Krishnamurti Subtitles

Eylem ve tepkinin sonsuz döngüsü

Bombay (Mumbai) - 5 February 1984

Public Talk 2



0:50 Can we wait a little Bu ses gidene kadar,
till that noise goes by? biraz bekleyebilir miyiz?
   
2:32 Now we can begin. Şimdi başlayabiliriz.
   
2:41 We were going to talk about, Konuşacaktık değil mi,
weren't we,  
   
2:46 if we can live in this world, oldukça çılgın bir yer olan
   
2:51 which is pretty insane, bu dünyada yaşanabilir mi,
   
2:55 if it is possible acaba çelişki olmadan
to live without conflict. yaşanabilir mi diye.
   
3:07 And we have Ve bizler kendimizi
accustomed ourselves alıştırdık,
   
3:13 to make her tür
every kind of effort, çabayı göstermeye,
   
3:17 to achieve, başarmaya, sadece
not only biologically biyolojik olarak da değil
   
3:25 but also externally. dışsal olarak da.
   
3:30 Our society Toplumumuz
is so constructed öyle bir şekilde yapılanmıştır ki
   
3:34 that we have to make inanılmaz çaba harcamak
tremendous effort zorundayızdır
   
3:42 to have a vocation... taklit mesleğini
of imitation. edinmek için.
   
3:54 Can we talk Birbirimizle sessizce
to each other quietly? konuşabilir miyiz?
   
4:01 We are saying Şunları söylüyoruz:
that our society toplumumuz
   
4:08 is made öyle yapılanmıştır ki
so that each one of us her birimiz
   
4:13 have to make great acayip çaba
deal of effort göstermek zorunda
   
4:17 to have a job, bir meslek,
to have a career, bir iş elde etmek için,
   
4:22 to accumulate money güvence amacı ile
for security, and so on para biriktirmeli vb...
   
4:28 – a great deal of effort -çok ciddi çaba
is necessary, gerekiyor,
   
4:32 school, college, okul, üniversite,
university, and so on. vesaire.
   
4:38 And also Ve bir de
we have the concept kavramımız var
   
4:46 that inwardly we also içsel anlamda da
must make tremendous effort. çok fazla çaba harcamalıyız şeklinde.
   
4:56 Effort implies control, Çaba kontrolü ima eder,
   
5:00 effort implies conflict, çaba çelişkiyi ima eder,
   
5:08 inwardly, psychologically, içsel, psikolojik olarak
and outwardly. ve dışsal olarak.
   
5:15 To this state of things Bu tarz durumlara
we have become accustomed. alışkanlık kazandık.
   
5:21 Religious people, business people Din adamları, her türden iş adamı
of every kind must make effort. çaba göstermek zorunda.
   
5:32 And in that effort there is involved Ve bu çaba inanılmaz
a great deal of energy, yüksek bir enerji ister,
   
5:39 in conflict, and so on. keza çelişki de vb...
   
5:47 We are going Beraberce
to talk over together üstüne konuşacağız
   
5:50 – what a noisy place this is, -burası ne kadar da
isn't it? – sesli bir yermiş, değil mi?
   
5:59 we are going to talk over Bu soru hakkında
together this question, beraber konuşacağız,
   
6:05 why we live in conflict, neden çelişki içinde
  yaşıyoruz,
   
6:09 why we have accustomed bu tarz yaşamaya
ourselves to live in this way, neden alıştık,
   
6:16 why human beings, dünyanın her köşesinden
right throughout the world, insanlar neden
   
6:22 have not found a way günlük hayatın
of living daily life tüm karmaşası, tüm kaygısı,
   
6:27 without all the turmoil, acısı olmadan
all the anxiety, pain. yaşamanın yolunu bulamadılar.
   
6:38 And we are trained in vocation, Ve meslekler, aslı taklide dayanan
which is imitation. meslekler üzerine eğitildik.
   
6:53 One can understand why we have Dış çabada bulunmak
to make an effort externally. anlaşılabilir.
   
7:01 In an overpopulated country Böylesine, aşırı
like this, nüfuslu bir ülkede
   
7:05 badly managed governments, kötü yöneten hükümetlerle
and so on, vesaire,
   
7:10 we have to make an effort yaşamak, bir meslek edinmek
to live, to have a job. için çaba harcamalıyız.
   
7:18 That's understood. Bu anlaşılır.
   
7:21 And we are asking why, Ve bizler soruyoruz
we human beings, neden biz insanlar,
   
7:27 have to make inward effort. içsel anlamda
  çaba göstermeliyiz.
   
7:32 In that is implied Bunun içine
control, conflict, kontrol, çelişki girer
   
7:43 and various forms of struggle, ve farklı türde mücadele,
anxiety, and so on. kaygı vb.
   
7:54 We are questioning Sorguluyoruz:
why human beings Biz insanlar neden
   
7:59 have to make inward effort içsel çaba
at all, göstermek zorundayız,
   
8:02 have inward, içsel, psikolojik
psychological conflict. çelişkiler olmalı.
   
8:08 Is that question clear? Bu soru açık mı?
   
8:12 We are asking, is it necessary Soruyoruz, bu insanlar
for human beings için gerekli midir
   
8:20 in their relationship birbirleriyle olan
with each other ilişkilerinde
   
8:24 – because we cannot possibly -tek başımıza
live alone, yaşayamayacağımıza göre,
   
8:30 even though you are a hermit münzevi biri dahi olsanız,
you are always related to somebody. mutlaka birileri ile alakalısınızdır.
   
8:37 So, we are asking whether it is Şimdi bunca karmaşa,
possible to live in this world çok büyük dış karışıklık içindeki
   
8:45 of immense turmoil, bu dünyada yaşanabilir mi,
immense complexity externally, bunu sorguluyoruz,
   
8:53 whether we can live tek bir tane çelişki olmadan
without a single conflict. Right? yaşayabilir miyiz. Öyle mi?
   
8:59 That is the question Sorguladığımız
we are going to ask. soru budur.
   
9:04 The speaker is not asking Konuşmacı değil,
the question, you are asking, siz soruyorsunuz soruyu,
   
9:10 because both of us are çünkü bu yolculuğa
taking the journey together. beraber çıktık.
   
9:16 If that is very clear, Bu konu açık ise,
we are, both of us her iki taraf, siz ve ben
   
9:21 are going to enquire carefully bu soruyu dikkatlice
into this question. inceleyeceğiz.
   
9:28 As we said Geçen akşam
yesterday evening, söylediğimiz gibi,
   
9:33 we are not giving bir ders
a lecture, thank God ! vermiyoruz, allahtan!
   
9:38 Lecture implies giving you certain Ders, sizlere belirli bir konu üstüne
information on a particular subject, hususi bilgiler vermeyi ima eder,
   
9:45 to instruct, to inform or to do eğitmek, bilgi vermek veya
any kind of propaganda. propagandanın bir çeşidini yapmak için.
   
9:52 We are not doing Biz ise hiç bir tür
any kind of propaganda. propaganda yapmıyoruz.
   
9:57 We are not trying to convince you Hiç birşey için sizleri
of anything. Right? etkilemeye çalışmıyoruz, değil mi?
   
10:03 We are not trying Sizleri eğitmeye
to instruct you. çalışmıyoruz.
   
10:09 And so, please, as most Ve lütfen çoğumuz itaat etme
of us are trained to obey, konusunda eğitildiğinden,
   
10:19 trained to follow, takip etmek,
trained to accept, kabul etmek için eğitildiğinden,
   
10:26 if your brain beyniniz bu denli
is so conditioned şartlanmış ise
   
10:30 you cannot possibly enquire bu denli karmaşık bir soruyu
into this very complex question, irdelemesi mümkün değildir:
   
10:38 whether it is possible bu dünyada
to live in this world çelişkiden eser olmadan
   
10:42 without any sense yaşamak mümkün müdür.
of conflict. Right? Öyle değil mi?
   
10:49 So, please, you are asking Şimdi, bu soruları kendinize
these questions of yourself. soruyorsunuz, lütfen.
   
10:58 The speaker is only Konuşmacı sadece
acting as a mirror bir ayna görevi görüyor,
   
11:05 in which you see yourself. içinde kendinizi
  gördüğünüz.
   
11:10 When you see yourself in the mirror, Aynada kendinizin yansımasını
reflected exactly, tam tamına gördüğünüzde,
   
11:17 then you can o zaman aynayı
throw away the mirror, atabilir,
   
11:21 destroy the mirror, aynayı yok edebilirsiniz,
   
11:23 because you have seen çünkü artık kendinizi
yourself very clearly. çok net olarak gördünüz.
   
11:27 So you need no longer have O halde, artık bir aynaya,
a mirror, an interpreter, çevirmene ihtiyacınız yok,
   
11:33 a person who explains açıklama veya analiz
or analyses. Right? yapacak birilerine. Değil mi?
   
11:39 Do we understand each other Şu ana kadar
up to now, birbirimizi anlayabildik mi,
   
11:41 that we are not doing yani hiçbir tür
any kind of propaganda, propaganda yapmıyoruz,
   
11:49 we are not trying sizleri hiç bir şekilde
to convince you of anything. etkilemeye çalışmıyoruz.
   
11:55 On the contrary, we are saying Aksine, sizlere şüphe duymanızı
you must have doubt. söylüyoruz.
   
12:02 You must have Çok fazlaca şüphe
a great deal of scepticism duymalısınız
   
12:09 because doubt frees the mind çünkü şüphe zihni
  özgürleştirir
   
12:15 from all the accumulated tüm birikmiş
tradition, geleneklerden,
   
12:20 all the accumulated nonsense din adını verdiğimiz
which we call religion. tüm birikmiş saçmalıklardan.
   
12:28 Religion is something Din, tamamıyla
entirely different, farklı birşeydir,
   
12:31 which we will go into ki bu konuya
a little later. birazdan gireceğiz.
   
12:35 But to understand Ancak bu problemi,
this problem, anlamak;
   
12:39 which is whether yani bu dünyada
we can live in this world tek bir çelişki izi dahi olmadan
   
12:42 without a single breath yaşayabilir miyiz.
of conflict.  
   
12:48 Probably you never asked Büyük olasılıkla
this question. bu soruyu hiç sormadınız.
   
12:59 And probably you say Ve büyük olasılıkla bu
it is impossible olanaksız diyorsunuz,
   
13:03 to live in this world bu dünyada çelişkisiz
without conflict. yaşanmaz diyorsunuzdur.
   
13:07 If you say it is impossible, Mümkün değil diyorsanız,
then you have closed the door. kapıları kapattınız demektir.
   
13:13 Right? Öyle mi?
   
13:15 But if you say it is possible, Mümkün diyorsanız,
then you also close the door. yine kapıları kapıyorsunuz.
   
13:23 You understand? Anlıyor musunuz?
   
13:25 But if you say, Ama, çok ama çok karmaşık
we are going to enquire bir problemi irdeleyeceğiz
   
13:29 into a very, diyorsanız,
very complex problem,  
   
13:34 because all our life, ne de olsa, tüm yaşamımız,
from childhood till we die, çocukluktan ölünceye dek,
   
13:40 it is a series of struggles, bir dizi mücadeleler,
series of conflicts, bir dizi çelişkiler,
   
13:48 everlasting pain bitmeyen acılar
and misery, confusion. ve sefalet, karmaşadan ibaret.
   
13:55 Right? Değil mi?
   
13:58 So please, you are asking O halde, bu soruyu
this question. sizler soruyorsunuz.
   
14:05 And let's go into it Hadi, bu konuya
carefully. derinlemesine eğilelim.
   
14:11 Why is there conflict Neden yaşamımızda
in our life? çelişki vardır?
   
14:18 We can understand there must be Hayatta kalma adına
conflict, struggle to survive çelişki olmasını anlayabiliriz
   
14:25 as the society is constructed çünkü hali hazırda toplum
at the present time, böyle yapılanmış:
   
14:30 where each man hiç birimiz
is out for himself. kendinde değil.
   
14:35 Right? Aren't you? Değil misiniz?
   
14:40 In your business, İşinizde,
in your religious affairs, dini konularda,
   
14:44 in your concept of kurtuluş, aydınlanma
salvation, enlightenment, kavramlarında,
   
14:49 each one thinks her birimiz kendinin
he is separate. ayrı olduğunu düşünüyor.
   
14:54 And this separation, Ve bu ayrım,
outwardly and inwardly, iç ve dış olarak,
   
15:00 is one of the major factors çelişkinin ana nedenlerindendir,
of conflict. Right? değil mi?
   
15:05 We went into that Bu konuya dün
a little yesterday. biraz değindik.
   
15:09 Are we following Birbirimizi
each other? takip ediyor muyuz?
   
15:14 Are we all asleep Bu pazar öğleden sonrasında
on Sunday afternoon? hepimiz uyukluyor muyuz?
   
15:19 It is pleasant Dinlendirici bir günün
having a restful day, olması hoş
   
15:23 and perhaps you will come here ve büyük olasılıkla buraya
to be entertained. eğlenmek için geldiniz.
   
15:30 We are slaves Eğlencenin esiriyiz
to entertainment  
   
15:38 – the cinemas, -sinemalar,
the magazines, dergiler,
   
15:42 the constant religious sürekli dini
ceremonies, törenler,
   
15:47 they are a form bunlar eğlenmenin,
of entertainment, stimulation. hazzın birer türü.
   
15:51 And perhaps Sunday evening Ve muhtemelen Pazar akşamları da
is another form of entertainment. başka bir tür eğlencedir.
   
16:00 But this is not Ama bu bir
an entertainment. eğlence değil.
   
16:06 This is a very serious matter Bu çok ciddi bir konu
   
16:11 and requires a great deal of ve sadece yüksek bir entelektüel
not only intellectual capacity anlayış gerekmiyor;
   
16:19 but a quality of brain sorgulayan, iten, sürükleyen
that is enquiring, pushing, driving. bir beyin kalitesi de gerekiyor.
   
16:31 To live peacefully Bu dünyada
in this world huzurlu yaşamak için
   
16:35 you need a great deal oldukça fazla
of intelligence. zekaya ihtiyacınız var.
   
16:41 To live a religious life requires Dini bir yaşam sürmek
far greater intelligence. daha da fazla zeka ister.
   
16:51 We mean by that word not only Burada bahsettiğimiz şey,
what the dictionary says, sadece sözlük anlamı ile,
   
16:58 which is, yani satırların
to read between the lines, arasını okumak,
   
17:05 to gather information. bilgi toparlamakla
  sınırlı değil.
   
17:09 That's the function of the intellect, Aklın görevi budur,
to read between the lines, satır aralarını okumak,
   
17:15 to gather information, bilgi toplayıp,
store it depolamak
   
17:20 and use that information, ve bu bilgiyi
knowledge, skilfully. ustaca kullanmak.
   
17:27 Right? Değil mi?
   
17:29 So, we need not only Yani, zihinsel yetenek
the intellectual capacity sadece yetmez,
   
17:38 to understand the depth, derinlemesine anlamak
  için
   
17:41 and to discern, to watch, ve çok net olarak
to observe very clearly ayırdetmek-bakmak-gözlemek için
   
17:47 what is a fact hakikat olan ne,
and what is not a fact. hakikat olmayan ne.
   
17:54 Fact being Hakikat,
that which has happened, olup biten,
   
17:59 which is the past yani geçmiştir-
– that's a fact. bu bir gerçektir.
   
18:02 And also what is happening now Bir de şu anda olan şeyler var-
– that's also a fact. bu da bir gerçektir.
   
18:08 You are sitting there and the speaker Sizler orada, ben ise burada
is sitting here – that's a fact. oturuyoruz- bu bir gerçektir.
   
18:17 One might have had Dün hoş bir gün batımı
a beautiful sunset yesterday, yaşamış olabilirsiniz
   
18:21 and you saw it ve bunu gördünüz-
– that's a fact. bu bir gerçektir.
   
18:25 But the future Ama gelecek
is not a fact. gerçek değildir.
   
18:31 The future is 'what is', now. Gelecek 'olandır', şimdidir.
   
18:38 This is a little bit complex Bu biraz karmaşık olabilir-
– I'll go into it. daha derine ineceğim.
   
18:42 We are the past – our memories, Bizler geçmişiz- hatıralarımız,
our remembrances, anımsamalarımız,
   
18:48 our accumulation of knowledge, bilgi birikimlerimiz
and so on, vb..
   
18:52 all that has happened tüm bunlar
in the past. geçmişte oldu.
   
18:56 And that past Ve bu geçmiş
meets the present, şimdi ile buluşur,
   
19:02 modifies itself and goes on kendini değiştirir ve
to the future. gelecekte devam eder.
   
19:08 So the future is the present. Yani gelecek şimdidir.
Right? Değil mi?
   
19:14 Have you understood? Anladınız mı?
   
19:19 That is, the present contains Yani, şimdi sadece
not only the past, geçmişi içermez,
   
19:26 but the present, hem şimdiyi,
and also the future. hem de geleceği.
   
19:33 Do you see this? Bunu görüyor musunuz?
   
19:35 That means Bu, şimdinin tüm zaman
the present is all time. olduğu anlamına gelir.
   
19:40 I won't complicate it, Bunu zorlaştırmayacağım,
we will go along slowly. yavaş ilerleyeceğiz.
   
19:45 So, as you observe, O halde, gözlem yaparken
we are living in the past. geçmişte yaşıyoruz.
   
19:55 Our memories, our knowledge, Anılarımız, bilgimiz,
our remembrances are the past. anımsadıklarımız geçmiştir.
   
20:04 And the present is the past Ve şimdi geçmiştir
   
20:10 modifying itself and kendini değiştirip
going on to the future. geleceğe uzanır.
   
20:15 Right? Öyle mi?
   
20:16 The culture, the so-called Kültür, sözde bu
culture of this country, ülkenin kültürü
   
20:21 has disappeared, kaybolmuştur,
the ancient culture. eski kültürü.
   
20:26 And it has adjusted itself Ve kendini modern şartlara
to the modern conditions – uyarlamıştır,
   
20:34 money, power, and so on – para, güç vb..
   
20:38 adjusted itself kendini uyarlamıştır
and is going on into the future. ve geleceğe bu şekilde devam edecektir.
   
20:42 So the future Yani bu durumda gelecek
is the past modified. değişime uğramış geçmiştir.
   
20:48 Right? Right? Değil mi?
   
20:52 So, the whole of this movement Yani, tüm bu hareket
is time, zamandır,
   
20:59 which is evolution. ki bu da evrimdir.
   
21:02 I wonder Bunu anladınız mı
if you get all this. merak ediyorum.
   
21:05 It's not clever. Bu zeki değil.
It's not a clever explanation, Bu zeki bir açıklama değil,
   
21:09 don't go off thinking bu ne kadar zekice deyip
how clever this is. sakın düşüncelere dalmayın.
   
21:12 But see the fact Sadece günlük yaşamın
of our daily life. gerçeğini görün.
   
21:17 Our daily life consists Günlük yaşamımız sadece
not only of the past geçmişten ibaret değil
   
21:25 – past incidents, -geçmiş olaylar,
past accidents, geçmiş kazalar,
   
21:28 past hurts, wounds geçmiş acılar,
psychologically, psikolojik incinmeler
   
21:33 and also the past remembrance ve de geçmişte yaşananların anımsanması
of having a toothache – -bir diş acısının hatırası-
   
21:39 all that is the past, bunların hepsi geçmiştir
and in that past we live. ve bu geçmişte yaşıyoruz.
   
21:46 Right? Öyle mi?
   
21:49 And that past is all the time Ve geçmiş hep kendini
modifying itself, değiştiriyor,
   
21:56 because çünkü yeni olaylar
there are new incidents, meydana geliyor,
   
22:00 new accidents, yeni olaylar,
new impressions, yeni izlenimler
   
22:04 and therefore ve bu şekilde kendini
it is adjusting itself. ayarlıyor.
   
22:07 But it's always the movement Oysa, kaynağı geçmişte olan
of the past, rooted in the past. hep geçmişin hareketidir.
   
22:14 Right? Öyle mi?
Do you see this? Bunu görüyor musunuz?
   
22:19 Need I explain further Bunu daha da fazla
any more of this? açıklamam gerekiyor mu?
   
22:21 I will. Yapacağım.
It is very complicated. Bu çok karmaşıktır.
   
22:24 So, our life is the past Yani, yaşamımız geçmişin
meeting the present, şimdiyle buluşmasıdır
   
22:34 and therefore the past ve bu yüzden geçmişin
meeting the present bugün ile buluşması
   
22:38 is one of the factors çelişkinin
of conflict. bir unsurudur.
   
22:43 Do you understand? Bunu anlıyor musunuz?
   
22:47 Observe for yourself Kendi kendinize dünyanın
the present state of the world, hali hazırdaki durumunu gözlemleyin,
   
22:54 specially the world of India, özellikle Hindistan'ın dünyasını,
of your country. kendi ülkenizin.
   
22:58 It's not my country. Burası benim ülkem değil.
   
23:03 My country isn't Europe Avrupa veya Amerika benim ülkem değil,
or America, I have no country. benim hiçbir ülkem yok.
   
23:08 It's good to be like that. Böyle olmak iyi.
Except one has to have a passport, Pasaporta ihtiyaç duymanın dışında,
   
23:17 but passport doesn't make you ama pasaport sizi bir Hintli yapmıyor,
an Indian, it's a piece of paper. o sadece bir kağıt parçası.
   
23:24 So look what is happening O halde bu ülkede
in this country. neler oluyor bakın.
   
23:27 An ancient culture, Ve üç ile beş bin yıllık
three to five thousand years old, eski bir uygarlık
   
23:35 has utterly disappeared. tamamen ortadan kalkmıştır.
   
23:39 Whether it is right or wrong, Bunun doğru veya yanlış olmasının
that's not the point. bir önemi yok.
   
23:42 The Brahmanical culture – don't get Brahman kültürü-heyecana kapılmayın-
excited about it – that has gone. gitmiştir.
   
23:51 And the Western civilisation, Ve batı kültürü,
which is both cultural, ki hem kültürel,
   
23:57 aesthetic, technological, hem estetik, teknik açıdan
has invaded this country. bu ülkeye yayılmıştır.
   
24:04 So you have adjusted yourself Yani kendinizi bu kalıba
to that pattern. uydurdunuz.
   
24:08 Right? You see it. Öyle mi? Bunu görüyorsunuz.
   
24:11 So the past is continually Yani geçmiş kendini
modifying itself sürekli değiştiriyor
   
24:17 and the division ve geçmiş ve gelecek
between the past and the present arasındaki bölünme
   
24:22 is one of the factors çelişkiye sebep olan
of conflict. unsurlardandır.
   
24:26 Do you get this? Bunu anlıyor musunuz?
Please. Lütfen.
   
24:30 And therefore is it possible Ve böylece günlük bir yaşam
to live a daily life sürmek mümkün mü?
   
24:38 – not a theoretical life, -teorik olmayan bir yaşam,
   
24:42 the word and the deed kelime ve eylem
are two different things. iki farklı şeydir.
   
24:48 For us, word is more important, Bizler için kelime çok daha önemlidir,
not the deed. eylem değil.
   
24:56 You hear all this, Tüm bunları duyuyorsunuz
   
25:01 and that becomes words, ve bunlar kelimelere,
and it becomes a theory, teorilere dönüşüyor
   
25:05 and you carry on with your ve günlük yaşamınızı sürdürüyorsunuz,
daily life, totally divorced tamamen boşanmış olarak
   
25:09 from what you have heard, tüm duyduklarınızdan, okuduklarınızdan
or read, or theorised. ve teori haline getirdiklerinizden.
   
25:16 So there is a division between Yani kelime ile eylem arasında
the word and the action, deed. bir bölünme var.
   
25:23 And that's also one Ve bu da çelişkinin
of the factors of conflict. unsurlarından biri.
   
25:28 Right? Doğru mu?
You understand? Anlıyor musunuz?
   
25:33 Somebody say yes, for God's sake. Biriniz 'evet' desin, Allah aşkına.
You all look so asleep ! Hepiniz uyuyorsunuz!
   
25:41 So is it possible Yani, günlük yaşamı
to live a daily life sürdürmek mümkün mü
   
25:49 – please understand – -lütfen anlayın-
daily life, günlük yaşam
   
25:53 so that öyle ki
there is no division hiç bir bölünme olmasın
   
25:57 between the past, geçmiş, gelecek ve şimdi
the future, and the present? arasında?
   
26:06 That is, Yani, beyin
the brain is recording, kayıt ediyor,
   
26:16 like that recorder there, oradaki kayıt cihazı gibi,
   
26:20 every incident, her olayı,
every accident, tendency, her eğilimi,
   
26:24 impressions, physical hurts, izlenimleri, fiziksel acıları,
psychological wounds psikolojik acıları
   
26:29 – all that is being taped. -hepsini kaydediliyor.
   
26:34 The brain is Beyin,
a recording machine. bir kayıt cihazı.
   
26:41 And as long as Ve kayıt ettiği
it is recording – sürece-
   
26:49 which is the past – ki bu geçmiştir-
   
26:53 that record is preventing you bu kayıt, yeniye
from looking at the new. bakmanıza mani olur.
   
27:00 Right? Doğru mu?
   
27:02 I wonder Bunu anladınız mı?
if you understand all this. Merak ediyorum.
   
27:10 Now, just take Şimdi, basit bir örneği
a very simple example. ele alalım.
   
27:13 Psychologically Psikolojik olarak
you get hurt. incindiniz.
   
27:19 From childhood through Çocukluktan başlayarak,
the family, through school, ailede, okulda,
   
27:25 college, university, üniversitede inciniyorsunuz,
you get hurt, psychologically. psikolojik anlamda.
   
27:32 You are not as good Erkek kardeşin kadar
as your brother, iyi değilsin,
   
27:35 you are not doing well sınavlarda yeterince
in examinations, and so on. iyi değilsin vb.
   
27:40 All this process is a factor Tüm bu süreç psikolojik
of hurting, psychologically. incinmenin bir unsuru.
   
27:46 And that wound is the past. Ve bu incinme geçmiştir.
Right? Doğru mu?
   
27:53 Look at yourself, find out Kendinize bakın, incinmiş misiniz
whether you are wounded. kendiniz keşfedin.
   
27:58 Of course, you are wounded. Tabii ki,
  incinmişsiniz.
   
28:00 Every human being Her insanoğlu,
is wounded, psychologically, incinmiştir, psikolojik anlamda,
   
28:05 by a harsh word from a father, babadan, anneden, eşten
from a mother, from a husband, wife, aldığın acımasız bir sözden.
   
28:13 it acts as a wound. Bu, bir acı olarak
  hareket eder.
   
28:17 Now, where there is Şimdi, psikolojik yaranın
a wound psychologically, olduğu yerde,
   
28:21 you build a wall of resistance, doğal olarak bir direnç duvarı
naturally. Right? inşa edersiniz. Öyle mi?
   
28:29 So, that wound prevents you Böylece, bu acı diğerlerine
further meeting others, yaklaşmayı daha da engeller,
   
28:39 so that you never want öyle ki, siz bir daha
to be hurt again. incinmeyi istemezsiniz.
   
28:43 Haven't you noticed all this? Tüm bunları fark etmediniz mi?
Yes? Öyle mi?
   
28:50 Or you are so extraordinary human Ya da siz öylesine olağanüstü birisiniz
beings, you have never been hurt. ki, hiç incinmediniz.
   
28:58 So, that wound is the past. Yani, bu acı geçmiştir.
   
29:02 That wound has been recorded, Bu acı beyinde
in the brain. kayıt edilmiştir.
   
29:09 Now, as long as that record Şimdi, bu kayıt orada kaldığı sürece,
remains, there must be fear. korku olmalıdır.
   
29:17 You get it? Anlıyor musunuz?
And therefore conflict. Ve böylece de çelişki.
   
29:24 So can we not record? O halde kayıt edemesek olmaz mı?
   
29:33 I need to record how to drive a car, Bir arabayı kullanmak, bir dili öğrenmek
to learn a language, hileli bir iş yapmak
   
29:42 to do a crooked business. için kayıt etmeliyimç
   
29:44 I need to have all kinds of knowledge Fiziksel yaşam için
to live physically. her tür bilgiye sahip olmalıyım.
   
29:51 There the brain has to record. O durumda beyin kayıt etmeli.
Right? Doğru mu?
   
29:59 We are questioning why should Bizler, beyin acıyı neden kaydetmeli
the brain record the wound. onu sorguluyoruz.
   
30:07 You understand? Anlıyor musunuz?
   
30:10 Because as long as Çünkü bir kayıt olduğu sürece,
there is a record, it must continue daha fazla incinmekten
   
30:16 in the fear of being korkmayı sürdürmelidir.
further wounded. Right? Doğru mu?
   
30:22 So, we are asking a question – Şimdi, bir soru soruyoruz-
   
30:25 complex, it requires karmaşık, dikkatli bir inceleme
careful examination – gerektiriyor-
   
30:29 whether it is possible not to record içsel, psikolojik anlamda
psychologically, inwardly? kayıt etme olmaması mümkün mü?
   
30:35 You understand? Put that question Anlıyor musunuz? Kendinize çevirin
to yourself, please, find out. bu soruyu ve lütfen, siz keşfedin.
   
30:46 Somebody flatters you, says Biri sizi över,
what a marvellous person you are ne kadar harika birisin der
   
30:54 – why should you record it? -bunu neden kaydedersiniz ki?
   
30:59 And somebody comes Ve biri gelip size
and says, 'You are an ass' 'Ne sinirsin' der
   
31:03 and you instantly record. ve hemen kaydedersiniz.
   
31:07 This recording is one Bu kayıt etme çelişkinin
of the factors of conflict. Right? unsurlarındandır. Değil mi?
   
31:14 If you understand that, Bunu anladıysanız,
then you will see o zaman hiç kayıt etmemenin
   
31:18 whether it is possible mümkün olup olmadığını
not to record at all. göreceksiniz.
   
31:25 Because the self, Çünkü benlik,
the ego, the 'me', ego, 'ben'
   
31:32 is the collection tüm insanlığın kayıtlarının
of all the records of humanity. toplamıdır.
   
31:39 Right? Right, sir? Doğru mu, beyler?
You people ! Siz insanlar!
   
31:55 The brain has two functions : Beynin iki işlevi var:
   
32:01 one is to record gerektiği yerde
where it is necessary, kayıt etmek
   
32:08 and not to record ve gerekmediği durumda
where it is not necessary. kayıt etmemek.
   
32:13 So the brain then Bu şekilde, beyin özgürdür,
is uncluttered, free, dağınık değildir
   
32:22 and therefore you are ve böylece artık siz
not anymore living in the past. geçmişte yaşamazsınız.
   
32:31 Therefore there is no conflict. Böylece hiç bir çelişki olmaz.
Right? You understand? Doğru mu? Anladınız mı?
   
32:39 Sir, don't accept Beyler, konuşmacının
what the speaker is saying, söylediklerini kabul etmeyin,
   
32:44 for God's sake, Allah aşkına veya
or for your own sake. kendi iyiliğiniz için.
   
32:50 Understand for yourself Kendiniz için
the fact. gerçeği anlayın.
   
32:56 The fact is not what you think, Gerçek, sizin ne düşündüğünüz değil,
the fact is 'what is'. gerçek 'olan'dır.
   
33:05 You can think about it, what Onun üstüne düşünebilirsiniz, ama
you think about it is not a fact. neyi düşündüğünüz gerçek değil.
   
33:11 Right? Doğru mu?
The fact is 'what is'. Gerçek 'olan'dır.
   
33:15 So, if you see O halde, içinde olağanüstü
how to live a life enerji barındıran
   
33:24 in which there is bir yaşam sürmenin
extraordinary energy nasıl olacağını görüyorsanız
   
33:32 and therefore no conflict – ve de bu şekilde
  çelişki barındırmayan-
   
33:37 conflict exists as long as this kayıt süreci devam ettiği sürece,
recording process goes on, right? – çelişki vardır- doğru mu?-
   
33:46 then you will ask the question, o halde kaçınılmaz olarak o soruyu
inevitably, 'How is this possible?' soracaksınız: 'Bu nasıl mümkün olabilir?'
   
33:53 Right? Doğru mu?
   
33:54 It sounds Teorik olarak
theoretically excellent, mükemmel gözüküyor
   
33:59 but how is this ama bu nasıl gerçekleşecek?
to take place? Right? Öyle mi?
   
34:03 You are asking Doğal olarak bu soruyu
this question naturally. soruyorsunuz.
   
34:06 Now, when you ask 'how', what is 'Nasıl' diye sorduğunuzda,
implied in that question 'how', 'nasıl' 'ne'yi çağrıştırıyor,
   
34:12 in that word 'how'? bu 'nasıl' kelimesi.
   
34:17 You want a system, Bir sistem,
you want a pattern, bir kalıp talep ediyorsunuz,
   
34:19 you want a method, bir metot arayışındasınız
which is the past. ki bu geçmiştir.
   
34:24 Do you see this? Bunu görüyor musunuz?
I wonder if you see this. Merak ediyorum.
   
34:30 You see, we are always asking, Görüyorsunuz, sürekli
please tell us how to do something. birşeyin nasıl yapıldığını soruyoruz.
   
34:38 I can understand if am a carpenter, Ben bir maragozsam, usta bir marangoza
I need to go to a master carpenter gitmem gerektiğini anlarım
   
34:44 and he'll show me how to do things ve o da bana işin nasıl yapılacağını
– look at the grain of the wood, gösterir- tahtanın dokusuna bak,
   
34:52 whether it is right wood, bu doğru tahta mı,
and so on, and so on. vb...
   
34:56 But when I ask 'how' Ama içsel olarak
inwardly, 'nasıl' diye sorduğumda,
   
35:01 I want a pattern takip edebileceğim
which I can follow bir kalıp istiyorumdur,
   
35:06 a method which I can copy. taklit edebileceğim bir metot.
   
35:10 So, the method, the system, Bu halde, metot, sistem,
   
35:14 the practice is being işlem beyinde
recorded in the brain. kayıt ediliyor.
   
35:20 Right? Doğru mu?
You are following this? Bunu takip edebiliyor musunuz?
   
35:24 So, never ask 'how'. Yani, hiç bir zaman
  'nasıl' diye sormayın.
   
35:34 That is one of the greatest Bu en büyük keşiflerden
discoveries biridir
   
35:37 – never ask 'how' of anybody -psikolojik manada kimseye
psychologically. 'nasıl' diye sormayın.
   
35:44 Of course, you would ask Buradan yaşadığım odaya
how am I to get from this place nasıl giderim diye
   
35:48 to the room I live in tabii ki sorarsınız -'Lütfen bana
– I have to ask, 'please tell me.' söyleyin' diye sormalıyım.
   
35:52 That is a different matter. Bu farklı bir konudur.
   
35:54 But to ask a guru Ama bir guruya sormak-
– as you all… hepinizin....
   
36:00 There you are, you have Orada her tür
all seen various people, insan gördünüz,
   
36:03 with their peculiar dress, ilginç kıyafetleri ile,
you have got gurus. gurularınız mevcut.
   
36:07 They ask the guru Guruya nasıl aydınlanmaya
how to attain enlightenment. ulaşılabilir diye sorarlar.
   
36:11 And the poor chap Ve o zavallı da size
tells you how. nasıl olduğunu anlatır.
   
36:15 All that you do is repeat, Tek yaptığınız şeyse tekrardır,
so that your brain is recording. böylece beyin kaydeder.
   
36:21 You follow? İzliyor musunuz?
   
36:23 And so that record Ve bu kayıt sizi
prevents you from clarity. net olmaktan alıkoyar.
   
36:33 Right? Öyle mi?
   
36:35 Now, if you don't ask how, Şimdi, nasıl diye sormaz iseniz,
if you can put that word bu kelimeyi
   
36:41 totally out of your consciousness, bilincinizden tamamen çıkarırsanız,
then what is left? geriye ne kalır?
   
36:51 Then O halde,
you are looking at yourself, kendinize bakıyorsunuz,
   
36:55 you are looking kendi faaliyetiniz olan
at your own activity geçmişin şimdi üstündeki çalışmasına,
   
36:59 of the past operating on the present, kendini değiştirip sürdürmesine
modifying itself and going on. bakıyorsunuz.
   
37:05 This cycle. Right? Bu döngü. Öyle mi?
   
37:09 The cycle of action-reaction, Etki-tepki döngüsü
and reaction-action. ve tepki-etki
   
37:16 Right? Öyle mi?
This is the cycle we live in. İçinde yaşadığımız döngü budur.
   
37:22 It is like a tide going out Gelgitte olduğu gibi, su gider
and the same water is coming in. ve aynı su geri gelir.
   
37:30 Right? Öyle mi?
This is our life. Bu işte bizim yaşamımızdır.
   
37:35 Now we are going Şimdi bizler
to ask another question, başka bir soru soracağız,
   
37:37 which is o da- acaba
– am I disturbing you too much? sizleri fazlaca mı rahatsız ediyorum?
   
37:44 It's up to you. Bu size bağlı.
   
37:48 That is, our life is Bizim hayatımız,
action and reaction. Right? etki-tepkidir. Öyle mi?
   
37:56 It's like the tide going out, Gelgitin gidip
tide coming in, gelmesi gibi,
   
38:01 challenge – response, sorun-cevap,
   
38:06 question – answer. soru-cevap.
   
38:09 Now, as the water goes out Şimdi, suyun
and the water comes in, gelip gitmesi gibi
   
38:16 can there be hiçbir etki-tepkinin
a state of mind, brain, olmadığı
   
38:21 when there is bir zihin, beyin hali
no action and reaction? mümkün mü?
   
38:25 This requires a great deal Bu muazzam bir
of observation of yourself. kendini gözlemleme gerektiriyor.
   
38:31 I won't go into it, Buna girmeyeceğim,
it's too complex for the moment. şu an için çok karmaşık olur.
   
38:36 So, is it possible not to record? Yani, kaydetmemek mümkün mü?
Right? Öyle mi?
   
38:46 Not to record insult or flattery. İltifat ya da hakareti kaydetmemek.
Not to record Kaydetmemek
   
38:53 – somebody says -biri size ne kılsın,
you are an ass or an idiot, aptalsın diyor
   
38:56 when you think you are sen kendinin zeki olduğunu
a clever man – not to record. düşünürken- hiç kaydetme.
   
39:03 That is only possible Bu ancak
when you see kaydetme sürecinin
   
39:06 what the recording process yaşamda neler yaptığını
does in life. gördüğünde mümkündür.
   
39:14 Right? Öyle mi?
   
39:16 Suppose you are married, Diyelim ki
or unmarried, evlisiniz ya da bekar,
   
39:18 or live with a girl, ya da biri ile yaşıyorsunuz,
and so on, vb.,
   
39:22 every incident bu ilişkideki
in that relationship, her olay
   
39:26 whether it is sexual, ister seks ile ilgili olsun veya
and so on, every incident, başka konuda her olay,
   
39:31 the word is recorded, kelime kaydedilir,
is taped, recorded. banda alınır.
   
39:34 Right? Öyle mi?
This is so, isn't it. Bu böyledir, değil mi?
   
39:47 And that record – and you have Ve bu kayıtla beraber- eşinizle
a record of the husband – ilgili kaydınız vardır-
   
39:57 those two records bu iki kayıt da
are memories. Right? anıdır. Öyle mi?
   
40:02 And therefore you are living Ve böylece geçmişte
in the past – naturally. yaşarsınız- doğal olarak.
   
40:08 So, what takes place? O halde, ne olur?
   
40:13 You never meet Birbirinizle
each other afresh. hiç yeniden tanışmazsınız.
   
40:19 Right? Doğru mu?
You never see anything anew. Hiçbir şeyi yeniden görmezsiniz.
   
40:27 Right? Doğru mu?
And there lies the conflict. İşte orada çelişki yatar.
   
40:32 The old Eski, hep yeni ile
always meeting the new buluşur
   
40:35 and changing the new ve yeniyi geçmişe uysun
to conform to the past. diye değiştirir.
   
40:40 And making the new conform Ve yeniyi uydurmak
   
40:44 or assimilate to the past veya eskiye benzetmek
is a process of conflict. çelişki sürecidir.
   
40:48 I wonder if you Tüm bunları anlıyor musunuz?
understand all this ! Merak ediyorum!
   
40:55 Are we exercising our brain Beynimizi kullanıyor muyuz
or merely listening? ya da sadece dinliyor muyuz?
   
41:04 Are you using your brain capacity? Beyninizin yetisini kullanıyor musunuz?
So, we come back. Hadi, geri dönüyoruz.
   
41:12 When you are recording all the time, Sürekli kayderken,
you are wasting energy, enerji kaybedersiniz,
   
41:20 because you remember what you said çünkü bana ne söylediğinizi ve
to me and I get angry about it. benim sinirlendiğimi anımsarsınız.
   
41:26 You follow? Takip
  edebiliyor musunuz?
   
41:27 So you discover all recording Yani, tüm kayıt işinin
is a wastage of energy. bir enerji kaybı olduğunu keşfedersin.
   
41:36 Right? Ve sizin
And you need energy ! enerjiye ihtiyacınız var!
   
41:46 The people who are great scholars, Çok fazla okumuş olan
who have read such a lot, büyük bilim adamları,
   
41:52 who know so many things Allah bilir ne kadar şey biliyorlardır
– haven't you met them? – -böylelerini tanımadınız mı?-
   
42:00 tremendously, herşey beyinlerinde
all stored in the brain. kayıtlıdır.
   
42:06 Why carry all that Bu kadar şeyi neden
in your brain? beyninde taşırsın ki?
   
42:10 They are in the books, you can Kitaplarda yazılı, onları okuyabilirsin
read them – why carry it here? -neden onları buraya taşıyorsun ki?
   
42:15 No, enquire, go into it, Hayır, sorgulayın, derine inin,
you will see. göreceksiniz.
   
42:18 You carry it in here Size güç, mevki,
because it gives you power, büyük bilgelik sağladığı için
   
42:23 position, scholarly, buraya taşırsınız.
great pundit.  
   
42:31 Right? Öyle mi?
   
42:33 So your brain then becomes Bu şekilde beyniniz bilgi ile
so burdened with knowledge, çok fazla yüklüdür
   
42:41 and knowledge ve bilgi,
is the enemy of love. sevginin düşmanıdır.
   
42:45 Oh, for God's sakes ! Lütfen, tanrı aşkına!
   
42:49 If you understand this Bunu entelektüel olarak değil de,
from your heart, not intellectually, kalben anlıyorsanız,
   
42:57 then o takdirde bilginin yeri vardır
knowledge has its place,  
   
43:03 and psychologically ve psikolojik bağlamda ise
it has no place whatsoever. hiçbir yeri yoktur.
   
43:09 Right? Doğru mu?
Can you live like that? Bu şekilde yaşayabilir miyiz?
   
43:15 Can you live a daily life, Günlük hayatı yaşayabilir misiniz,
   
43:22 never recording psikolojik manada
psychologically? hiç kaydetmeden?
   
43:29 Would you try it? Bunu deneyebilir misiniz?
   
43:33 Would you do it Tam burada otururken
as you are sitting now there, bunu yapabilir misiniz
   
43:37 or go home ya da eve gidip
and think about it? üstüne düşünecek misiniz?
   
43:42 I know you are going Üstüne düşüneceğinizi
to think about it, biliyorum,
   
43:46 probably you are doing that, büyük ihtimalle zaten bunu yapıyorsunuz,
you are thinking about it. üstüne düşünüyorsunuz.
   
43:51 And that thinking, Ve bilgiden kaynaklanan
which is born of knowledge, bu düşünme
   
43:55 is going to prevent love. sevgiye engel olacak.
   
44:03 Right? Doğru mu?
   
44:05 So we are going to go O halde, başka bir
into another question : soruya geçiyoruz:
   
44:15 when you think about something, Birşey üstüne düşündüğünüzde,
what do you mean by thinking? düşünme ile neyi kastediyorsunuz?
   
44:27 I think about you, Senin hakkında düşünüyorum,
   
44:33 about my wife, my husband, karım hakkında, kocam hakkında,
   
44:35 I think about my business işimle ilgili düşünüyorum
– think. -düşünmek.
   
44:39 What is thinking? Düşünme nedir?
   
44:44 Thinking 'about' something Birşey 'hakkında' düşünmek
– right? –  
   
44:49 and thinking – not 'about' something. ve hiçbir şey 'hakkında' düşünmek
You see the difference? Farkı görüyor musunuz?
   
44:56 Oh, lord ! Tanrım!
Can we go on? Devam edebilir miyiz?
   
45:00 You aren't too tired? Yorgunsunuz?
   
45:03 Sunday afternoon. Pazar öğleden sonrası.
   
45:08 You can begin all over again Pazartesi sabahı en baştan
on Monday morning tekrar başlayabilirsiniz.
   
45:12 – office, -iş yeri,
the routine sets in. rutin devreye girer.
   
45:17 At least this evening Bu gece hiç yoksa,
you are more or less free, az ya da çok daha özgürsünüz,
   
45:21 you can enjoy yourself tüm bu saçmalıkları dinleyerek,
to listen to all this rubbish. kendinizi eğlendirebilirsiniz.
   
45:28 But it is not rubbish. Ama bu saçmalık değil.
   
45:32 It's something Bu acayip ciddi
terribly serious, bir mevzu,
   
45:37 because çünkü insan
man is destroying himself. kendini yok ediyor.
   
45:45 And knowledge is one Ve bilgi yıkımın ardındaki
of the factors of destruction, unsurlardan biri
   
45:53 and therefore where there is love ve bu yüzden sevginin olduğu yerde,
there is no destruction. yıkım olmaz.
   
46:05 We must understand Belirli bir şeyi anlamalıyız:
a certain thing, which is,  
   
46:10 what is thinking and what is Düşünmek nedir ve
thinking about something. Right? üstüne düşünmek nedir.
   
46:19 Thinking about something Birşey üstüne düşünmek,
is one factor, bir unsur
   
46:25 and thinking is another fact ve düşünmekse
– right? – thinking. başka bir unsur.
   
46:30 So, I can think about Europe Yani, Avrupa, Lübnan, yıkım
or Lebanon, the destruction, üstüne düşünebilirim,
   
46:39 the murder, the appalling things ölüm, devam eden
that are going on, korkunç şeyler,
   
46:43 or I'll enquire : veya düşünmek nedir
what is thinking? diye sorgulayabilirim.
   
46:47 You understand? Anlıyorsunuz?
Would you join me in this game?  
   
46:56 We are working out this Beraber çözüyoruz.
together.  
   
47:00 I am not doing it for my amusement, Kendi eğlenmem için yapmıyorum,
we are doing it together. beraber yapıyoruz.
   
47:05 What is thinking? Düşünmek nedir?
   
47:08 When you say, 'I will think 'Söylediğin şey üstüne
about what you have said' düşüneceğim' dediğinizde
   
47:15 which is thinking hangisi düşünmek
– about what I have said. -söylediğim şey üstüne.
   
47:23 Or you are actually thinking Ya da bir nesne olmadan
without the object. Right? sahiden düşünüyorsunuz.
   
47:30 Now, what is thinking? Şimdi, düşünmek nedir?
   
47:37 Because thought has created the most Yaşamdaki en olağanüstü şeyleri
extraordinary things in life, düşünce yarattığından,
   
47:45 the great temples, the great mosques, muazzam tapınaklar, muazzam camiler,
the marvellous cathedrals, ihtişamlı katedraller,
   
47:50 the splendour of those marvellous bu ihtişamlı yapıların şaşaası
structures, soaring up into the sky, göğe kadar yükselmiş,
   
47:59 the great paintings, the sculpture, muazzam portreler, heykeller,
the great poems. Right? büyük şiirler.
   
48:05 And also thought has created Ve düşünce, savaşın
the extraordinary instruments of war. olağanüstü aletlerini de yaratmıştır.
   
48:15 Thought has also created Düşünce aynı zamanda
all the things in the temples, tapınaklardaki, camilerdeki,
   
48:19 in the mosques, kiliselerdeki
in the churches. herşeyi yaratmıştır.
   
48:23 Right? Öyle mi?
These are facts. Bunlar gerçekler.
   
48:27 You may say, 'No, they are 'Hayır, bunlar doğrudan
direct revelation from God', Tanrı'nın emaresi' diyebilirsiniz,
   
48:32 when you say that, ki bunu söylemeniz de
that is also thought. Right? bir düşünce. Öyle mi?
   
48:38 So, thought has done O halde, düşünce
the most extraordinary things, en olağanüstü şeyleri yapmıştır
   
48:46 and also done ve aynı zamanda
the most appalling things. en korkunçlarını.
   
48:51 Thought has burnt people, Düşünce insanları yakmıştır,
call them Heretics and burn them. onlara imansız deyip yakmıştır.
   
48:59 And thought said, you must follow Ve düşünce Marx'ı, Engels'ı
Marx, Engels, and so on. takip edin dedi.
   
49:05 Thought has been extraordinarily Düşünce yaşamımızda
important in our life. inanılmaz derecede önemli hale gelmiştir.
   
49:12 Right? Doğru?
Do you understand this? Bunu anlıyor musunuz?
   
49:16 Now, what is thought? Şimdi, düşünce nedir?
What is thinking? Düşünmek nedir?
   
49:26 Look, enquire, look at it, Bakın, soruşturun, ona bakın,
look at your own way of thinking. kendi düşünce şeklinize bakın.
   
49:35 You think about your wife Söz misali karınız üstüne düşünün
– suppose, if you ever do – -hani hiç yapmasınız ya-
   
49:43 you think about karınız veya kocanız
your wife or husband. üstüne düşünün.
   
49:49 What is that thinking Onun üstüne düşünürken
when you think about her or him? bu düşünme nedir?
   
49:53 You have Bu kişi ile ilgili
the experience of that person, bir deneyiminiz vardır,
   
49:58 the image of that person, onunla ilgili bir imaj,
   
50:00 the nature, the look, doğası, görüntüsü,
the structure, yapısı,
   
50:05 the appearance of that person, o kişinin görünüşü,
which is memory. yani hatıralar.
   
50:10 Right? Right, sirs? Doğru mu, beyler?
   
50:14 And that memory is based Ve bu anı bu kişi ile
on knowledge of that person. ilgili bilgiden kaynaklanır.
   
50:21 Right? Öyle mi?
   
50:23 And that knowledge is based Ve bu bilgi o kişiyle olan
on the experience with that person. deneyimden kaynaklanır.
   
50:28 Right? Bunu görüyor musunuz?
Do you see this?  
   
50:32 So, thinking is born Yani, düşünme
from experience, deneyimden doğmuştur,
   
50:41 knowledge derived from experience, bilgi deneyimden türemiş,
stored in the brain as memory, beyinde hatıra olarak saklanmıştır
   
50:48 and reaction to that memory ve bu anıya verilen
is thought. Right? tepki düşüncedir.
   
50:57 So thought is Yani, düşünce
a material process. maddi bir süreçtir.
   
51:03 Would you see that? Bunu görüyor musunuz?
   
51:09 Right, sir? Yani düşünce
So thought is not sacred. kutsal değildir.
   
51:13 And whatever it creates Ve o her ne yaratırsa yaratsın
is not sacred – your Upanishads, kutsal değildir- Upanişadlarınız,
   
51:19 your Gita, your Bible, Gitalarınız, İnciliniz, Kuran
Koran, is not sacred. kutsal değiller.
   
51:27 See what you are accepting Düşünce maddi bir süreçtir
the moment you say dediğiniz anda,
   
51:32 thought is a material process. neyi kabul ettiğinize
  bir bakın.
   
51:36 It is a material process Maddi bir süreçtir
because çünkü
   
51:40 the brain, the brain cells beyin, beyin hücreleri
contain the past memories, geçmiş deneyimleri içerirler,
   
51:45 past knowledge, past experience, geçmiş bilgi, geçmiş deneyim
and from that thought arises. ve buradan düşünce ortaya çıkar.
   
51:52 If you had no experience, Eğer hiç bir deneyiminiz,
no knowledge, bilginiz,
   
51:55 no memory, there is no thought. anınız olmasaydı,
Right? bir düşünce de olmazdı.
   
52:02 So look at it carefully O halde dikkatlice bakın ve
and you will see it for yourself. bunu kendiniz için göreceksiniz.
   
52:06 So thought is Yani, düşünce
a material process. maddi bir süreçtir.
   
52:12 Would you see that? Bunu gördünüz mü?
   
52:16 So thought has created God Yani, düşünce Tanrıyı yaratmıştır
and then thought worships God. ve sonra bu düşünce Tanrıya tapar.
   
52:27 Yes, sir ! Evet, beyler.
You're had ! Yaptınız!
   
52:35 This is very important. Bu çok önemli.
Please, look at it. Lütfen bakın.
   
52:42 And if thought is a material process, Ve eğer düşünce maddi bir süreçse,
then what are we? bizler ne oluyoruz?
   
52:54 You understand my question? Sorumu anlıyorsunuz?
   
52:57 What are we, Psikolojik olarak
psychologically? biz neyiz?
   
53:03 Thought says you are Hindu. Düşünce senin Hindu
  olduğunu söylüyor.
   
53:07 Thought says Düşünce, sen
you are a great man. büyük adamsın diyor.
   
53:10 Thought says you must Düşünce
achieve enlightenment. aydınlanmalısın diyor.
   
53:16 Thought says Düşünce,
you must meditate. meditasyon yapmalısın diyor.
   
53:21 Thought says obey, follow, Düşünce itaat et, takip et,
become like somebody else. başkası gibi ol diyor.
   
53:32 So thought says become, Yani düşünce birşeylere dönüş
both outwardly, diyor hem dışsal olarak,
   
53:39 if you are a clerk, memursan, müdür ol
become the manager,  
   
53:43 if you are the manager, müdürsen,
become the executive, direktör ol,
   
53:45 if you are the executive, direktörsen
the chairman. genel müdür ol.
   
53:51 Also, thought says, Ayrıca, düşünce
you are a disciple, sen öğrencisin,
   
53:55 you'll eventually be the master, zamanla usta ve en sonunda
and ultimately the guru, guru olacaksın diyor
   
54:00 and, still further, ve daha da ilerisi,
enlightened. aydınlanmış ol diyor.
   
54:04 Thought Düşünce tüm bunları
is constructing all this. yapıyor.
   
54:08 I wonder Bunu fark ediyor musunuz?
if you realise all this.  
   
54:19 So, Yani, bizler
we live by thought. düşünce ile yaşıyoruz.
   
54:31 And as experience is limited, Ve deneyim sınırlı olduğundan,
so knowledge is always limited, bilgi de hep sınırlı,
   
54:40 whether it is scientific knowledge, ister bilimsel, ister biyolojik
biological knowledge, bilgi olsun,
   
54:44 arithmetical knowledge, matematik bilgisi vb..
and so on,  
   
54:48 all knowledge is always tüm bilgiler her zaman,
eternally limited. sonsuza değin kısıtlıdır.
   
54:55 Future knowledge is limited. Gelecek bilgisi sınırlıdır. Doğru mu?
Right? Do you see this? Tüm bunları görüyor musunuz?
   
55:02 No, you don't. Hayır, maalesef.
Right, sir? Öyle mi?
   
55:05 Knowledge is limited Deneyime dayandığından
because it is based on experience. bilgi kısıtlıdır.
   
55:10 And because it is experience Ve deneyim olduğundan
it's limited, kısıtlıdır,
   
55:13 therefore thought o yüzden düşünce
is limited. kısıtlıdır.
   
55:17 Thought can imagine Düşünce sınırsız olanı
the limitless hayal edebilir
   
55:23 and imagine you ve bu sınırsızlığa
achieving the limitless. eriştiğini hayal edebilir.
   
55:27 Right? Tüm bunları
Are you following all this? takip edebiliyor musunuz?
   
55:35 Thought is word. Düşünce kelimedir.
Right?  
   
55:39 Thought is the symbol. Düşünce bir semboldür.
   
55:44 So, the enlightenment, Bu halde, aydınlanma,
the measureless is a word. ölçülemeyen şey bir kelimedir.
   
55:55 And the word is not the actual. Ve kelime gerçek değildir.
You understand all this?  
   
56:02 So, can the brain be free Yani, beyin kelime ağından
of the network of words? özgürleşebilir mi?
   
56:09 Yes, sir... Evet, beyler..
   
56:15 And the self, the 'me', Ve benlik, ben, ego
the ego is knowledge. bilgidir.
   
56:25 Right? Right, sir? Doğru mudur?
   
56:30 You pundits, Siz bilgeler,
would you agree to that? bunu kabul ediyor musunuz?
   
56:35 The self, the 'me' is the essence Benlik, ben bilginin özüdür.
of knowledge. No? Değil mi?
   
56:47 All right, let's put it round Hadi, diğer türlü anlatalım,
the other way, what is the self? benlik nedir?
   
56:51 What are you? Siz nesiniz?
   
56:56 Come on, sir, what are you? Hadi, beyler, siz nesiniz?
   
56:59 Your name, your form, İsminiz, şekliniz,
the clothes you wear üstünüzdeki kıyafetler
   
57:05 if you are a sannyasi belirli bir gruba ait
of a peculiar kind, sanyasi isen,
   
57:12 you have a bank account, bankada hesabın varsa,
   
57:14 you are a businessman, iş adamıysan,
you have had a lot of experience, çok deneyime sahipsen,
   
57:20 you have had çok fazla zevk
a great deal of pleasure, acı, kaygı,
   
57:24 pain, anxiety, yalnızlık, ıstırap
loneliness, sorrow deneyimlediysen,
   
57:29 right? değil mi?
You are that, aren't you? Busunuz değil mi?
   
57:35 Right? Bunu
Would you acknowledge that? onaylar mısınız?
   
57:38 Or do you say, 'I am atman, Veya 'Ben atmanım,
something far superior.' çok üstün biriyim' mi dersiniz?
   
57:43 Oh yes, you all do. Evet, hepiniz
  yapıyorsunuz.
   
57:47 If you say, 'I am far superior', Ben çok üstünüm diyorsanız,
that's also the invention of thought. bu da düşüncenin icadıdır.
   
57:56 Right? Değil mi?
   
57:59 Because you have read about it, say, Çünkü bununla ilgili okudunuz,
'By Jove, there is a higher self.' söyle 'Tabii ki üst benlik var'.
   
58:06 Or some guru Veya bir guru
comes along and says, gelir ve
   
58:08 'There is super-consciousness 'Süper bilinç vardır ve
and you must draw it down.' sen onu aşağı indirmelisin' der.
   
58:14 Right? Doğru mu?
   
58:16 So all that process is Yani, tüm bu süreç
a movement of thought, düşüncenin hareketidir,
   
58:25 – and thought is time. -ve düşünce zamandır.
Right? Değil mi?
   
58:33 Because to acquire knowledge Çünkü bilgiyi biriktirmek
requires time. zaman gerektirir.
   
58:38 To acquire knowledge, say Russian, Bilgi edinmek, örneğin Rusça,
or English, or Spanish, or French, İngilizce, İspanyolca veya Fransızca
   
58:45 requires öğrenmek
a great deal of time. çok fazla zaman ister.
   
58:48 You may spend three months Belki üç ay ya da bir yıl
or a year, that is time. harcarsınız, bu zamandır.
   
58:54 So to acquire knowledge, inwardly Yani, içsel ya da dışsal bilgi
or outwardly, requires time. Right? toparlamak zaman ister.
   
59:04 To learn about yourself Kendiniz hakkında bilmek
is to have time. zaman ister.
   
59:11 Right? Bunu anlıyor musunuz?
Do you understand this?  
   
59:17 See what game Kendinizle ne tür bir oyun
you are playing with yourself. oynadığınızı görün.
   
59:22 I want to learn about myself Kendimi öğrenmek istiyorum
– self-knowledge -öz-bilgi
   
59:26 which I have talked ki üstüne bayağı
a great deal about –  
   
59:31 self-knowledge, konuştum.
to know myself.  
   
59:34 And to know myself, I must Ve kendimi tanımam için inceleme
investigate, I must observe, yapmalıyım, gözlem yapmalıyım,
   
59:38 I must analyse, I must have analiz yapmalıyım, içime dönmeliyim-
introspection – you follow? – takip ediyor musun?-
   
59:42 watch, learn, observe, izle, öğren, gözle,
self-recollected, be aware, kendini hatırla, fark et,
   
59:48 all that takes time. hepsi zaman alır.
   
59:51 Right? Would you agree to that? Bunu kabul ediyor musunuz?
Do you see that? Bunu görüyor musunuz?
   
59:59 All that requires time. Hepsi zaman ister.
   
1:00:01 To know about the moon Ay hakkında bilmek
requires time. zaman gerektirir.
   
1:00:08 This is simple. Bu kadar basit.
   
1:00:10 And also to know myself, Ve kendimi tanımam
we have said, 'I require time'. da zaman gerektirir.
   
1:00:16 Right? Doğru mu?
   
1:00:20 Which means what? Bu ne demektir?
   
1:00:21 Oh, you are missing so much, O kadar şeyi kaçırıyorsunuz ki,
what is the matter with you? sizin sorununuz ne?
   
1:00:33 Time is the enemy of man. Zaman, insanın düşmanıdır.
   
1:00:44 Illumination is not Aydınlanma, zaman yolu ile
enlightenment through time. gerçekleşmez.
   
1:00:51 It isn't a gradual process, Bu kademeli bir süreç değil,
success after success. başarı ardına başarı değil.
   
1:01:02 When you see thought is time Düşüncenin zaman olduğunu
– of course. gördüğünüzde- tabii ki.
   
1:01:08 Thought is movement Düşünce harekettir
and time is movement. ve zaman harekettir.
   
1:01:13 Clear? So, thought and time Açık mı? Yani, düşünce ve
go together. zaman beraber hareket eder.
   
1:01:20 They are not separate. Ayrı değiller.
   
1:01:21 Thought is time Düşünce zamandır ve
and time is thought. zaman düşüncedir.
   
1:01:27 So thought says, Yani düşünce 'Aydınlanmalıyım'
I must become enlightened. der.
   
1:01:33 I must become, Olduğum halimden olmam gereken
from what I am, what I should be. hale dönüşmeliyim.
   
1:01:39 That is... Goodness, Yani... Şimdi tüm bunları
need I explain all these things? anlatmalı mıyım?
   
1:01:46 I am violent. Ben şiddet yanlısıyım.
Human beings are violent. İnsan şiddet yanlısı.
   
1:01:53 You are violent, Sizler şiddet yanlısınız,
aren't you? değil mi?
   
1:01:58 And you say, 'I must not Ve 'şiddet yanlısı olmamalıyım,
be violent, or become non-violent'. veya şiddetten arınmalıyım' dersiniz.
   
1:02:07 So to become non-violent Yani şiddetten arınma
takes time. zaman ister.
   
1:02:12 During that interval of becoming Şiddetsizleşme sürecindeyse,
non-violent, you are being violent. şiddet yanlısı olmaya devam edersiniz.
   
1:02:21 So non-violence is nonsense. Yani, şiddetsizlik saçmalıktır.
Right? Değil mi?
   
1:02:29 What is fact is violence. Gerçek olan şiddettir.
   
1:02:34 So, our brains are trained Yani, beyinlerimiz olmaya,
to become. dönüşmeye eğitilmiştir.
   
1:02:40 As you become a clerk, Memur olurken,
reach the ladder, merdivene erişirsin,
   
1:02:45 the same is extended aynı şey
to the psychological world. ruhsal dünyaya da olur.
   
1:02:51 You are following? Takip ediyorsunuz?
   
1:02:53 There we say, 'I am ignorant, Orada 'Ben cahilim. Kendimle
I must have knowledge about myself.' ilgili bilgi edinmem gerekiyor' deriz.
   
1:02:58 'I am violent, 'Şiddet yanlısıyım,
I must become non-violent.' barış yanlısına dönüşmeliyim.'
   
1:03:04 I am angry, I must become Sinirliyim,
without anger. kızgın olmamalıyım.
   
1:03:10 Now, look at it carefully. Şimdi, dikkatlice bakın.
   
1:03:14 You are violent. Violence Şiddet yanlısısınız. Bu şiddet
is not separate from you. sizden farklı birşey değil.
   
1:03:22 Would you agree to that? Bunu kabul edebilir misiniz?
   
1:03:28 The Hindus are very clever Hindular çok zekidirler.
birds.  
   
1:03:32 They'll agree up to a point. Bir noktaya kadar kabul ederler.
I can see it in their faces. Yüzlerinde bunu görebilirim.
   
1:03:39 But they have got Ama zihinlerinin
behind them the idea bir yerlerinde 'ben'in
   
1:03:42 that the 'me' is different gözlemciden farklı olduğu
from the observer. fikri vardır.
   
1:03:47 The person who witnesses Tanıklık yapan kişi
is different. farklıdır.
   
1:03:50 Right? You know the game Oynadığınız oyunu
you are playing ! biliyorsunuz!
   
1:03:58 Is that a fact? Bu gerçek midir?
   
1:04:01 Is it a fact that there is Kızgınlıktan ayrı bir gözlemcinin
an observer different from anger? olduğu gerçek midir?
   
1:04:09 Careful, don't answer it, Dikkatli olun, cevap vermeyin,
look at it carefully. dikkatlice bakın.
   
1:04:14 Anger is me. Kızgınlık benim.
I am not different from anger. Ben kızgınlıktan ayrı değilim.
   
1:04:18 Right? Doğru mu?
Violence is me. Şiddet benim.
   
1:04:23 Non-violence is not me Şiddetsizlik 'ben' değil,
   
1:04:28 – right? – doğru mu?
that's just an idea. Bu sadece bir fikir.
   
1:04:31 The fact is I am violent. Benim şiddet yanlısı olduğum
That is a fact. bir gerçek. Bu bir gerçek.
   
1:04:35 Non-violence is non-fact. Şiddetsizlik, gerçek değil.
   
1:04:39 But we pursue non-fact Ama bizler gerçek olmayanı izleriz
because we don't know çünkü 'olan' la
   
1:04:43 how to deal with 'what is'. nasıl ilgileneceğimizi bilmeyiz.
You are following this? Tüm bunları takip ediyor musunuz?
   
1:04:56 So, the observer Yani, gözlemci
is not different from the observed. gözlemlenenden farklı değil.
   
1:05:05 Right? No, this is difficult. Doğru? Hayır, bu zor.
   
1:05:12 Goodness ! I'll go into it. Aman Tanrım! Açacağım.
   
1:05:17 You see that tree over there Oradaki ağacı görüyorsunuz
– if you ever look at trees. -tabii ki hiç ağaçlara bakıyorsanız.
   
1:05:24 When you look at a tree, the tree is Bir ağaca baktığınızda,
obviously different from you. bariz şekilde ağaç sizden farklıdır.
   
1:05:32 Right? Doğru mu?
The cloud of an evening Işık ve güzellik saçan
   
1:05:36 full of light and beauty, bu gece bulutu
is different from you. sizden farklı.
   
1:05:42 But when you look at that tree, Ama siz ağaca
what takes place? baktığınızda, ne olur?
   
1:05:49 Do look at the tree Bakın ağaca
– what takes place? -ne oluyor?
   
1:05:55 You immediately use the word. Hemen kelimeye sarılırsınız.
Right? Doğru mu?
   
1:06:01 So the word interferes Yani kelime ona
from looking at it. bakmanıza mani olur.
   
1:06:09 She is my wife or my husband O benim karım veya kocam-
– finished. bitti.
   
1:06:17 Right? Tüm bunları
Don't you know all this? bilmiyor musunuz?
   
1:06:24 So the word is preventing you Yani kelime gözlem yapmanızı
from observing. engelliyor.
   
1:06:32 And also the word Ve aynı zamanda kelime
is not the thing. şey değildir.
   
1:06:38 The word 'tree' 'Ağaç' kelimesi
is not the tree. ağacın kendisi değildir.
   
1:06:41 The word 'my wife' is not the wife. 'Benim karım' eş değildir.
I wonder if you see this !  
   
1:06:47 If you see this, Bunu görüyorsanız,
your relationship with your wife eşinizle ilişkiniz
   
1:06:50 will be entirely different. tamamen farklı olacaktır.
Oh, you people. Of, siz insanlar.
   
1:06:58 So, time is thought. Yani, zaman düşüncedir.
   
1:07:05 And thought says, Ve düşünce şunu söyler:
'I am this, I must become that.' 'Ben buyum, şu olmalıyım.'
   
1:07:11 Therefore, the becoming O yüzden, olma, dönüşme hali
implies time. zaman ihtiva eder.
   
1:07:16 And what are you becoming? Peki sizler neye dönüşüyorsunuz?
   
1:07:22 You pundits answer this, Bilgeler, sizler cevap verin buna:
what are you becoming? Neye dönüşüyorsunuz?
   
1:07:28 More enlightened? Daha aydınlanmış olmaya mı?
Better human being? Daha iyi insanlara mı?
   
1:07:35 You are not good, but you say, İyi değilsiniz ama
'I will become good.' 'İyi biri olacağım' diyorsunuz.
   
1:07:42 And when you are becoming good Ve iyi olmaya çalışırken,
you will never be good ! hiçbir zaman iyi olmayacaksınız!
   
1:07:48 I wonder if you see that. Bunu anladınız mı?
  Merak ediyorum.
   
1:07:51 So there is no becoming, which is O halde, çelişkinin unsurlarından olan
one of the factors of conflict. olma, dönüşme olmamalı.
   
1:07:59 But if you say, 'All right, Ama, 'Tamam, gerçek şu ki,
the fact is, violence is me, şiddet benim,
   
1:08:07 violence is not separate şiddet benden ayrı değil '
from me.' diyorsanız.
   
1:08:11 That is a fact. Bu gerçektir.
   
1:08:15 The 'me' is my face, the 'me' is my 'Ben' yüzümdür, 'ben' karakterimdir,
character, my – all the rest of it. benim- tüm diğerleri.
   
1:08:22 But we have separated the 'me' from Oysa 'ben'i olmakta olan şeyden
the thing that is happening. Right? ayırmışızdır. Öyle mi?
   
1:08:29 That is, thought has separated Yani, düşünce şiddeti
violence from the thinker. düşünenden ayırmıştır.
   
1:08:40 Right? Yorulmaya mı başladınız?
Are you getting tired?  
   
1:08:44 Oh no...You must be tired. Evet, evet. Yorulmuş olmalısınız.
   
1:08:51 Because you are just Çünkü yeterince dayanışma içinde
not co-operating, working, değilsiniz, çalışmıyorsunuz,
   
1:08:56 that is why you say, o yüzdendir ki
'I am not tired.' 'Yorgun değilim' diyorsunuz.
   
1:08:59 If you are co-operating, Çalışıyor, işbirliği yapıyor
working, olsaydınız,
   
1:09:03 you'll see what an extraordinary beyninizde olan biten
thing is going on with your brain. olağanüstü faaliyeti görürdünüz.
   
1:09:11 Look, violence is me, Bakın, şiddet benim,
greed is me, anger is me. açgözlülük benim, kızgınlık benim.
   
1:09:23 Later on I say, 'I have been angry', Sonradan, 'Sinirlenmiştim' derim,
but the fact is anger, oysa gerçek olan kızgınlık,
   
1:09:31 jealousy, hate, anxiety... kıskançlık, nefret, kaygıdır...
is me. bendir.
   
1:09:39 So the observer Yani, gözlemci
is the observed. Right? gözlenendir. Doğru mu?
   
1:09:47 Right, sir? Do you see this? Görüyor musunuz?
Oh no, you don't. Hayır, görmüyorsunuz.
   
1:09:57 Sir, one of the factors of conflict Düşüneni düşünenden
is that we have divided ayırmamız
   
1:10:05 the thinker from thought. çelişkinin unsurlarından
Right? biridir. Öyle mi?
   
1:10:13 Without thought Düşünce olmadan
there is no thinker. Right? düşünen olmaz.
   
1:10:18 But we have separated the thinker, Ama bizler düşüneni, deneyimleyeni
the experiencer from the experience. deneyimden ayırmışız.
   
1:10:24 We have separated analyser Analizciyi, analiz edilenden
from the analysed. Right? ayırmışız.
   
1:10:31 Haven't you noticed this? So there is Bunu fark etmediniz mi? Böylece,
perpetual conflict, division. sürekli devam eden çelişki, bölünme var.
   
1:10:37 So the observer Yani, gözlemci
is the observed. gözlenendir.
   
1:10:42 The experiencer Deneyimleyen,
is the experience. tecrübedir.
   
1:10:47 Go into the question of Siz soruyuirdeleyin
– I have got no time. -benim zamanım yok.
   
1:10:54 You all want to experience, Hepiniz deneyimlemek
don't you? istersiniz, değil mi?
   
1:10:57 Nirvana Nirvana
or some other factor, veya başka bir unsuru
   
1:11:01 sex or any other seks veya başka şeyi
– you want to experience. -deneyimlemek istersiniz.
   
1:11:04 What is experience? Deneyim nedir?
   
1:11:12 How do you know Deneyim olduğunu
it is an experience? nasıl bilirsiniz?
   
1:11:17 Only you know it Sadece onu tanıdığınız için
when you recognise it. Right? bilirsiniz. Öyle mi?
   
1:11:22 So, see what is happening : O halde, ne olduğuna bakın:
   
1:11:25 when you recognise it, onu tanıyorsanız,
it is not new. o yeni değildir.
   
1:11:30 But yet you call that, Oysa bunu 'Yeni deneyimim
'I must have new experience.' olmalı' diye ifade edersin.
   
1:11:34 So all experiences, O halde, tüm deneyimler
when recognised, tanındığı sürece
   
1:11:38 are merely sadece
the past remembrance. geçmiş anılardır.
   
1:11:42 Yes, sir, get this into your blood Evet, bunu içinize alın
and you will see what takes place. ve ne olacağını göreceksiniz.
   
1:11:48 Then your mind is so alert, O zaman zihniniz öylesine
so aware, so attentive, uyanık, farkında, dikkatlidir ki
   
1:11:53 there is no experience at all. hiçbir deneyim olmaz.
You won't understand all this. Tüm bunları anlamayacaksınız.
   
1:11:59 So, we are enquiring Yani, çelişkinin sebeplerini
into the cause of conflict. soruşturuyoruz.
   
1:12:07 One of the cause of conflict Çelişkinin sebeplerinden biri
is duality. Right? ikiliktir. Değil mi?
   
1:12:15 Violence and non-violence, Şiddet ve şiddetsizlik,
that's duality. bu ikiliktir.
   
1:12:20 Good and the bad, İyi ve kötü,
hate and love. nefret ve sevgi.
   
1:12:26 Why do we have duality? Neden ikilik var?
   
1:12:30 Don't translate it to advaita Lütfen advaita ya da başka
or some other Sanskrit word Sanskritçe kelimeye çevirip
   
1:12:33 and get away with it. ve ondan kurtulmayın.
   
1:12:36 Why do we have duality? Neden ikilik var?
What is duality? İkilik nedir?
   
1:12:42 You are a woman, I am a man, Sen kadınsın, ben bir erkek,
you are tall, I am short, sen uzunsun, ben kısa,
   
1:12:46 you are fair, another is light, sen sarışınsın, başkası açık tenli,
or lighter, whatever it is. her ne ise.
   
1:12:53 Right? Only duality exists Öyle mi? İkilik, sadece
when there is comparison. kıyaslama olduğunda vardır.
   
1:13:00 Are you following all this? Tüm bunları takip ediyor musunuz?
   
1:13:03 When I compare myself with you, Kendimi seninle karşılaştırdığımda,
I have created duality. ikilik yaratırım.
   
1:13:10 Right, sir? Doğru mu, beyler?
   
1:13:17 So if I don't compare, Yani, kıyas yapmazsam,
there is no duality. ikilik olmaz.
   
1:13:23 That is, Yani, ben
I have invented non-violence şiddetsizliği yarattım
   
1:13:31 – this country is full of that, -bu ülke bununla dolu-
non-violence, şiddetsizlik,
   
1:13:34 at least they talk about it. en azından bunun üstüne konuşuyorlar.
   
1:13:39 But the fact is Oysa gerçek
they are violent. şiddet yanlısı olmaları.
   
1:13:43 The fact. Bu gerçek.
The fact has no duality. Gerçeğin ikiliği olmaz.
   
1:13:50 Ah, I see that, I just discovered it. A, bunu görüyorum, şu anda fark ettim.
You understand? Anlıyorsunuz?
   
1:13:56 The fact has no opposite. Gerçeğin zıddı olmaz.
   
1:14:07 I am angry, that's a fact. Sinirliyim, bu gerçektir.
   
1:14:12 When I say, 'I must not be angry', 'Sinirli olmalıyım' dediğimde
then duality arises. o durumda ikilik ortaya çıkar.
   
1:14:20 So – very interesting, Yani, çok ilginç,
use your brains, beyinlerinizi kullanın,
   
1:14:24 go into all this – tüm bunların derinine inin-
so, I am angry. evet, ben sinirliyim.
   
1:14:31 That is a fact. Bu gerçektir.
What am I to do? Şimdi ne yapmalıyım?
   
1:14:34 I won't say, 'Sinirli olmamalıyım'
'I must not be angry', demeyeceğim,
   
1:14:37 then I am in conflict, çünkü o zaman çelişkiye
you understand? düşerim, anlıyorsunuz?
   
1:14:42 I won't suppress it. Bastırmayacağım.
   
1:14:46 There is no suppression, there is no Bastırma yok, kaçma yok,
escape, there is no transcending it. aşma yok.
   
1:14:52 So what happens? O halde ne olur?
   
1:14:56 Go on, sir, what happens when there Devam edin, gerçekten ayrı
is no movement away from the fact? bir hareket olmazsa ne olur?
   
1:15:09 Go. Devam.
   
1:15:14 It is : the movement away from it Şu olur: Ondan uzaklaşma hareketi
creates conflict, creates duality. çelişki yaratır, ikilik yaratır.
   
1:15:24 And volumes have been written İkilik üstüne zeki Hintliler
by clever Indians about duality. tarafından ciltler yazılmıştır.
   
1:15:33 The speaker has said there is no Konuşmacı ise en başından beri
duality right from the beginning ikilik olmamıştır diyor
   
1:15:36 because there is only çünkü sadece
the fact. gerçek var.
   
1:15:41 But when I want to get over Ama gerçeğin üstesinden gelmek
the fact, then I create duality. istediğimde ikilik yaratıyorum.
   
1:15:48 Right, sir? See. Öyle mi beyler? Bakın.
Then what takes place? O halde ne olur?
   
1:15:52 How to remain with the fact? Gerçekle nasıl kalınır?
You understand? Anlıyorsunuz?
   
1:15:57 Not move away from the fact. Gerçekten ayrılmayın.
   
1:16:00 Any movement away from the fact Gerçekten her tür uzaklaşma hareketi,
is conflict and duality. çelişki ve ikiliktir.
   
1:16:07 So, when you remain with the fact, Yani, gerçekle kalırsanız,
what takes place? ne olur?
   
1:16:16 You work it out. I am working Siz inceleyin. Ben inceliyorum.
it out, but you work it. Siz de inceleyin.
   
1:16:21 What happens Gerçekle kalınca,
when you remain with the fact? ne olur?
   
1:16:29 Which means what? Bu ne anlama geliyor?
You are… Siz...
   
1:16:33 I can tell you, you will say, Size söyleyebilirim, siz de
'Yes, yes', and go away. 'Evet, evet' deyip gidersiniz.
   
1:16:39 You don't apply ! Uygulamazsınız!
   
1:16:45 Sir, look, when I move away Bakın, şimdi, gerçekten uzaklaştığımda
from the fact, I have lost energy. enerji kaybederim.
   
1:16:54 Right? Öyle mi?
Do you see that? Bunu görüyor musunuz?
   
1:16:57 When I move away from the fact, Gerçekten uzaklaşmam,
it is a wastage of energy. Right? enerji kaybıdır. Doğru mu?
   
1:17:06 So when there is no movement O halde, gerçekten
away from the fact, uzaklaşma hareketi olmayınca,
   
1:17:11 all energy is there. tüm enerji oradadır.
   
1:17:15 Which means, complete attention Bu da bütün dikkatin sadece
there, with the fact. gerçekte olduğu anlamına gelir.
   
1:17:22 And when there is complete attention, Ve tam dikkat olduğunda,
then it is like light, bu ışık gibidir,
   
1:17:29 high powered light yüksek güçteki ışığın
being thrown on the fact. gerçeğin üstüne düşmesidir.
   
1:17:35 And then the fact reveals Ve o halde gerçek
all its content. tüm içeriğini açığa verir.
   
1:17:40 You understand? Anıyorsunuz? Bu şekilde olduğunda
Then the fact has no meaning. gerçeğin bir anlamı yoktur.
   
1:17:44 Oh, come on ! Hadi!
You understand? Anlıyorsunuz?
   
1:17:55 Now, look : we said knowledge Şimdi, bakın: Bilginin
is an enemy of love, sevginin düşmanı olduğunu
   
1:18:13 and love has no opposite. ve sevginin zıttının olmadığını
  söyledik.
   
1:18:18 But we have made opposite Oysa bizler zıttını yaptık
– hate. -nefret.
   
1:18:25 Sorry – slight cramp. Pardon- küçük bir kramp.
   
1:18:29 I am working too hard Sizler için çok çalışıyorum,
for you, that's what it is. olacağı buydu.
   
1:18:45 So, sirs, we have examined a very, O halde, çok ama çok karmaşık
very complex problem. bir problemi inceledik.
   
1:18:54 We have examined together. Beraber inceledik.
   
1:18:59 The speaker has not examined, Konuşmacı değil,
you have examined. sizler incelediniz.
   
1:19:06 The speaker is merely Konuşmacı sadece sizin
acting as your voice. sesinizmiş gibi davranıyor.
   
1:19:14 The speaker is merely Konuşmacının tek yaptığı
showing 'what is'. 'olan'ı göstermek.
   
1:19:21 And you are looking at it, Ve sizler ona bakıyorsunuz,
looking at yourself. kendinize bakıyorsunuz.
   
1:19:29 And when you look Ve kendinize
at yourself carefully, dikkatlice baktığınızda,
   
1:19:34 you are nothing geçmiş dışında
but the past, hiçbir şeysiniz,
   
1:19:40 past memories, past remembrances, geçmiş deneyimler, anımsamalar,
past pleasures. geçmiş hazlar.
   
1:19:48 And when you suffer, as most Ve ne yazık ki çoğu kişinin yaptığı
human beings do, unfortunately, gibi ıstırap çektiğinizde,
   
1:19:57 again, escape from it. yine, ondan kaçıyorsunuz.
   
1:20:01 So when you remain with a fact, Gerçekle kalınca,
it is like looking bu filize bakmaya benzer,
   
1:20:08 at a bud, bir gül tomurcuğuna
looking at a rose bud. bakmak gibidir.
   
1:20:13 And you will see the rose bud open, Ve o gül tomurcuğunun
the perfume of it, açıldığını, parfümünü,
   
1:20:18 the beauty of it, the quality of it, güzelliğini, kalitesini,
the gentleness, the tenderness. inceliğini, zarifliğini göreceksiniz.
   
1:20:27 And when you observe the fact, Gerçeği gözlediğinizde,
it fades away. Right. o gözden kaybolacaktır. Doğru.
   
1:20:35 We will continue Gelecek hafta sonu
next weekend, devam edeceğiz,
   
1:20:39 talking about fear, sorrow, korku, acı,
   
1:20:47 what is religion, din nedir, meditasyon nedir,
what is meditation, ölüm nedir
   
1:20:51 what is death, because all this üstüne konuşacağız, çünkü
is part of our life. tüm bunlar yaşamın birer parçası.
   
1:20:58 You cannot separate Birini diğerinden
one from the other. ayıramazsınız.
   
1:21:04 You cannot say, 'I am going 'Meditasyon yapacağım' deyip
to meditate', and be a stupid person. aptal biri olamazsınız.
   
1:21:12 To understand life, this whole Yaşamı anlamak, tüm bu karmaşık
complex problem of life, hayat problemini anlamak için
   
1:21:18 you need great patience. çok fazla sabra ihtiyacınız var.
   
1:21:22 Not the patience of time Ama zamanın sabrı değil
– patience. -sabır.
   
1:21:27 You need a brain that is alive, Canlı, sorgulayan, soran,
questioning, asking, doubting, şüphe duyan bir beyne ihtiyacınız var;
   
1:21:38 and then you will find out ancak böylece kendiniz için
for yourself without word anlayacaksınız sözcüksüz
   
1:21:42 that which is not yani kelimelerle ölçülmeyeni.
measured by words.  
   
1:21:48 Sorry if I have kept you. Sizi beklettiğim için üzgünüm.