
37:33 So, one must enquire together Öyleyse, kişi birlikte "din"
what we mean by that word ‘religion’. kelimesinin anlamını sorgulamalıdır.
   
37:43 What is its significance, Anlamı nedir,
   
37:47 whether it is mere superstition, sadece mantıksız batıl
illogical, meaningless? itikatmıdır?
   
37:54 Or there is something Yoksa çok ilerde
far greater, birşeyler mi vardır,
   
38:01 something much more, sonsuz güzel
infinitely beautiful. çok fazla bişeyler mi?
   
38:12 And to find that Ve onu bulmak
is it not necessary – gerekli değildir-
   
38:20 we are talking over iki arkadaş olarak
together as two friends – hakkında konuşuyoruz-
   
38:23 is it not necessary to be free özgür olmak gerekli
  değildir
   
38:32 of all the things düşüncenin din olarak
thought has invented as religion? icat ettiği herşeyden.
   
38:43 You understand my question? Sorumu anladınız mı?
   
38:46 I want to find out Dinin anlamının ne
what is the significance of religion. olduğunu bulmak istiyorum.
   
38:57 What is the depth of it? Derinliği nedir?
What is its end? Sonu nedir?
   
39:03 Because man has always Çünkü insan fiziksel varlığın ötesinde
sought something sürekli
   
39:09 beyond the physical existence. birşeyler aramıştır.
   
39:13 He has always looked, Daima araştırmış, bakmış,
searched, asked, suffered, acı çekmiştir,
   
39:23 tortured himself to find out if there kendine işkence etmiştir zaman olmayan
is something which is not of time, birşeyleri bulmak için,
   
39:34 which is not of thought, düşünce olmayan,
which is not belief or faith. inanç yada iman olmayanı.
   
39:46 And to find that out Ve onu bulmak için
one must be absolutely free, kişi tamamen özgür olmalıdır,
   
39:57 otherwise if you are anchored yoksa özel bir
to a particular form of belief inanca bağlıysanız
   
40:06 that very belief will prevent o kesin inanç sonsuz olanın
investigation into what is eternal, araştırılmasına engel olur,
   
40:13 if there is such a thing sonsuz diye
as eternity birşey varmı
   
40:16 which is beyond all time, bütün zamanların ve ölçümlerin
beyond all measure. ötesinde.
   
40:22 So one must be free, Yani kişi özgür olamlıdır,
   
40:27 if one is serious in the enquiry eğer dinin ne olduğununn
into what is religion, sorgulanmasında ciddi ise,
   
40:34 one must be free of all the things kişi düşüncenin icat ettiği
that thought has invented, herşeyden özgür olmalıdır,
   
40:40 put together, that which din olarak ortaya konan şeyleri
is considered religious. bir araya getirmek için.
   
40:50 That is, all the things Yani, Hizduizim icat
that Hinduism has invented, ettiği herşey,
   
41:00 with its superstition, batıl itikatlarıyla,
with its beliefs, with its images, inançlarıyla, imajlarıyla,
   
41:08 and the ancient literature ve antik literatür
as the Upanishads and so on, Upanishadslar olarak ve benzeri,
   
41:15 one must be kişi hepsinden özgür
completely free of all that. olmalıdır.
   
41:20 If one is attached to all that Eğer kişi bütün onlara bağımlıysa
then it is impossible, naturally, o zaman doğal olarak,
   
41:28 to discover orijinalin ne olduğunu
that which is original. keşfetmek imkansızdır.
   
41:33 You understand the problem? Sorunu anladınız mı?
   
41:36 That is, if my mind, my brain Yani, eğer zihnim, beynim
   
41:40 is conditioned Hindu batıl inancı
by the Hindu superstition, ile şartlanmışsa,
   
41:45 beliefs, dogmas, idolatry, inaçları, dogmaları, ikonlarıyla,
   
41:53 with all the ancient tradition, bütün antik geleneklerle,
   
42:02 my mind then o zaman zihnim
is anchored to that, oray demir atmıştır,
   
42:06 therefore it cannot move, böylece ilerleyemez,
it is not free. özgür değildir.
   
42:11 Therefore one must be Yani kişi bütün bunlardan
free completely from all that: tamamen özgür olmalıdır:
   
42:22 being a Hindu. Right? bir Hindu olmaktan. Doğrumu?
   
42:26 Similarly, one must be free totally Benzer olarak, kişi düşüncenin
from all the inventions of thought, tüm icatlarından bağımsız olmalıdır,
   
42:37 as the rituals, dogmas, törenlerden, dogmalardan,
beliefs, symbols, inançlardan, sembollerden,
   
42:42 the saviours and so on öğretmenlerden ve Hıristiyanlığın
of Christianity. benzeri şeylerinden.
   
42:47 That may be rather difficult, Bu belki oldukça zordur,
that is coming nearer home. yani eve yakın gelmek.
   
42:55 Or if you go to Ceylon Yada eğer Seylan'a
or the Tibetan, yada Tibet'e giderseniz,
   
43:01 North, Buddhism, Kuzeye, bütün
with all their idolatry, ikonlarıyla Budizm,
   
43:08 as the idolatry of Christianity, Hıristiyan ikonculuğu gibi,
they too have this problem: onlarda bu soruna sahiptir:
   
43:17 being attached as security düşüncenin icat ettiği
to the things thought has invented. objelere güvenlik için bağımlı olmak.
   
43:26 So, all religions, Öyleyse bütün dinler,
whether Christianity, Islam, Hıristiyanlık, yada İsalm,
   
43:32 Hinduism or Buddhism, Hinduizim yada Budizm,
   
43:37 they are the movement of thought düşüncenin zaman
continued through time, içinde devinimidirler
   
43:44 through literature, literatürle,
through symbols, sembollerle,
   
43:50 through things zihin yada
made by the hand or by the mind, elle yapılmış objelerle,
   
43:56 all that is considered religious modern dünyada
in the modern world. hepsi dinsel olarak kabul edilir.
   
44:06 To the speaker Konuşmacıya göre
that is not religion. din değilidirler.
   
44:15 To the speaker Konuşmacıya göre
it is a form of illusion, yanılsamanın bir şeklidir,
   
44:20 comforting, satisfying, romantic, rahat ettiren, tatmin eden, romantik,
sentimental but not actual, duygusal ama gerçek değil,
   
44:30 because religion must affect life, çünkü din hayatı, yaşam
the way we live, şeklimizi etkilemelidir,
   
44:38 that is hayatın anlamı
the significance of life. odur.
   
44:44 Because then only Çünkü sadece
when there is order – o zaman düzen olduğunda-
   
44:48 as we talked about yesterday – dün konuştuğumuz gibi-
in our life. hayatlarımızda.
   
44:56 Order is something that is totally Düzen düzensizlikle tamaen ilgisiz
disassociated with disorder. birşeydir.
   
45:05 We live in disorder, that is, Düzensizlikte yaşarız, buda
in conflict, contradiction, çatışma, çelişkidir,
   
45:11 say one thing, do another, birşey söyleyip, başak birşey yapmak,
think one thing and act another way, birşey düşünüp başka türlü davranmak,
   
45:16 that is contradiction. çelişki budur.
   
45:20 Where there is contradiction, Çeliki olan yerde,
which is division, ki bölünmedir,
   
45:24 there must be disorder. düzensizlik olmadır.
   
45:29 And a religious mind Ve dinsel zihin tamamen
is completely without disorder. düzensizlikten bağımsızdır.
   
45:37 That is the foundation Dinsel hayatın temeli
of religious life, budur,
   
45:43 not all the nonsense that is going on guruların saçmalıkları ve
with the gurus with their idiocies. aptallıkları ile süregiden değildir.
   
45:53 You know it is a most Bilirsiniz en eşsiz
extraordinary thing: şey:
   
46:00 many gurus have come to see birçok guru konuşmacıyı
the speaker, many of them. görmeye geldi, birçoğu.
   
46:08 Because they think Çünkü gurulara saldırdığımı
I attack the gurus. sandılar.
   
46:14 You understand? Anladınız mı?
   
46:17 They want to persuade me Beni saldırmamaya
not to attack. razı etmeye çalıştılar.
   
46:23 They say, what you are saying Derlerki, ne diyorsun
and what you are living ne yaşıyorsun
   
46:28 is the absolute truth, mutlak gerçektir,
but not for us, ama bizim için değil,
   
46:32 because we must help those people who çünkü biz senin kadar ileri gitmemiş
are not as fully advanced as you are. insanlara yardım etmeliyiz.
   
46:37 You see the game they play. Oynadıkları oyunu görüyorsunuz.
You understand? Anladınız mı?
   
46:43 So, one wonders why Yani, kişi merak eder
the Western world, neden Batı dünyası,
   
46:50 or some of the Western people bazı Batılı'lar
go to India, Hindistan'a gider,
   
46:57 follow these gurus, get initiated bu guruları izler, başlatılırlar
– whatever that may mean – - ne demekse-
   
47:05 put on different robes farklı elbiseler giyerler
and think they are terribly religious. ve sanırlar ki korkunç dindardırlar.
   
47:12 But strip them of their robes, Ama elbiselerini soyarsanız,
   
47:18 stop them and enquire into their life, durdurup ve hayatlarını sorgularsanız,
they are just like you and me. sizin ve benim gibidirler.
   
47:24 So the idea of going somewhere Yani, aydınlanmayı bulmak için
to find enlightenment, bir yere gitme fikri,
   
47:31 changing your name adınızı Sanskrit ismine
to some Sanskrit name, değiştirmek,
   
47:38 seems so strangely absurd son derece saçma
and romantic without any reality, romantik ve gerçekdışı görünür,
   
47:46 but thousands are doing it. ama binlercesi bunu yapıyor.
   
47:50 Probably it is a form of amusement Muhtemelen eğlencenin
without much meaning. çok da anlamlı olmayan bir türü.
   
48:01 The speaker is not attacking. Konuşmacı saldırmıyor.
Please let’s understand: Lütfen anlayalım:
   
48:06 we are not attacking anything, hiçbir şeye saldırmıyoruz,
we are just observing, sadece gözlemliyoruz,
   
48:12 observing the absurdity insan zihninin saçmalığını
of the human mind, gözlüyoruz,
   
48:19 how easily we are caught, ne kadar kolay yakalndığımızı,
we are so gullible. son derece ahmakız.
   
48:27 So, a religious mind is a very Öyleyse, dinsel zihin çok
factual mind, it deals with facts. gerçekçidir, gerçeklerle uğraşır.
   
48:38 That is, facts being Yani, gerçek şu anda
what is actually happening, olandır,
   
48:44 with the world outside, dış dünya ile,
and the world inside. ve içerdeki dünya ile.
   
48:51 The world outside Dış dünya içerdeki
is the expression of the world inside, dünyanın ifadesidir,
   
48:55 there is no division içeri ve dışarı arasında
between the outer and the inner – bölünme yoktur-
   
49:00 that is too long to go into. ki içine girip açıklamak çok uzundur.
   
49:03 So, a religious life Yani, dinsel hayat,
is a life of order, diligence, düzenin yaşamıdır, çaba gerektirir,
   
49:10 dealing with what is actually kişinin kendisinde ne olduğuyla
happening within oneself, uğraşmasını gerektirir,
   
49:18 without any illusion, so that one aldanmasız, böylece kişi
leads an orderly, righteous life. düzenli, dorğu bir yaşama ularşır.
   
49:29 When that is established, Bu kurulduğunda,
unshakeably, sarsılmazca,
   
49:35 then we can begin to enquire o zaman meditasyonun ne olduğunu
what is meditation. sorgulamaya başlayabiliriz.
   
49:48 Perhaps that word did not exist Belkide o sözcük
about twenty years ago, Batı dünyasında,
   
49:58 or thirty years ago yirmi yıl ömce yoktu
in the Western world. yada otuz yıl önce.
   
50:02 The Eastern gurus Doğu'lu gurular
have brought it over here. onu buraya getirdiler.
   
50:06 There is Tibet meditasyonu
the Tibetan meditation, vardır,
   
50:10 Zen meditation, Zen, Hindu
the Hindu meditation, meditasyonu,
   
50:18 the particular meditation özel bir gurunun
of a particular guru, özel bir meditasyonu vardır,
   
50:25 the meditation of yoga, yoga meditasyonu,
sitting cross legged, bağdaş kurup oturursun,
   
50:31 breathing, you know, all that. nefes alırsın, bilirsiniz hepsini.
   
50:38 All that is called meditation. Hepsi meditasyon diye adlandırılır.
   
50:48 We are not denigrating Bunları yapan insanlara kara
the people who do all this. çalmıyoruz.
   
50:54 We are just pointing out Meditasyonun ne kadar
how absurd meditation has become. saçmalaştığını gösteriyoruz.
   
51:04 The Christian world Hıristiyan dünyası
believes in contemplation, tefekküre inanır,
   
51:14 giving themselves over kendini Tanrının arzusuna,
to the will of God, grace and so on. inaytine vermek ve benzeri.
   
51:25 They have the same thing Asya dünyasında da
in the Asiatic world, aynı şey vardır,
   
51:30 only they use different words sadece Sanskritçe farklı
in Sanskrit, kelimeler kullanılırlar,
   
51:35 but it is the same thing: ama aynı şeydir:
   
51:38 man seeking some kind ebedi güvenliği
of everlasting security, arayan insan,
   
51:46 happiness, peace, mutluluğu, barışı,
not finding it on earth, dünyada bulamaz,
   
51:53 hoping it exists başka biryerde olacağını
somewhere or other, umud eder,
   
51:59 the desperate search bozulmayan birşeyin
for something imperishable. umutsuz aranması.
   
52:09 This has been the search of man Bu insanın ölçülemez zamandan
from time beyond measure. beri aradığıdır.
   
52:21 The ancient Egyptians, Antik Mısır'lılar,
the ancient Hindus, antik Hindu'lar,
   
52:25 Buddhists and so on, and some of Budist'ler ve benzeri, bazı
the Christians have followed this. hıristiyanlar da bunu izlemiştir.
   
52:37 So to enquire together, Yani birlikte sorgulamak,
   
52:43 to go deeply into meditasyonunn ne olduğuna
what is meditation derinlemesine gitmek,
   
52:51 and whether there is anything ve kutsal, mukaddes birşeylerin
called sacred, holy – olup olmadığnı
   
52:58 not the thing that thought düşüncenin kicat edip
has invented as being holy, kutsal olan değil,
   
53:05 that is not holy, o kutsal değildir,
what thought creates is not holy, düşüncenin icat ettiği şey kutsal değildir,
   
53:10 is not sacred mukaddes değildir,
because it is based on knowledge, çünkü bilgi üzerine kurulmuştur,
   
53:16 and knowledge being incomplete, ve bilgi eksil olmuştur,
and whatever thought invents, düşünce ne bulursa bulsun,
   
53:23 how can that be sacred? nasıl kutsal olabilir ki?
   
53:25 But we worship that which thought Ama bizler bütün dünya da
has invented all over the world. düşüncenin icat ettiğine ibadet ederiz.
   
53:37 So together, having established, Öyleyse birlikte, organize olarak,
some partially, others completely, bazısı kısmen, bazısı tamamen,
   
53:47 totally, order in their life, bütünüyle, yaşamlarında düzenle,
in their behaviour, davranışlarında düzenle,
   
53:52 in which there is no contradiction hiç çelişki olmayan
whatsoever, hepsinde,
   
53:57 having established that, onun organize olduğu,
and rejected, totally rejected, ve rededildiği, tamamen redeildiği,
   
54:06 all the various forms of meditation, meditasyonun çeşitli şekillerinin
their systems, their practices olduğu, kendi sistemleri ve tecrübeleri
   
54:14 because when you practise çünkü tecrübe ettiğinizde
you are repeating over and over again, tekrar ve tekrar yeniden yaparsınız,
   
54:22 like a pianist if he practises, bir piyanistin çalıştığı gibi,
he may be practising the wrong note. belki bir notayı yanlış çalışıyordur.
   
54:30 So, it is easy to conform Yani bir kalıp
to a pattern, uydurmak kolaydır,
   
54:38 to obey something birinin söylediği
somebody has said birşeye boun eğmek,
   
54:45 that will help you to reach sizi o şey neyse onun
the highest state of whatever it is. en yüksek seviyesine götürecektir.
   
54:51 So you practise, Yani pratik yaptıkça,
you accept systems sistemleri kabul edersiniz
   
54:56 because you want to get çünkü "olandan" başka birşeyi
something other than ‘what is’. elde etmek istersiniz.
   
55:03 Now we are saying Şimdi biz de tamamen
quite the contrary. zıt birşey söylüyoruz.
   
55:09 There is no system, Hiç bir sistem,
no practice, pratik yoktur
   
55:23 but the clarity of perception ama özgür bir zihnin
of a mind that is free, açık algısı,
   
55:30 which has no direction, no choice, hiç yönlendirme, seçim olmadan
but free to observe. özgürce gözleyebilecektir.
   
55:39 Most meditations have this problem, Birçok meditasyonların bu
which is controlling thought. düşünceyi kontrol etme sorunu vardır.
   
55:53 The one who practises is different Tecrübe eden
from that which he is practising. tecrübe ettiğinden farklıdır.
   
56:00 I hope you are following all this, Umarım bütün bunları
if it interests you. izliyorsunuz, eğer sizi ilgilendiriyorsa.
   
56:08 So most meditation, Yani birçok meditasyon
whether the Zen, the Hindu, Zen, hindu,
   
56:14 the Buddhist, the Christian, Budist, Hıristiyan
or the latest guru, yada son guru,
   
56:21 is to control your thought because düşüncenizi kontrol eder,
through control you centralise, çünkü böylece, merkezileşirsiniz
   
56:30 you bring all your energy bütün enerjinizi
to a particular point. özel bir noktaya getirirsiniz.
   
56:35 That is, concentrate. Buda konsantrasyondur.
   
56:41 Which is, there is a controller Yani bir kontrolcu vardır ve
different from the controlled. kontrol edilenden farklıdır.
   
56:48 Are you following all this? Bütün bunları izliyormusunuz?
   
56:50 Which is Ki kontrolcu
the controller is the past, geçmiştir,
   
56:56 which is still thought, ki halen düşüncedir,
still memory, halen hafızadır,
   
57:01 and that which he is controlling ve kontrol ettiği halen
is still thought, düşüncedir,
   
57:04 which is wandering off, ki oda endişelidir,
so there is conflict. böylece çatışma olur.
   
57:10 You are sitting quietly and thought Sezsize oturursunuz düşünce gider,
goes off, you want to concentrate, konsantre olmak istersiniz,
   
57:16 like a schoolboy looking out of pencereden bakan okul çocuğu gibi
the window and the teacher says, ve öğretmen derki,
   
57:21 ‘Don’t look out of the window, " Dışarı bakma,
concentrate on your book’. kitabına bak"
   
57:25 And we do the same thing. Ve bizde aynı şeyi yapıyoruz.
   
57:28 So one has to learn the fact, Yani kişi gerçeği öğrenmelidir,
the controller is the controlled. kontrolcü kotrol edilendir.
   
57:39 Is that clear? Açık mı bu?
   
57:46 Must all this be explained, Bütün bunlar adım adım mı
step by step? açıklanmalıdır?
   
57:52 That is – I’ll explain, please. Öyle- açıklayacağım, lütfen.
   
57:57 The controller, the thinker, Kontrolcu, düşünen,
the experiencer, deneyimleyen,
   
58:05 we think is different sanırız ki
from the controlled, kontrol edilenden farklıdır,
   
58:12 from the movement of thought, düşüncenin deviniminden,
   
58:17 from the experiencer denyimleyenden
and the experience, ve deneyimden,
   
58:21 we think these two sanırız ki bu iki
are different movements. devinim farklıdır.
   
58:26 But if you observe closely, Ama yakından gözlerseniz,
the thinker is the thought. düşünen düşüncedir.
   
58:32 Thought has made the thinker Düşünce düşüneni
separate from thought, düşünceden ayırır,
   
58:38 which then says, sonra derki
‘I must control’. "kontrol etmeliyim".
   
58:42 You are following all this? Bütün bunları izliyor musunuz?
   
58:45 This is so logical, so sane. Çok mantıklıdır, çok akıllıcadır.
   
58:49 So when the controller Yani ne zaman kontrolcü,
is the controlled, kontrol edilendir,
   
58:55 then you remove o zaman çatışmayı
totally conflict. tamamen ortadan kaldırırsınız.
   
58:59 Conflict exists only Çatışma sadece
when there is division. bölünme varken vardır.
   
59:05 Between you and the Germans, Sizinle Alman'lar,
between the Israelis and the Arabs. İsrail'lilerle Arap'lar arasında.
   
59:10 Where there is nationalistic, Nerede ulusalcılık yada
or economic, ekonomik,
   
59:14 or social division yada sosyal bölünme varsa
there must be conflict. orada çatışma vardır.
   
59:18 So inwardly where there is Yani içsel olarak gözlemci ile
the division between the observer, tanıklık edenle,
   
59:25 the one who witnesses, deneyimlenenden farklı olan
   
59:26 the one who experiences is different deneyimleyen kişi arasında
from that which is experienced,  
   
59:31 there must be conflict. daima çatışma olur.
   
59:34 And our life is conflict Ve hayatlarımız çatışmadır
because we live with this division. çünkü bu bölünme ile yaşarız.
   
59:40 But this division is fallacious, Ama bu bölünme boştur,
is not real, gerçek değildir,
   
59:48 it has become our habit, kontrol eden alışkanlığımız
our culture, to control. olmuştur, kültürümüzdür.
   
59:53 We never see the controller Asla kontrol edenin
is the controlled. kontrol edilen olduğunnu göremeyiz.
   
59:59 Right? Do you get all this? Öylemi? Bunları alıyormusunuz?
   
1:00:02 So when one realises that, Öyleyse, ne zaman kişi görürse,
not verbally, not idealistically, sözel, fikirsel olarak değil,
   
1:00:14 not as a utopian state ütopyacı bir hal olarak değil
for which you have to struggle, sizin şimdi çabaladığınız,
   
1:00:23 but to observe it ama onu gözlemek
actually in one’s life gerçekten kişinin hayatında
   
1:00:28 that the controller kontrolcunun kontrol
is the controlled, edilen olduğunu,
   
1:00:33 the thinker is the thought, düşünenin düşünce,
   
1:00:38 then the whole pattern of our thinking o zaman bütün düşünce dizgemiz
undergoes a radical change kökten bir değişime gider
   
1:00:45 because there is no conflict. çünkü çatışma yoktur.
   
1:00:50 And that is absolutely necessary Ve eğer meditasyon yapıyorsanız
if you are meditating bu kesinlikle gereklidir
   
1:00:57 because meditation demands a mind çünkü meditasyon yüksek derecede
that is highly compassionate. tutkulu bir zihin ister.
   
1:01:05 And therefore Ve böylece yüksek
highly intelligent, zekalı,
   
1:01:10 the intelligence zeka ki sevginin
which is born out of love, içinden doğmuştur,
   
1:01:14 not out of cunning thought. kurnaz düşünceden çıkmamıştır.
   
1:01:19 So meditation means the establishment Yani meditasyon demek
of order in our daily life, hayatınızda çelişki olmayan
   
1:01:29 in which düzenin kurulması
there is no contradiction. demektir.
   
1:01:34 Then, rejecting totally all O zaman bütün sistemleri,
the systems, meditations, all that, meditasyonları, hepsini redederek,
   
1:01:42 because the mind must be çünkü zihnin tamaen özgür
completely free, without direction, yönlendirmesiz olması gerekir,
   
1:01:53 and also it means a mind ve aynı zamnda tamamen
that is completely silent. sesiz bir zihin demektir.
   
1:02:04 Is that possible? Olanaklımıdır?
   
1:02:07 Because we are chattering Çünkü durmadan
endlessly; gevezelik ediyoruz,
   
1:02:12 the moment you leave this place bu yeri terk ettiğiniz anda
I know you will start chattering. biliyorum gevezeliğe başlayacaksınız.
   
1:02:20 So our minds Yani zihinlerimiz
are everlastingly occupied, devamlı meşguldür,
   
1:02:24 chattering, thinking, struggling, gevezelikle, düşünmeyle, çabalamayla,
and so there is no space. böylece de hiç yer yoktur.
   
1:02:32 Space is necessary Boşluk sessizlik
to have silence. için gereklidir.
   
1:02:40 For a mind that is Çabalayan, pratik yapan bir zihin için,
practising, struggling,  
   
1:02:43 wanting to be silent sessiz olmak isteyen
is never silent. asla sessiz olamaz.
   
1:02:49 But when it sees that silence Ama o sesizliğin mutlaka
is absolutely necessary, gerekli olduğunu görünce,
   
1:02:58 not the silence düşünce tarfından
projected by thought, tasarlanan sezsizlik değil,
   
1:03:03 not the silence between two notes, iki nota arasındaki sessizlik değil,
between two noises, iki gürültü arasında olan değil,
   
1:03:06 between two wars, iki savaş arasında değil,
but the silence of order. ama düzenin sessizliği.
   
1:03:19 And when there is Ve mutlak sesizlik
that absolute silence – olduğunda-
   
1:03:27 not cultivated silence insan tarafından üretilen değil
   
1:03:31 which is what most meditations ki birçok meditasyonun
try to do: cultivate silence. yapmaya çalıştığı: sessizliği üret.
   
1:03:39 That is, cultivate thought, Yani, üretilmiş düşünce,
which is never silent. asla sessizlik değildir.
   
1:03:45 I don’t know if you see Bilmem ki bunun saçmalığını
the absurdity of it. görüyormusunuz?
   
1:03:50 So when there is that silence Öyleyse o sessizlik olduğunda
then one discovers insan keşfederki
   
1:03:58 – sorry, one doesn’t discover – - pardon, insan keşfetmez-
   
1:04:00 in that silence, truth, o sessizlikte, gerçek,
which has no path to it, exists. ki ulaşılacak yolu yoktur, varolur.
   
1:04:10 Truth then is O zaman gerçek, zamansızdır,
timeless, sacred, incorruptible. kutsaldır, bozulamazdır.
   
1:04:22 That is meditation, Meditasyon odur,
that is a religious mind. dinsel zihin odur.
   
1:05:09 SUBTITLE TEXT COPYRIGHT 1981 Alt yazılar telif hakkı
KRISHNAMURTI FOUNDATION TRUST LTD KRISHNAMURTI TRUST Vakfına aittir.