Krishnamurti Subtitles

Yaşam ve Ölme Sanatı

Bombay (Mumbai) - 11 February 1984

Public Talk 3



0:41 May we continue Son buluşmamızda
with what we were talking about konuştuğumuz konuya
   
0:47 last time that we met here? devam edelim mi?
   
0:53 We were talking about conflict, Çelişki üstüne konuşuyorduk,
whether it is possible bu dünyada
   
1:00 to live in this world çelişkisiz yaşanablilr mi
without problems and conflict. üstüne konuşuyorduk.
   
1:11 We shall go on talking about that Bu konuyu konuşmaya devam edeceğiz,
because for most of us, çünkü çoğumuz için
   
1:20 life, the daily living, günlük yaşam
is a series of struggles, bir dizi mücadele,
   
1:27 conflicts, pain, çelişki, acı ve farklı tarzda
and varieties of anxieties. kaygılardan ibaret.
   
1:40 And we were asking Ve bu çılgın dünyada
whether it is possible, hiçbir çelişki ve problem olmadan
   
1:46 living in this crazy world, yaşamı
to live a life sürdürebilme olasılığı
   
1:56 in which every kind of problem üstüne konuşuyorduk.
and conflict doesn't exist.  
   
2:04 It may sound rather absurd, Böylesi bir konuda,
or even crazy, tek bir tane bile çelişki olmadan
   
2:12 to think about such thing, yaşamak konusunda düşünmek
   
2:16 to live oldukça saçma,
without a single conflict. hatta çılgınca gelebilir.
   
2:23 As we were saying Diğer gün dediğimiz gibi,
the other day,  
   
2:28 the enquiry into this question bu soruyu enine boyuna irdelemek
   
2:35 requires hatırı sayılır zeka,
considerable intelligence,  
   
2:39 considerable energy, hatırı sayılır enerji,
application. uygulama gerektirir.
   
2:47 Merely to discuss, or have a dialogue Siz ve konuşmacı arasında
between you and the speaker sözel, teorik olarak sadece tartışmanın
   
2:55 verbally, theoretically, veya diyalog kurmanın
has very little meaning. çok az bir anlamı var.
   
3:03 So, if we could O halde, bu akşam
together this evening birarada
   
3:11 – in spite of the crows – -karga seslerine rağmen-
   
3:15 could think together, düşünebilirsek,
   
3:22 go into this problem bu problemi inceleyebilirsek:
   
3:26 whether there is günlük hayatta
an art of living bir yaşama sanatı var mıdır
   
3:34 in which one can live öyle ki- teorik dünyada değil-
in daily life günlük hayatta
   
3:40 – not in a theoretical world, yaşayabilelim,
in daily life –  
   
3:46 to live without, içsel, ruhsal manada,
psychologically, inwardly, hiçbir karmaşa,
   
3:55 without all the turmoil, değişim sancısı
   
4:00 the pain of change, ve bu değişime bağlı
   
4:03 and the anxiety kaygı olmadan,
involved in that change,  
   
4:09 whether it is possible böylesi bir yaşam sürmek
to live such a life. mümkün müdür?
   
4:17 To ask such a question Böylesi bir soruyu sormak
may seem quite incredible çok inanılmaz gözükebilir
   
4:24 because our life, from the moment çünkü doğduğumuz andan
we are born till we die, ölene kadar
   
4:31 is a series of conflicts, yaşamımız
struggles, bir dizi çelişki, mücadele,
   
4:39 ambition, hırs, kendini tatmin etme
trying to fulfil itself,  
   
4:43 and all the pain of existence, ve acı, zevk vb ile beraber
   
4:47 with sorrow, pleasure, var olmanın tüm ıstırabından
and so on. ibaret.
   
4:54 So if we could go O halde, bu soruyu
into this question, irdeleyebiliriz
   
4:58 the art of living. günlük hayatta
In daily life. yaşama sanatını.
   
5:06 We have many arts : Bizim çok sayıda sanatımız var;
the art of painting, resim yapma sanatı,
   
5:13 the art of making a marvellous shoe, muhteşem ayakkabı yapma sanatı,
first-class shoe, birinci sınıf ayakkabılar
   
5:22 and the art of painting, ve resim yapma sanatı,
the art of engineering, mühendislik sanatı,
   
5:31 the art of communication iletişim sanatı
– there are many, many arts. -çok fazla sayıda sanat mevcut.
   
5:39 But for most of us, probably Oysa çoğumuz için, büyük ihtimalle
for the rest of the world too, dünyanın geri kalanı için de
   
5:45 we have never asked bu soruyu, yani yaşama sanatını
this question, the art of living. hiç soruşturmadık.
   
5:55 To find that out... Bunu idrak etmek...
– this is a terrible… -bu çok kötü...
   
6:01 Bombay is rather dirty country, Bombay (Mumbai) oldukça pis bir şehir,
it makes one's eyes water, gözümüzü yaşartıyor,
   
6:09 I am not crying. ben ağlamıyorum.
   
6:18 It requires investigation, Nasıl yaşanmalı sorusu
how to live. inceleme gerektirir.
   
6:25 Because the art of living Çünkü yaşama sanatı
is the greatest art, en büyük sanattır
   
6:30 and the most important art, ve en önemli sanattır, diğer tüm
greater than any other art, sanatlardan daha büyüktür,
   
6:39 greater than the art devleti yönetme sanatından
of governments, büyüktür,
   
6:44 the art of communication, iletişim sanatlarından,
   
6:49 in spite of all that, we have bunlara rağmen,
never enquired very deeply biz hiçbir zaman bu konuyu,
   
6:56 what is the art of living günlük hayattaki yaşama sanatını
our daily life, derinlemesine incelemedik,
   
7:06 which requires such subtlety, ki bu çok incelik,
   
7:09 sensitivity, duyarlılık
and a great deal of freedom. ve çok fazla özgürlük ister.
   
7:20 Because without freedom you cannot Çünkü özgürlük olmadan
find out what is the art of living. yaşama sanatını anlamak mümkün değildir.
   
7:29 The art of living Yaşama sanatı bir metod,
isn't a method, a system, sistem değildir
   
7:36 or ask another how to find ya da yaşam sanatını nasıl bulacağınızı
the art of living, başkasına soramazsınız,
   
7:43 but requires considerable ama bu konu, oldukça fazla
intellectual activity, zihinsel faaliyet
   
7:52 and also a deep abiding ve de sürekli dürüst olmayı
honesty. gerektirir.
   
8:03 Very few of us are honest. Çok azımız dürüstüz.
   
8:10 It is getting worse Gün geçtikçe dünyada
and worse in the world. daha da kötüye gidiyor.
   
8:15 We are not honest people. Dürüst insanlar değiliz.
   
8:19 We say one thing, Birşey söylüyor,
do another, başka şey yapıyoruz,
   
8:24 we talk about philosophy, felsefe, Tanrı,
God,  
   
8:30 all the theories that kadim Hintlilerin icat ettiği
the ancient Indians have invented, teorileri üstüne konuşuyoruz
   
8:37 and we are rather good ve bu konularda
at all that kind of stuff, oldukça iyiyiz de,
   
8:42 but the word, the description, oysa kelime, betimleme,
   
8:49 the explanation, açıklama;
is not the deed, the action. hareket, eylem değil.
   
8:58 And that's why there is Ve o yüzdendir ki
a great deal of dishonesty. aşırı derecede sahtekarlık var.
   
9:07 And to enquire into the art Ve yaşama sanatını
of living there must be irdelemek için
   
9:16 a fundamental, unshakeable, temel, sarsılmaz, değişmez
immutable honesty. bir dürüstlüğe ihtiyaç var.
   
9:29 Honesty Yozlaşmamış,
which is not corruptible,  
   
9:36 which doesn't adjust itself çevre koşullarına,
to environment, taleplere,
   
9:40 to demands, farklı türdeki mücadelelere göre
to various forms of challenges. kendini ayarlamayan dürüstlük.
   
9:48 It requires a great integrity Çok karmaşık bir problemle
to find out ilgilendiğimiz için,
   
9:57 because we are dealing with a very, çok dürüst olmak
very complex problem. gerekiyor.
   
10:03 It isn't just easy to live a life Kusursuz şekilde düzenli,
which is perfectly orderly, enerjiyi boşa sarf etmeyen,
   
10:16 without dissipating energy, hiçbir yanılsama ya da
  geleneği yaşamayan
   
10:21 without living in any kind bir hayat yaşamak
of illusion or tradition. hiç de kolay değil.
   
10:29 Tradition, however old, İster eski, ister modern
however modern, olsun gelenek,
   
10:34 is merely carrying on sadece eski kalıbı
the old pattern. sürdürmektir.
   
10:43 And the old pattern cannot Ve eski kalıbın yeni olana
possibly adjust itself to the new. uyması mümkün değil.
   
10:53 So together, O halde bir arada ve ve gerçekten de
and we mean together, birada demek istiyorum,
   
11:00 it is not that the speaker yani konuşmacı birşey diyor
is saying something sizler de
   
11:04 to which you agree kabul ediyor ya da etmiyorsunuz
or disagree, gibi birşey değil,
   
11:08 but together, exercising bir arada, zekanızı,
your intellect, your reason, aklınızı,
   
11:18 your sanity, aklıselimliğinizi,
if you have sanity, eğer varsa, kullanıyorsunuz
   
11:23 and together, ve birarada,
   
11:31 looking at bu kompleks probleme
this very complex problem. bakıyoruz.
   
11:36 As we said the other day, Ve bunun bir ders
this is not a lecture, olmadığını diğer sefer söylemiştik,
   
11:45 this is not a lecture size bilgi, veriler
to give you information, facts, sunan, sizi eğiten,
   
11:54 instruct you, etkilemeyi amaçlayan,
to persuade you, yavaş yavaş, inceden inceye
   
12:00 to slightly, delicately, direct you sizi belirli bir tarafa yönlendiren
in a particular direction. bir ders değil.
   
12:11 Not doing Yeni türde fikirleri
any kind of propaganda aklınıza sokmak
   
12:15 to inseminate amacıyla propaganda
a new set of ideas, yapılmıyor,
   
12:22 it is not anything bu tarz birşeyler
of that kind. yapılmıyor.
   
12:26 That would be dishonourable Konuşmacının
on the part of the speaker yok böyle değil deyip
   
12:30 when he says it is not that, aslında onu ima etmesi
and he means that. onursuzluktur.
   
12:40 So you are exercising Yani şimdi
your own brain, kendi beyninizi,
   
12:48 your own sense of urgency, kendi ivedilik hissinizi,
demand, talebinizi kullanıyorsunuz
   
12:58 to find out tamamen düzenli
if there is a way of living bir yaşam tarzı
   
13:05 which is totally orderly. olup olamayacağını
  bulmak amacıyla.
   
13:15 So please, if you will, O yüzden, mümkünse
be serious for this evening. bu akşam ciddi olun lütfen.
   
13:27 You may not be serious for the rest Yılın geri kalanında, ya da
of the year, or the rest of the week, haftanın geri kalanında
   
13:34 but at least for once in one's life ciddi olmazsanız dahi, yaşamınızda
to be totally earnest, bir kereliğine de olsa
   
13:45 to be completely honest kendinizle
with oneself. tamamen ciddi olun.
   
13:52 Then we can together O halde, şu soruyu
go into this question : beraber irdeleyebiliriz:
   
14:00 what is the art of living. yaşama sanatı nedir?
   
14:11 How are we going to find out? Bunu nasıl bulacağız?
The art. Bu sanatı.
   
14:19 To put everything Herşeyi yerli yerine
in its right place, oturtarak,
   
14:28 not exaggerating şunu ya da bunu
one or the other, abartmadan,
   
14:32 not giving one's instinct, içgüdülerinizi, dürtülerinizi
one's urges in one direction, belirli bir yönde kullanmadan
   
14:42 and neglecting totally ve diğer yönü tamamen
the other. ihmal etmeden.
   
14:46 Not trying to fulfil Belirli bir yönü
in a particular direction, tatmin etmeye çalışmadan,
   
14:56 but together, sadece siz ve
you and the speaker, konuşmacı bir arada,
   
15:05 are going to find out bulacağız-
– for ourselves, kendimiz için,
   
15:11 not that you will be told konuşmacı
by the speaker, size anlatmayacak,
   
15:15 this is important bunu anlamanız
to understand. önemli.
   
15:22 I am sorry, Pardon,
the crows are having fun ! kargalar eğleniyorlar!
   
15:28 They are saying good night Birbirlerine
to each other. iyi geceler diliyorlar.
   
15:38 They will quieten down Hava biraz kararınca,
when it gets a little darker. sessizleşecektirler.
   
15:46 So please, O halde, en aşağısından,
for this evening at least, bu akşam için,
   
15:57 see how important it is içinde problem,
  çelişki barıdırmayan
   
16:01 to find out a way of living bir yaşam şeklini
   
16:06 in which conflict, problems bulmanın ne denli önemli
don't exist. olduğunu görün.
   
16:16 Because conflict and problems Çünkü çelişki ve problemler
waste our energy. enerjimizi boşa harcıyorlar.
   
16:26 One has to find out Neden problemlerin
why problems exist. var olduğunu bulmalıyız.
   
16:33 There are Matematik problemleri,
mathematical problems,  
   
16:35 geographical problems, and so on coğrafi problemler vb.
– academic problems, -akademik problemler var,
   
16:40 we are not talking ama biz bu problemleri
about those problems. konuşmayacağız.
   
16:44 We are talking about İnsanoğlunun problemlerini
the problems of human beings. konuşacağız.
   
16:50 They are first human beings, Onlar önce insan,
afterwards they are scientists, sonra bilim adamı,
   
16:54 engineers, businessmen mühendis, iş adamı
– all the rest of it. vesaireler.
   
16:58 First we are human beings. İlk olarak, bizler insanız.
   
17:04 But when you give Ama başka şeyleri
importance to other things önemsediğinizde,
   
17:09 you forget that insan olduğunuzu
you are a human being. unutuyorsunuz.
   
17:15 So please, together, O halde, lütfen bir arada
let's find out. araştıralım.
   
17:23 The art of living, doesn't it mean Yaşam sanatı, günlük hayatı
to lead a life, a daily life, aşırı duyarlılıkla,
   
17:32 with tremendous precision, düzen titizliğinde
accuracy of order. sürdürmek değil midir?
   
17:46 Order Düzen,
does not mean conformity, uymak manasına gelmez,
   
17:53 following a pattern set and belirli bir kalıbı takip edip,
adjusting yourself to that pattern. kendini ona göre ayarlamak değil.
   
18:04 We will go into this slowly. Bu konuyu ağır ağır işleyeceğiz.
   
18:09 Does it not mean Bu, tamamen
to become fully conscious, farkında olmak,
   
18:17 aware of one's own disorder? kendi düzensizliğimizi fark etmek
  manasına gelmiyor mu?
   
18:26 Are we aware of that? Bunun farkında mıyız?
   
18:29 Or do we think that is merely Veya bunun sadece
an environmental difficulty, çevresel bir zorluk olduğunu,
   
18:36 but inwardly yoksa içsel olarak mükemmel bir
we are perfectly orderly. düzenimiz olduğunu mu düşünüyoruz?
   
18:43 We are pointing out together İçsel olarak düzensizlik içinde,
   
18:47 that inwardly we live in disorder, tezatlar içinde yaşadığımıza
in contradiction. beraber bakıyoruz.
   
18:57 That's a fact. Bu bir gerçektir.
   
18:59 Even the greatest saints En büyük azizler bile
   
19:04 – they are generally -genel olarak
slightly neurotic – biraz nevrotiktirler-
   
19:08 even the greatest saints en büyük azizler bile
live in disorder, düzensizlik içinde yaşarlar
   
19:12 because they are trying çünkü hep birşeyler
to become something all the time. olmaya çalışıyorlar.
   
19:20 The very becoming – Olma eyleminin ta kendisi-
you understand? anlıyorsunuz mu?
   
19:24 I hope we are following Umarım birbirimizi
each other. takip ediyoruz.
   
19:26 Becoming : I am this, Olma: Ben buyum,
I will become that. şu olacağım.
   
19:33 In that endeavour to change Bu, olanın olması gerekene
'what is' to 'what should be', dönüşme çabasında,
   
19:41 there is an interval, a gap, çelişkinin meydana geldiği
in which conflict takes place. bir ara, boşluk var.
   
19:49 And that conflict Ve bu çelişki
is the essence of disorder. düzensizliğin esasıdır.
   
19:55 Right? Doğru mu?
   
19:57 You have understood? Anladınız mı?
   
20:01 Where there is division Bölünmenin olduğu yerde
– different classes of people, -farklı insan sınıfları,
   
20:08 races, religions, and in ourselves ırklar, dinler ve içimizdeki
a contradiction, a division, tezat, bölünme,
   
20:16 'I am this, I must become that', 'Ben buyum, şu olmalıyım',
in that there is a division. bunda bölünme mevcut.
   
20:23 That very division Tam da bu bölünme
is the root of disorder. düzensizliğin köküdür.
   
20:32 Because in that Çünkü bunda
there is a contradiction tezat vardır
   
20:38 – right? – I am this, -öyle mi?- ben buyum,
I want to be orderly. düzenli olmalıyım.
   
20:47 When I say 'I want to be orderly' 'Düzenli olmalıyım' dediğimde,
I recognise I am in confusion, karmaşa içinde olduğumu fark ederim,
   
20:54 so I attempt böylece, düzen getirmeye
to bring about order, çalışırım,
   
21:02 so I make a diagram, düzenin ne olduğu konusunda
a sketch of what is order bir taslak, plan hazırlarım
   
21:10 and then I try to follow that. ve bunu takip etmeye gayret ederim.
   
21:13 We are saying, if you will Bir arada dinleyebilirseniz,
kindly listen together, tam da bu olgunun,
   
21:17 that that very fact düzensizliğin sebebi
is the cause of disorder. olduğunu söylüyorduk.
   
21:25 Right? Doğru mu?
Have you understood? Anlaşıldı mı?
   
21:29 Are we together in this a little bit, Bu konuda az da olsa
slightly? beraber miyiz?
   
21:34 Not too much, Çok fazla değil,
but just enough. sadece yeterince.
   
21:42 So, where there is division O halde içimizde
in us psychologically, psikolojik bölünme olduğunda,
   
21:49 there must be conflict, çelişki ve dolayısı ile
and therefore disorder. düzensizlik olmalı.
   
22:01 Now, as long Şimdi, düzensizlik
as there is disorder, olduğu sürece,
   
22:06 trying to find order düzen getirmeye çalışmak
is still disorder. gene düzensizliktir.
   
22:14 Right? You understand Öyle mi? Ne anlattığımı
what I mean? anlıyorsunuz?
   
22:19 I am confused, Kafam karışık,
   
22:25 my life is in disorder, hayatım düzensizlik içinde,
   
22:32 I am fragmented, bölünmüşüm,
broken up inside, içerden parçalara ayrılmışım
   
22:36 and being confused, out of that ve bu karışıklıktan
confusion I create a pattern, ben bir kalıp, bir ideal,
   
22:46 an ideal, a scheme, bir plan yaratırım
   
22:52 and I say I am going to live ve kendime 'bu plana göre
according to that scheme. yaşayacağım' derim.
   
22:56 But the origin of that scheme Ancak bu planın kökeninde
is born out of my confusion. benim kafa karışıklığım var.
   
23:05 Right? Clear? Öyle değil mi? Açık mı?
   
23:06 So, what I have O halde, neden kafamın
to understand is karışık olduğunu,
   
23:12 why am I confused, neden düzensiz olduğumu
why am I disorderly. anladım.
   
23:18 If I can understand that, then out Bunu anlayabiliyorsam,
of that comprehension, perception, bu anlayıştan, algılamadan,
   
23:24 order naturally comes hiçbir çabaya gerek kalmadan,
without a single effort. düzen doğal olarak gelir.
   
23:33 That is, if I can find Yani, kafa karışıklığımın
the causation of my confusion, sebebini bulabilirsem
   
23:39 then confusion doesn't exist, artık bu karmaşa yoktur,
then there is order. bu durumda düzen olur.
   
23:44 I wonder if you see this. Merak ediyorum
  bunu görüyor musunuz?
   
23:47 Are we together in this, Bu konuda az da olsa
a little bit? beraber miyiz?
   
23:53 Are we? Good. Öyle mi? İyi.
   
23:58 When you say 'Yes, sir', 'Evet, efendim' dediğinizde
do you really mean it? gerçekten bunu mu söylüyorsunuz?
   
24:04 Or it is just verbal assertion Ya da sadece sözel bir iddia mı
– 'let's get on with it'. -'hadi onunla ilerleyelim'.
   
24:10 That is dishonesty ! Bu dürüstlük değil!
   
24:22 If we don't see things clearly, Bunu net olarak görmüyorsak,
don't say yes – say 'I don't see it' evet demeyin- 'görmüyorum' deyin
   
24:30 then we can together o durumda beraber
have a dialogue. bir diyalogda bulunabiliriz.
   
24:35 But if you say yes, Ama, evet derseniz,
   
24:40 your concern is then : niyetiniz, bu şekilde
let's go on. devam etmemiz yönündedir.
   
24:47 So please, O halde, lütfen
look at it carefully. dikkatli bakın.
   
24:54 We have got a whole hour. Tam bir saatimiz var.
   
24:59 And this awareness Ve bu kafa karışıklığının
of confusion farkındalığı
   
25:06 – not we should not -kafamızın karışmaması
be confused – değil-
   
25:11 but the very awareness bizzat kafa karışıklığını
of confusion farketmek;
   
25:15 brings about the cause of it, sebebini, nedenselliğini
the causation. ortaya çıkarıyor.
   
25:23 So what is the cause? O halde sebep nedir?
   
25:34 Do you understand? Anlıyor musunuz?
   
25:36 If I am ill and Hastaysam ve
I go to the doctor, doktora gidersem,
   
25:40 and the doctor ve doktor
– if he is fairly good – -iyice bir doktorsa-
   
25:44 says you are eating belirli şeyleri yediğini,
or doing certain things ya da yaptığını söyler
   
25:48 that upset ki bunlar tüm
your whole organism, organizmanı alt üst etmiştir,
   
25:51 so he says don't do this o da şunu yap,
and don't do that. bunu yapma der.
   
25:56 So I change, Bu şekilde, ben değişirim,
I eat properly. düzenli yerim.
   
26:01 In the same way Aynı şekilde,
if we can find the cause, sebebini bulabilirsek,
   
26:05 then the effect is changed. o zaman etki de değişebilir.
   
26:10 And if there is a change in the Ve etkide bir değişim olursa,
effect there is change in the cause. sebepte de değişim olur.
   
26:16 Do you understand? Anlıyor musunuz?
   
26:23 Are we together Beraber miyiz
or you are asleep? ya da uyukluyor musunuz?
   
26:30 Let's proceed. Hadi devam edelim.
   
26:32 So, order is only possible Yani, düzensizliğin
   
26:40 when we understand doğasını anlamadan
the nature of disorder. düzen mümkün değildir.
   
26:46 And the nature of disorder Ve de düzensizliğin doğası
can be totally wiped out. kökünden kazınabilir.
   
26:56 If I am quarrelling Karımla
with my wife, kavga ediyorsam,
   
26:59 or the wife is quarrelling veya karım benimle
with me, kavga ediyorsa,
   
27:03 I find out neden kavga ettiğimizi
why we are quarrelling. buluyorum.
   
27:07 If we like to quarrel, Kavga etmeyi seviyorsak,
that's a different matter, bu farklı bir konudur,
   
27:11 but if want ama ben kavga etmeyi
to stop quarrelling bırakmak istiyorsam,
   
27:15 we say, 'Let's talk about it, 'Bunu konuşalım, neden kavga ediyoruz
let's see why we quarrel.' bir bakalım' deriz.
   
27:22 And then we find we are Ve o zaman fikirler üstüne
quarrelling about opinions, tartıştığımızı anlarız,
   
27:27 I want this and you want ben bunu isterim,
something different. sen başka birşeyi.
   
27:31 And thereby we begin Ve bu şekilde birbirimizle
to communicate with each other iletişim kurmaya başlarız
   
27:37 and ultimately come to some point ve sonunda ikimizin de
where we both of us agree. onaylayacağı bir noktaya erişiriz.
   
27:43 So similarly, together, Aynı şekilde beraber,
to live a life, hayat sürmek,
   
27:53 the art of living so that yaşama sanatıdır ki
it is completely orderly. bu tamamen düzen demektir.
   
28:01 That is the art of living. Bu yaşama sanatıdır.
   
28:06 Then, the art of living implies O zaman, yaşama sanatı
that there should be no fear. korkunun olmadığı anlamını içerir.
   
28:17 Right? Shall we go into it? Bunu inceleyelim mi?
Are you interested in it? Bu konu ile ilgileniyor musunuz?
   
28:26 We are saying that Yaşama sanatının
the art of living demands hiç korkunun olmamasını
   
28:32 that there should be talep ettiğini
no fear at all söylüyoruz
   
28:42 – fear of psychological -ruhsal güvenlik
security, korkusu,
   
28:49 fear of death, ölüm korkusu,
   
28:54 fear of not birşey olamamaktan
becoming something, korkma,
   
29:01 fear of losing, gaining – you know, kaybetme korkusu,kazanma-bildiğiniz üzere
the whole problem of fear. korku probleminin tamamını.
   
29:09 Shall we talk about it Bunu beraber
together? konuşalım mı?
   
29:14 Whether it is possible Korkudan tamamen
to be free completely of fear, özgürleşmek mümkün mü
   
29:24 because çünkü
a brain that is frightened, korkmuş bir beyin,
   
29:30 a brain that is frightened korkmuş bir beyin,
is a dull mind, körelmiş bir zihindir,
   
29:40 a mind that is not capable gözlem yapamayan,
of observing, living. canlı olmayan zihin.
   
29:46 Aren't you all frightened? Hepiniz korkmuyor musunuz?
   
29:52 Be a little honest with it. Bu konuda biraz dürüst olun.
   
29:56 We are all frightened, İçsel manada, hepimiz
inwardly. korkuyoruz.
   
30:02 We will first examine the inner, Önce içe bakacağız,
then we'll look at the outer, sonra dışı inceleyeceğiz,
   
30:07 not the other way round. diğer şekilde değil.
You understand? Bunu anlıyor musunuz?
   
30:13 We all want physical security, Hepimiz fiziksel güvenlik isteriz,
that's what everybody demands bunu herkes talep eder
   
30:20 – money, position, safety, -para, mevki, güvenlik,
security physically. fiziksel güvence.
   
30:30 But we never enquire Ama içsel güvenliği,
   
30:35 into the security, certainty, ruhsal kesinliği
inwardly. hiç araştırmayız.
   
30:43 Because the inward activity shapes Çünkü içsel faaliyet dışsal olanı
the outer, controls the outer. şekillendirir, dışı kontrol eder.
   
30:51 Right? Öyle mi?
You understand it? Bunu anladınız mı?
   
30:56 So, we are asking, Yani, yaşama sanatı
the art of living consists sadece
   
31:02 not only having tam düzeni
complete order, içermez,
   
31:08 but also to be totally, aynı zamanda
psychologically, tamamen, psikolojik açıdan,
   
31:13 inwardly free of fear. korkudan özgür olmayı da içerir.
   
31:17 Is that possible? Bu mümkün mü?
   
31:23 Because we have lived Çünkü çocukluğumuzdan beri,
with fear from childhood. korku ile yaşadık.
   
31:32 Fear of the husband, fear Eşten korkma,
of the wife, fear of not achieving, başaramama korkusu,
   
31:44 fear of not fulfilling, tatmin olamama korkusu,
fear of not being satisfied  
   
31:51 – you know the nature of fear, -korkunun doğasını biliyorsunuz,
I am sure, all of you. eminim, hepiniz.
   
31:57 So, we are asking what is O halde, korkunun doğası ve
the nature and the structure of fear. yapısı nedir diye soruyoruz.
   
32:08 Ask yourself the question first. Önce bunu kendinize sorun.
   
32:12 What is fear, Korku nedir,
how does it arise, nasıl ortaya çıkar,
   
32:19 what is the cause of it, sebebi nedir,
the root cause of it? ana sebebi nedir?
   
32:25 I may be afraid Karanlıktan
of darkness, korkuyor olabilirim,
   
32:28 I may be afraid çevre ne der diye
of public opinion, korkuyor olabilirim,
   
32:33 I may be afraid of somebody beni dövecek olan birilerinden
who is going to beat me up. korkuyor olabilirim.
   
32:44 There are Korkunun farklı
various forms of fear. çeşitleri var.
   
32:49 So shall we deal with the various O halde, bu farklı türleri
forms one by one – tek tek mi incelesek-
   
32:58 your particular fear, her particular senin belirli korkunu, onun korkusunu
fear, or my particular fear – veya bana ait belirli korkuyu-
   
33:04 or shall we go together and find out ya da beraber ilerleyip, kökenini,
the root of it, the cause of it? ana sebebini mi bulalım?
   
33:12 Right? Öyle mi?
Which do you want? Hangisini istersiniz?
   
33:16 The various branches of fear, Farklı türdeki korkular
or the very hidden root, ya da en derinde gizli olanlar,
   
33:24 hidden nature of fear? korkunun gizli
  kalmış doğası mı?
   
33:29 You understand? Anlıyorsunuz?
What is the root of fear? Korkunun kökeninde ne var?
   
33:39 The speaker is asking you Konuşmacı soruyu
this question, size soruyor
   
33:46 and if you will kindly ve hiç olmazsa lütfen
be honest this evening bu gece için dürüst olursanız
   
33:52 – you can be dishonest -sonradan sahtekarlık
afterwards, yapabilirsiniz,
   
33:55 that's your nature, bu sizin doğanız,
that's what you want – bu sizin istediğiniz şey-
   
33:59 but for this evening find out ama bu gece için kendiniz için
for yourself what is the root of it, kökeninde ne var bulun,
   
34:09 what brings tüm bu korkuya
all this fear about. sebep olan.
   
34:15 Because fear Çünkü korku
is most destructive. en yıkıcı şey.
   
34:22 In it, İçinde,
one lives in an enclosed... kapalı kalırsınız...
   
34:28 a sense of physical fiziksel sinirlilik,
nervous tension, gerginlik hissi,
   
34:35 feeling small, frightened, kendini küçük, korkmuş hissetme,
you know, the feeling of fear, biliyorsunuz, korku duygusu
   
34:41 and where there is fear every kind ve korkunun olduğu yerde,
of neurotic action takes place, her tür nevrotik davranış meydana gelir,
   
34:49 irrational, akıl dışı,
pretending to be rational. rasyonelmiş gibi davranan.
   
34:55 So it is important to find out Yani, kökenini kendiniz için
for yourself what is the root of it. araştırmanız önemli.
   
35:03 Or are there many roots of it, Ya da çok sayıda kök sebep mi var,
or only one single root? ya da sadece tek bir köken mi?
   
35:20 Probably you have not Büyük ihtimalle, bunu
thought about this, düşünmediniz,
   
35:25 you are too busy para kazanmakla
earning money, çok meşgulsünüz,
   
35:30 you are too busy devletiniz için kaygılanmakla
worrying about your states, çok meşgulsünüz,
   
35:35 you haven't probably ever given büyük ihtimal, hiç düşünmediniz
thought or enquiry ya da sorgulamadınız
   
35:41 to find out if you can live korku olmadan yaşanabilir mi
without fear. diye.
   
35:51 Change from 'what is' 'Olan'ı 'olması gerekene'
to 'what should be' çevirmek
   
35:55 is one of the causes of fear. korkunun sebeplerinden biri.
   
35:59 I may not ever arrive there, Oraya hiç ulaşmayacağım için
so I am frightened of that too. bundan korkuyor olabilirim.
   
36:06 I am also frightened Ayrıca, olup bitenden
of what is going on. korkuyor olabilirim.
   
36:11 I am also frightened of the past. Geçmişten de korkarım.
Right? Öyle mi?
   
36:18 So we are trying together Yani, birarada
– not accepting bulmaya çalışıyoruz
   
36:22 what the speaker is saying – -konuşmacının söylediklerini
to find out. kabul etmeden.
   
36:29 That requires honesty, Bu dürüstlük,
scepticism, şüphecilik ister,
   
36:36 not accepting a thing konuşmacının söylediği
that the speaker is saying, tek şeyi bile kabul etmeyip,
   
36:44 but to see for ourselves kendimiz için
   
36:49 the essence and korkunun esasını ve doğasını
the structure of fear. görmek.
   
36:57 Right? Doğru mu?
What is fear? Korku nedir?
   
37:03 Not what we are afraid about. Neden korktuğumuz değil.
   
37:09 I am afraid about death Benim ölüm korkum var
– suppose – -öyle varsayalım-
   
37:12 because I am getting old çünkü yaşlanıyorum ve
and I am getting frightened. korkmaya başladım.
   
37:18 We are not asking Neden korktuğunuzu
what you are afraid of, sormuyoruz,
   
37:25 but what is fear 'per se', bizzat korkunun kendisini,
in itself. içeriğini soruyoruz.
   
37:31 You understand? Anlıyorsunuz?
   
37:36 Are you getting tired? Yorulmaya mı başladınız?
   
37:39 All right. Tamam.
So what is fear itself? Korkunun kendisi nedir o halde?
   
37:46 How does it come about? Nasıl ortaya çıkıyor?
   
37:53 We will go together Bunun incelenmesini
into the investigation of it, beraber yapacağız,
   
37:58 but you must together share it, ama sizler de katılacaksınız,
not verbally accept it. sözel olarak kabul etmeden.
   
38:07 Then if you verbally accept it, Çünkü sözel, teorik ya da
theoretically or intellectually, zihinsel olarak kabul ederseniz,
   
38:11 at the end of it sonunda hala
you are still frightened. korkuyor olacaksınız.
   
38:14 And that's a waste of time, Ve bu zaman kaybıdır,
your time and the speaker's time. sizin ve konuşmacının zamanının.
   
38:21 But if you and the speaker Ama siz ve konuşmacı
can walk together, beraber yürüyebilirse,
   
38:26 journey together beraber yolculuk edebilirse,
into the whole nature of fear, korkunun tüm doğasını
   
38:32 and you yourself ve siz kendi kendinize
   
38:35 capture the truth of the cause korkunun ardındaki gerçeği kavrarsanız,
of fear, then you are free. o durumda özgür olursunuz.
   
38:42 Unless you want to be frightened Hayatınızın geri kalanında
for the rest of your life korku içinde kalmak istemiyorsanız
   
38:45 – you may like it, because people -bundan hoşlanabilirsiniz,
do love some kind of fear insanlar korkunun bir türünü sevebilirler
   
38:50 because that makes them feel çünkü bu, onlara en azından
   
38:55 at least they have something tutunacak birşeyleri
to hold on to. olduğu hissini verir.
   
39:10 What is the past? Geçmiş nedir?
   
39:15 Please listen, Lütfen dinleyin,
we are talking about fear. korkuyu konuşuyoruz.
   
39:19 What is the past, what is Geçmiş nedir, şimdi
the present, and what is the future? nedir ve gelecek nedir?
   
39:30 The past is all that you have Geçmiş, tüm biriktirdiğiniz
accumulated as memory, hatıralardır,
   
39:38 the remembrance olup biten şeylerin
of things gone, anımsanışı
   
39:45 and the present is the past, ve şimdi geçmiştir,
   
39:51 modifying itself geleceğe kendini
to the future. dönüştüren.
   
39:54 Right? Öyle mi?
This is the actual fact. Bu gerçek bir olgudur.
   
39:59 So you are Yani sizler
the past memories, geçmiş anılarsınız,
   
40:06 past remembrances, geçmiş anılar,
past accidents, geçmiş olaylar,
   
40:12 the whole accumulation tüm birikmiş geçmiş.
of the past. You are that. Siz busunuz.
   
40:19 You are the bundle Bir hatıralar demetisiniz.
of memories. That's a fact. Bu bir gerçektir.
   
40:27 If you had no memories Hiç bir hatıranız olmasaydı,
you don't exist. yaşamazdınız.
   
40:34 So you are that. Yani siz busunuz.
   
40:37 The past – please listen – Geçmiş-lütfen dinleyin-
is time, isn't it? zamandır, öyle değil mi?
   
40:46 The past has been Geçmiş, zaman içinde
gathered through time. birikmiştir.
   
40:54 I have had an experience, Geçen haftadan
a week ago, bir deneyimim vardır,
   
41:01 that experience bu deneyim bende
has left a memory, bir anı bırakmıştır
   
41:09 and that memory is born ve bu anı
from the past experience, geçmiş deneyimlerden doğmuştur,
   
41:14 which is, when I use the word ki 'geçmiş' kelimesini kullandığımda
'past', it's already time. bu zaten zamandır.
   
41:19 Right? Agreed? Anlaşıldı mı?
   
41:23 So it is time. O halde bu zamandır.
The past is time. Geçmiş zamandır.
   
41:28 And also the past is memory, Ve geçmiş de
knowledge, experience. hatıra, bilgi, deneyimdir.
   
41:36 Right, sirs? Öyle değil mi, beyler?
   
41:40 The past is Geçmiş deneyimdir,
experience, knowledge, bilgidir
   
41:46 stored in the brain beyinde hatıra olarak
as memory, depolanan
   
41:49 and from memory ve bu hatıradan
thought arises. düşünce ortaya çıkar.
   
41:54 This is a fact. Bu bir gerçektir.
   
41:56 So time, which is the past, O halde zaman, geçmiştir
   
42:03 and also memory, ve aynı zamanda
which is the past, anıdır geçmiş olan,
   
42:06 so time and thought yani, zaman ve düşünce
are the same, birler,
   
42:13 they are not separate. ayrı değiller.
   
42:16 Are you understanding this? Bunu anlıyor musunuz?
   
42:23 Are we together? Beraber miyiz?
A little bit? Az biraz?
   
42:31 So, we are asking, O halde, soruyoruz,
fear is both time and thought. korku hem zaman, hem düşüncedir.
   
42:42 I did something a week ago, Geçen hafta korkuya
which caused fear, yol açan birşey yaptım,
   
42:52 I remember that fear, bu korkuyu anımsarım
   
42:57 and I want to prevent ve bunun tekrar olmasını
that happening again. engellemek isterim.
   
43:02 So there is the past incident Yani, korkuya sebep olan
which caused fear, geçmiş bir olay var
   
43:08 and it is recorded ve bu beyinde anı
in the brain as memory. olarak kaydedilmiştir.
   
43:16 That recording is time. Bu kayıt ediş zamandır.
Right? Değil mi?
   
43:24 This speech, this talk, Bu konuşma
is being recorded, kaydediliyor,
   
43:29 this recording is time, bu kayıt işi zamandır,
   
43:33 between the word and the thing, kelime ve şey arasındaki şey,
that is time. zamandır.
   
43:38 I hope you understand Tüm bunları
all this. umarım anlıyorsunuzdur.
   
43:42 And thought is also time, Ve düşünce de zamandır
   
43:47 because thought comes çünkü düşünce
into being through memory, anı vasıtası ile var olur,
   
43:53 through knowledge, bilgi vasıtası ile,
through experience, deneyim vasıtası ile,
   
43:58 so thought and time are similar, yani düşünce ve zaman benzerdir,
together beraberdir,
   
44:04 they are not separate. ayrı değillerdir.
Right? Öyle mi?
   
44:10 And we are asking, Ve bu korkunun kökeni bu mudur
is that the root of fear? diye soruyoruz.
   
44:18 Time and thought, Zaman ve düşünce,
time-thought? zaman-düşünce?
   
44:24 That is, I am afraid of death. Yani, ölüm korkum var.
Right? Doğru mu?
   
44:30 I am still young, old, whatever, Hala gencim, yaşlıyım,
I am healthy, her ne ise, sağlıklıyım,
   
44:34 but death is waiting for me, ama ölüm beni beklemekte
and I am afraid of death. ve benim ölüm korkum var.
   
44:40 That is, I have Yani, onu bir kenara
put it away from me, koysam da,
   
44:48 but I am still afraid of that. hala ondan korkarım.
   
44:52 Aren't you all afraid of death? Hepiniz ölümden korkmuyor musunuz?
Yes? No? Evet? Hayır?
   
45:00 You must be strange people Ölümden korkmuyorsanız,
if you are not afraid of death. garip birileri olmalısınız.
   
45:10 So, fear, the root of fear, Yani, korku, korkunun kökeni
is thought-time. düşünce-zamandır.
   
45:21 Don't say 'How am I 'Zaman ve düşünceyi acaba nasıl
to stop time and thought?' durdurabilirim?' diye sormayın.
   
45:29 If you say 'how' then you 'Nasıl' dediğinizde bir sistem,
demand a system, a method, bir metot istediğiniz anlamı çıkar,
   
45:36 then you will practise that method sonra da zaman anlamına gelen
which means time. bu metodu kullanırsınız.
   
45:42 Right? So you are back again Doğru mu? Yine o eski
in the same old pattern. kalıba geri döndünüz.
   
45:48 Have you understood? Anladınız mı?
   
45:50 But if you understand, grasp, Ama eğer korkunun doğasına ve sebebine
   
45:55 have an insight into the nature dair öngörü edindiyseniz,
of fear and the causation of fear, anladıysanız,
   
46:03 which is thought and time, bu düşünce ve zamandır,
if you really grasp that, bunu gerçekten kavradıysanız,
   
46:10 then hold it, ona tutunun,
don't run away from it ! ondan sakın kaçmayın!
   
46:16 Look... Bakın...
   
46:21 I don't know why I should Size neden bunları anlatmalıyım
explain all these things, bilmiyorum,
   
46:25 they are all so simple. bunlar o kadar kolay ki.
   
46:29 But you are all very complicated Ama hepiniz karmaşık insanlarsınız,
people, too intellectual, fazla entelektüel, çok bilmiş,
   
46:35 too learned, too experienced, çok deneyim kazanmış, hiçbir şeye
you can never meet anything simply. basit şekilde yaklaşamıyorsunuz.
   
46:45 We'll go into it. Buna gireceğiz.
   
46:53 Fear arises from something Korku daha önce yaşanmış
that has happened before. birşeyden kaynaklanır.
   
47:00 I have had a toothache, Diş ağrım olduğunda,
go to the dentist, he heals it, dişçiye giderim, o bunu iyileştirir,
   
47:08 but it has been recorded, ama o şey, acı
   
47:15 the pain has been recorded. kayıt edilmiştir.
   
47:18 Where there is a recording there Kayıt olduğu müddetçe,
must be the memory and saying anı olmak zorunda ve bu anı
   
47:23 'I hope it will not happen 'Umarım bu yarın yine başıma
again tomorrow.' gelmez' şeklinde konuşmak zorundadır.
   
47:27 So, the pain of yesterday Yani, geçmişin acısı kaydedilir,
is recorded, then the memory, sonra anı,
   
47:36 which is the recording, ki anı 'Umarım tekrar yaşamam'
says, 'I hope I won't have it' diyen kayıttır
   
47:40 – the whole process of that -tüm bu süreç korkudur.
is fear. Right? Doğru mu?
   
47:47 If you understand Bunun prensibini ,
the principle of it, korkunun doğasındaki esası
   
47:53 the fundamental anladıysanız,
nature of fear,  
   
47:58 then you can deal with it, o halde, onun çaresine bakarsınız,
but if you are escaping from fear, ama korkudan kaçıyorsanız,
   
48:04 trying to rationalise it, trying aklileştirmeye çalışıyorsanız,
to say, 'How am I, tell me, 'Nasılım, bana söyle,
   
48:11 help me to escape from it', bundan kaçmama yardım et'
then at the end of it, as you are, demeye çalışıyorsanız,
   
48:17 for the rest of your life hayatınızın geri kalanı için
you are frightened. Right? korkacaksınız. Doğru mu?
   
48:24 So the root of fear Yani, korkunun kökeni
is time-thought. zaman-düşüncedir.
   
48:33 If you understand that – see Bunu anlıyorsanız-
the beauty of it, the subtlety of it. güzelliğini, inceliğini görün.
   
48:45 And the other thing is : Ve diğer konu ise:
   
48:51 people are afraid insanlar korkuyor
– as you are – -aynı sizin gibi-
   
48:53 most human beings throughout dünya üzerindeki çoğu insanlar
the world are afraid of death. ölümden korkar.
   
49:01 That's one of the Bu yaşamın
fundamental fears of life. temel korkularından biridir.
   
49:07 And we all know Ve hepimiz ölümün
death is for everybody, herkes için olduğunu biliyoruz,
   
49:14 for you and the speaker. sizin ve konuşmacı için.
   
49:16 That's an absolute certainty. Bu tam bir netliktir.
Right? Öyle mi?
   
49:22 You can't escape from that. Bundan kaçamazsınız.
   
49:25 You might live longer Daha uzun yaşayabilirsiniz,
by not wasting your energy, enerjinizi boşa harcamayarak,
   
49:31 by leading a simple, basit, sağlıklı, akla yatkın
sane, rational life, bir yaşam sürerek,
   
49:36 but however way you live, ama ne şekilde yaşarsanız yaşayın,
death is inevitable. ölüm kaçınılmazdır.
   
49:46 Would you accept that? Bunu kabul edecek misiniz?
   
49:53 Not accept – it is a fact. Kabul değil- bu bir gerçektir.
   
49:57 Would you face that fact? Bu olguyla yüzleşecek misiniz?
   
50:03 You are going to die ! Öleceksiniz!
So is the speaker. Konuşmacı da.
   
50:11 You – who are you? Siz- kimsiniz?
   
50:23 Who are you, sirs and ladies Baylar, bayanlar, siz kimsiniz
– who are you? -kimsiniz?
   
50:28 Your money, your position, Sizin paranız, sizin mevkiniz,
   
50:33 your capacity, sizin yeteneğiniz,
your dishonesty, sizin sahtekarlığınız,
   
50:40 your confusion, sizin karmaşanız,
your anxiety, sizin kaygınız,
   
50:44 your loneliness, sizin yalnızlığınız,
your bank account sizin banka hesabınız
   
50:50 – you are all that, -siz tüm bunlarsınız,
aren't you? değil misiniz?
   
50:53 Be simple and honest. Sade ve dürüst olun.
It is so ! Evet, öyle!
   
51:01 And we are asking, Ve bizler soruyoruz,
   
51:07 what is the art of living ölecek isek,
when we are going to die? yaşam sanatı nedir?
   
51:16 It is there, Beğen ya da beğenme,
whether you like it or not. oradadır.
   
51:20 What is the art of living Yaşam sanatı ne demektir ki
so that one is not afraid of death? ölüm korkun olmasın.
   
51:27 You understand? Anlıyorsunuz?
   
51:33 Let's go into it. Bunu inceleyelim.
   
51:35 Let's go into it, not verbally, not Bunu sözel, entelektüel,
intellectually, not theoretically, teorik olarak değil de,
   
51:41 but actually, so that you know gerçek manada inceleyelim ki
what death means. ölüm gerçekte nedir bilesiniz.
   
51:49 We are not advocating suicide. İntiharı savunmuyoruz.
   
51:57 There are certain philosophers, Belirli felsefeciler, varoluşçular
the existentialists and others, ve diğerleri
   
52:03 who say life is a perpetual going up hayatın sürekli olarak tepeyi tırmanıp
the hill and coming down the hill, inmek olduğunu söylerler,
   
52:13 pushing up the hill, and after you tepeden yukarı çıkarsın ve
reach a certain height, coming down. belirli bir yüksekliğe erişince, inersin.
   
52:19 And life, such a life has no meaning, Ve hayatın, böylesi bir yaşamın bir
therefore commit suicide. anlamı yoktur ve o yüzden intihar edersin.
   
52:29 Do you understand? Anlıyor musunuz?
   
52:35 We are not saying Bunun yaşam şekli olduğunu
that is the way to live, söylemiyoruz,
   
52:40 that's not the art of living. bu yaşam sanatı değil.
   
52:43 But we are asking ourselves, Ama neden ölümden
why are we afraid of death. korktuğumuzu soruyoruz.
   
52:54 Whether we are young, İster genç, ya da
old, and so on, yaşlı olalım vb...
   
53:00 why is there this torment neden
of which we are so... bu ıstırap var...
   
53:05 – it may be conscious bilincinde olunarak
or unconscious. ya da bilincinde olunmadan.
   
53:12 And the fear of death Ve ölüm korkusu da
is also suffering. Right? bir ıstıraptır. Öyle mi?
   
53:19 Suffering in leaving Ailemden ayrılmanın acısı,
my family, suffering acı
   
53:25 – you know, all the things -bildiğiniz gibi,
I have accumulated, tüm biriktirdiğim şeylerin acısı
   
53:29 and I am leaving all that. ve hepsini terk ediyorum.
   
53:38 So, the art of living is not only to O halde, yaşama sanatı sadece
find out how to live our daily life, günlük yaşamı nasıl yaşayacağımız değil,
   
53:47 but also to find out aynı zamanda
   
53:51 what the significance of death is, yaşarken ölümün önemini
while living. Right? bulmaktır. Doğru mu?
   
54:03 What is death? Ölüm nedir?
   
54:07 There is the biological, Hastalık yolu ile
organic ending through disease, biyolojik, organik bitiş vardır,
   
54:16 through old age, through accident, yaşlanma, kaza neticesinde,
through some misfortune bir takım talihasizliklerle
   
54:23 – I go down the street, a brick may -caddede giderken tesadüfen bir kiremit
fall on me by chance and I am killed. üstüme düşer ve ben ölürüm.
   
54:34 So what do we mean by dying? O halde, ölmekten neyi kastediyoruz?
   
54:40 If we can understand that Bu anlayabilirsek,
   
54:44 then life and death o durumda yaşam ve
can live together. ölüm bir arada yaşarlar.
   
54:52 You understand? Anlıyorsunuz?
   
54:53 Not death at the end Bir kişinin
of one's whole… herşeyinin sonu olan değil..
   
54:59 when the organism ends, yani organizmanın sona ermesi değil,
but to live together, ama beraber yaşamak,
   
55:03 to live with death and life. ölüm ve hayatla
  yaşamak.
   
55:10 Have you ever asked Bu soruyu
this question? hiç sordunuz mu?
   
55:15 Probably not. Büyük olasılıkla hayır.
You ask that question. Bu soruyu sorun.
   
55:20 Put it to yourself, this question Bu soruyu kendine sor,
whether it is possible to live yaşayabilir misin:
   
55:27 – which is the art of living – -ki bu yaşama sanatıdır-
living, and living with death. yaşamak ve ölümle hayat.
   
55:41 Then to find that out you must Bunu bulmak için yaşamanın
find out what is living. Right? ne olduğunu bulmalısın.
   
55:51 Which is more important, Hangisi daha önemli,
   
55:53 dying or living? ölmek mi yaşamak mı?
Before or after? Önce ve ya sonra?
   
56:01 You understand my question? Sorumu anlıyorsunuz?
   
56:05 Most people are concerned Çoğu insan
with after, sonrası ile ilgilidir,
   
56:09 whether there is reincarnation, acaba reenkarnasyon var mıdır,
all that kind of stuff. buna benzer konular.
   
56:14 But they never ask, Ama hiç sormazlar,
   
56:17 which is more important, hangisi daha önemli,
the living, which is an art... yaşamak mı, ki bu bir sanattır..
   
56:23 If there is right living, doğru yaşam
  diye birşey var mı,
   
56:26 perhaps death büyük olasılıkla, ölüm de
is also part of right living, doğru yaşamın bir parçası,
   
56:31 – you understand – -anlıyorsunuz-
not at the end of one's stupid life ! kişinin aptal yaşamının sonundaki değil!
   
56:38 So one must enquire first, O halde önce araştırmalı,
what is living. yaşamak nedir.
   
56:48 You answer it, sir. Siz cevaplayın, beyler.
   
56:50 We will discuss it, Tartışabiliriz,
have a dialogue about it, bunu hakkında diyalog kurabiliriz,
   
56:53 but you have to answer ama soruyu kendiniz
that question for yourself. için cevaplamalısınız.
   
57:00 Which means, Bu da, senin yaşamın
what is your life? nedir demektir.
   
57:04 What's your daily life, Günlük yaşamın nedir,
which is what your life is, yani senin hayatın nedir,
   
57:10 a long series of daily lives. günlük yaşamların
  uzun bir sırası.
   
57:14 What are those Peki,
long series of lives? uzun yaşam dizisi nedir?
   
57:21 Pain, anxiety, insecurity, Acı, kaygı, güvensizlik,
uncertainty. Right? belirsizlik. Doğru mu?
   
57:31 Some kind of illusory devotion to Kendi yaratığınız bir varlığa
some entity which you have invented, hayali tapınma,
   
57:40 some kind of fanciful, illusory süslü, hayali var oluş,
existence, a make-believe life, uyduruk bir yaşam,
   
57:48 having faith, having belief inanç sahibi olmak, inançlı olmak
– all that is what you are. Right? -sizler bunlarsınız.
   
57:56 You are attached to your house, Evinize, paranıza, bankanıza
to your money, to your bank, bağlısınız,
   
58:02 to your wife, children. karınıza, çocuklarınıza.
Right? Doğru mu?
   
58:06 You are attached, hold, right? Bağımlısınız, tutuyorsunuz.
This is your life. İşte sizin yaşamınız.
   
58:13 Would you contradict that? Buna itiraz edebilir misiniz?
   
58:18 Would you contradict that? Buna itiraz edebilir misiniz?
   
58:21 The description, which Konuşmacının yaptığı
the speaker has pointed out, bu açıklamaya
   
58:26 that you live yani sürekli bir mücadele
a constant struggle, içindesiniz,
   
58:31 constant effort, sürekli çaba,
comfort, pain, sürekli acı,
   
58:39 loneliness, sorrow yalnızlık, ıstırap
– that's your life. -işte sizin yaşamınız.
   
58:47 And you are afraid Ve bunu bırakmaktan
to let that go. korkuyorsunuz.
   
58:52 And death says, 'My friend, Ve ölüm size, 'Arkadaşım,
you can't take it with you. onu beraberinde getiremezsin.
   
58:58 You can't take your money, your Paranı, aileni, bilgini, inançlarını
family, your knowledge, your beliefs.' alamazsın.' der.
   
59:04 Death says you have to leave Ölüm tüm bunları geride
all that behind. bırakmalısın der.
   
59:10 Right? Doğru mu?
Would you agree to that? Bunu kabul ediyor musunuz?
   
59:16 Or do you deny that? Ya da inkar mı ediyorsunuz?
   
59:20 Face it, sirs. Yüzleşin, beyler.
   
59:23 So, the art of living is Yani, yaşama sanatı...
   
59:32 – need I answer it? -bunu cevaplamalı mıyım?
   
59:36 You see, you are waiting Görüyorsunuz, benim cevaplamamı
for me to answer it. bekliyorsunuz.
   
59:44 Look sir, I am attached Bakın, karıma
to my wife, bağımlıyım,
   
59:52 or to a certain conclusion, ya da belirli bir sonuca,
   
59:56 I am tremendously buna acayip
attached to it. bağımlıyım.
   
1:00:04 Now, death says to me, Şimdi, ölüm bana
   
1:00:07 'You can't. When I'll come 'Yapamazsın. Ben geldiğimde
you'll have to let go.' bırakmak zorundasın' der.
   
1:00:16 Now, is it possible for me, O halde, benim için
living, to let go? yaşarken bırakmak mümkün mü?
   
1:00:25 Yes, sir ! Will you? Evet, beyler. Yapacak mısınız?
Will you let go? Bırakacak mısınız?
   
1:00:34 Absolute silence. Tamamen sessizlik.
   
1:00:40 I am attached Mobilyama
to my furniture, bağımlıyım,
   
1:00:45 I have polished it, onu parlattım,
I have looked after it, ona baktım,
   
1:00:48 it's an old piece of furniture, eski bir mobilya parçası,
   
1:00:52 I won't give it away, onu vermeyeceğim,
it's mine. o benim.
   
1:00:56 I have lived with it for years, Onunla senelerce yaşadım,
eighty years. It's part of me. seksen senedir. Benim bir parçam.
   
1:01:05 When I am attached to that piece Bu eşya parçasına bağımlı isem,
of furniture, that furniture is me. bu mobilya bendir.
   
1:01:13 I know you laugh, Biliyorum gülüyorsunuz,
   
1:01:19 but you won't let ama bu eşyayı
that furniture go. bırakmayacaksınız.
   
1:01:27 So death says to you, O halde, ölüm size
   
1:01:30 'My friend, you can't take 'Arkadaşım, o masayı
that desk with you.' beraberinde getiremezsin.' der.
   
1:01:36 So can you be totally free, O halde, tamamen
  özgür olabilir misiniz,
   
1:01:41 totally free of that attachment bu eşya parçasına bağımlılıktan
to that piece of furniture? tamamen özgür olabilir misiniz?
   
1:01:49 You live with that furniture, Bu eşya ile yaşıyorken,
   
1:01:51 but totally free ona bağımlı olmaktan
of attachment to that. tamamen özgür olabilir misiniz?
   
1:01:57 That is death. Bu ölümdür.
You understand? Anlıyorsunuz?
   
1:02:01 So that you are living, Yani, yaşıyorsunuz,
living and dying all the time. devamlı yaşıyor ve ölüyorsunuz.
   
1:02:10 Oh, you don't see Hayır, bunun güzelliğini
the beauty of it ! görmüyorsunuz!
   
1:02:15 You don't see Bunun size sağladığı
the freedom that it gives you özgürlüğü görmüyorsunuz,
   
1:02:19 the energy, the capacity. enerjiyi, yeteneği.
   
1:02:26 Where you are attached Her nerede
there is fear, bağımlıysanız, korku,
   
1:02:30 there is anxiety, kaygı, belirsizlik
uncertainty. oradadır.
   
1:02:34 Uncertainty, fear, Belirsizlik, korku
causes sorrow. ıstıraba yol açar.
   
1:02:49 And to go into the question Ve ıstırap sorusuna eğilin
of sorrow – that's part of life. ki bu, yaşamınız bir parçasıdır.
   
1:02:56 Everyone on earth has suffered, Dünya üzerindeki herkes
has shed tears. acı çekti, gözyaşı döktü.
   
1:03:10 Haven't you shed tears? Siz göz yaşı dökmediniz mi?
   
1:03:16 Your husband Eşiniz sizi
doesn't care for you, umursamıyor,
   
1:03:21 he uses you o sizi ve siz de onu
and you use him. kullanıyorsunuz.
   
1:03:28 And you suddenly realise Ve birden bunun ne kadar çirkin
how ugly that is, olduğunu farkediyor
   
1:03:37 and you suffer. ve acı çekiyorsunuz.
   
1:03:42 Man has killed man throughout Tarih boyunca insanoğlu
history in the name of religion, din adına insan öldürdü,
   
1:03:48 in the name of God, Tanrı adına,
in the name of nationality… Right? ulusalcılık adına...
   
1:03:57 So man Yani, insan çok fazla
has suffered immensely. acı çekti.
   
1:04:05 And they have never been Ve bu problemi çözmeyi
able to solve that problem, beceremedi,
   
1:04:13 never suffer. hiç acı çekmemeyi.
   
1:04:16 Because where there is suffering Çünkü ıstırabın olduğu yerde,
there is no love. sevgi olmaz.
   
1:04:26 In suffering there is Acı çekmede sadece
not only self-pity, kendine acıma yoktur,
   
1:04:31 there is also fear of loneliness, ayrıca, yalnızlık, ayrılık,
of separation, of division, bölünme korkusu vardır,
   
1:04:44 a remorse, guilt – all that pişmanlık, suçluluk- tüm hepsi
is contained in that word. bu kelimede mevcuttur.
   
1:04:54 And we have never Ve bu problemi
solved this problem. hiçbir zaman çözmedik.
   
1:05:02 We put up with it, Ona katlandık,
we shed tears göz yaşı döktük
   
1:05:08 and carry the memory ve oğlunun anısını
of the son, devam ettirdik,
   
1:05:11 or the brother, or the wife, or the ya da kardeşin, eşin anısını
husband for the rest of your life. hayatının tüm geri kalanında.
   
1:05:23 Is there an end to sorrow? Acının sonu var mıdır?
   
1:05:29 Or must man forever Ya da bu yükü sonsuza
and ever carry this burden? kadar taşımalı mıyız?
   
1:05:40 To find that out Bunu bulmak da
is also the art of living. yaşama sanatıdır.
   
1:05:52 The art of living Yaşam sanatı,
is to have no fear. korkunun hiç olmamasıdır.
   
1:06:00 And also the art of living Ve yaşam sanatı aynı zamanda,
is to have no sorrow. hiç acının olmaması demektir.
   
1:06:10 So to enquire into O halde, bu karmaşık problemi
that complex problem, inceleyelim,
   
1:06:17 why man not only neden başkalarına karşı
has been inhuman yalnızca kaba değil,
   
1:06:25 but also cruel ayrıca onlara karşı
to other people, acımasız, vahşiyiz,
   
1:06:29 brutal, violent, killing milyonlarcasını, binlercesini
by the millions, thousands. öldürüyoruz.
   
1:06:38 And how many people Ve kim bilir kaç kişi
have shed tears over their sons, oğulları, eşleri,
   
1:06:43 or their husbands, veya ilişkilerinin vb ardından
or their relations, and so on? göz yaşı döktüler?
   
1:06:49 And we are still carrying on Ve biz hala aynı kokuşmuş,
the same old rotten, kirli, acımasız oyuna,
   
1:06:52 filthy, brutal game, birbirimizi öldürmeye
killing each other. devam ediyoruz.
   
1:07:04 You are going to have, I believe Buraya gelirken gördüm,
I saw as we came down, sanırım
   
1:07:10 a naval show here. burada bir askeri gösteri
  olacak.
   
1:07:15 Right? Yes, sir. Öyle mi? Evet, beyler.
   
1:07:21 And you are very proud of your army, Ve sizler ordunuzla ve tüm bu zırvalarla
and your navy, and all that rot ! çok övünüyorsunuz!
   
1:07:29 And every country is proud Ve her bir ülke
of its own military instruments kendi askeri aletleriyle,
   
1:07:35 to kill thousands of people. binlercesini öldüren aletleri
  ile övünüyor.
   
1:07:44 And you agree that we should not, Böyle devam etmemesi gerektiğini kabul
and you carry on the next day, edip bir sonraki gün devam ediyorsunuz
   
1:07:55 never enquiring whether you hiç kendi içinizdeki şiddeti
can stop in yourself violence, bitirme ihtimalini,
   
1:08:10 why wars exist. neden savaşın olduğunu
  incelemiyorsunuz.
   
1:08:15 Do you realise, sirs, there have Altı bin yıldır savaşların olduğunu
been wars for six thousand years farkediyor musunuz
   
1:08:22 – man killing man. -insanın insanı öldürdüğü?
   
1:08:26 The filthiness, En kirlisinden,
the ugliness of it all. en çirkininden.
   
1:08:35 And you don't mind. Ve senin umurunda değil.
   
1:08:38 It is happening far away Uzaklarda bir yerlerde meydana geliyor
somewhere, and you don't mind. ve sizi ilgilendirmiyor.
   
1:08:45 But you are preparing Ama siz de onun için
for it too. hazırlanıyorsunuz.
   
1:08:51 So that is one Yani, yaşam problemlerinden
of the problems of life, biri de budur,
   
1:08:56 whether it is possible ıstırap olmadan
to live without sorrow. yaşanabilir mi?
   
1:09:10 What is sorrow? Istırap nedir?
   
1:09:14 Why, when my son dies Neden, oğlum öldüğünde
   
1:09:19 – my son, not yours, -benim oğlum, seninki değil,
that's your affair – o senin sorunun-
   
1:09:24 when my son dies oğlum öldüğünde
something has broken in me, içimde birşeyler koptu,
   
1:09:35 especially if I am a woman. özellikle ben bir kadınsam.
   
1:09:40 I have born him in my womb, Onu rahminde taşıdım,
give birth, and I have nursed him, doğurdum ve ona baktım,
   
1:09:49 looked after him, onunla ilgilendim
   
1:09:53 and the pain of all that and ve tüm bunların acısı ve zevki,
the pleasure, the joy of the mother, anne olmanın mutluluğu
   
1:10:00 and then he ends up ve sonunda o öldürülüyor
being killed  
   
1:10:07 – for your country. -senin ülken için.
   
1:10:12 Your honour demands Ülken için
that he'll be killed. ölmesi gerekli.
   
1:10:17 You understand all this, Tüm bunları anlıyorsunuz,
don't you? değil mi?
   
1:10:22 Why do you allow it? Neden izin veriyorsunuz?
   
1:10:35 So what is sorrow? O halde, ıstırap nedir?
   
1:10:47 Is it that my son, Oğlumun
– gone, can never return, -gitti, hiç geri gelemeyecek,
   
1:10:54 though I think we'll meet next life, sonraki yaşamda ya da cennet veya
or in heaven, or in hell – cehennemde buluşacağımızı düşünsem de
   
1:11:05 he is gone, that's a fact. o gitti, bu bir gerçek.
   
1:11:08 But I carry the memory, Ama ben anısını taşıyorum.
   
1:11:14 I keep his picture Kalbimde
round my heart. onun resmini taşıyorum.
   
1:11:21 I live on that memory, O anıyla yaşıyorum,
shedding tears. göz yaşı döküyorum.
   
1:11:28 I can't forget. Unutamıyorum.
   
1:11:32 It is part of my burden. O, benim yükümün bir parçası.
   
1:11:39 Don't you know all this? Tüm bunları bilmiyor musunuz?
   
1:11:43 Or is the speaker saying Ya da konuşmacı alakasız
something irrelevant? birşeylerden mi bahsediyor?
   
1:11:54 And you have never asked Ve sizler neden acı çektiğimizi
why we suffer. hiç sormadınız.
   
1:12:05 And we have never enquired Ve bizler acıyı, ıstırabı
into sorrow, into suffering, hiç sorgulamadık
   
1:12:11 and asked ve ıstırap
whether it can ever end, hiç bitebilir mi diye sormadık,
   
1:12:16 not at the end yaşamımızın
of one's life, sonunda değil,
   
1:12:22 but now, today. şimdi, bugün.
   
1:12:31 If you begin to enquire into it Bu konuyu irdelerseniz
– as we are doing now I hope – -şimdi yaptığımız gibi-
   
1:12:39 what is the cause? sebebi nedir?
   
1:12:42 Is it self-pity? Kendine-acıma mı?
   
1:12:46 Is it that he was young, O genç, taze, canlı biriydi
fresh, alive – and gone? ve o gitti mi?
   
1:12:59 Is it that Ona bağımlı olmam mı?
I am attached to him?  
   
1:13:03 Face all this, sirs ! Tüm bunlarla yüzleşin!
   
1:13:08 Is it I am attached to him? Ona bağımlı olmam mı?
   
1:13:14 And that attachment, Ve bu bağımlılık
what is that attachment? nedir?
   
1:13:21 To whom am I attached? Ben neye bağımlıyım?
To my son? Oğluma mı?
   
1:13:26 What do I mean by my son? 'Oğlum' derken
  neden bahsediyorum?
   
1:13:30 – be rational, logical – Mantıklı olun,
   
1:13:35 what is my son? benim oğlum nedir?
   
1:13:37 I have a picture of him, Bende onun bir resmi var,
I have an image of him, bende onunla ilgili bir imaj var.
   
1:13:42 I want him to be something. Onun birşey olmasını istiyorum.
Right? Doğru mu?
   
1:13:48 I want him to be something, Onun birşey olmasını istiyorum
and he is my son. ve o benim oğlum.
   
1:14:01 And I am attached Ve ona umutsuzca
desperately bağımlıyım
   
1:14:06 because he will çünkü o benim işlerimi
carry on my business, devam ettirecek,
   
1:14:17 he will be better fazla kazanmakta
at getting more money. gittikçe daha başarılı olacak.
   
1:14:21 You know, you are all playing Biliyorsunuz, hepiniz bu oyunu
this game, you know it very well. oynuyor ve iyi biliyorsunuz,
   
1:14:29 And that's one side. Ve bu işin bir tarafı.
   
1:14:32 And also I have Ve bir de ona belirli bir
a certain affection for him. şefkat duyuyorum.
   
1:14:38 We won't call it love, Buna sevgi diyemeyiz,
   
1:14:42 but we'll call it ama belirli bir tür şefkat
a certain kind of affection. diyebiliriz.
   
1:14:46 If you loved your son Eğer oğlunu sevseydin,
   
1:14:50 you would have başka tür bir eğitim
a different kind of education, verirdin,
   
1:14:53 a different kind başka bir tarz
of upbringing, büyütme şeklin olurdu,
   
1:14:59 not just follow your footsteps. senin ayak izlerini
  takip etmezdi.
   
1:15:03 He is the new generation, O yeni bir kuşak
   
1:15:09 and a new generation may be ve yeni kuşak seninkinden
totally different from yours, tamamen farklı olabilir.
   
1:15:16 I hope he is. Umarım öyle biridir.
   
1:15:19 I want him to be Onun yeni bir kuşak
a new generation, olmasını,
   
1:15:21 of a different type benden farklı biri
of person than me. olmasını istiyorum.
   
1:15:29 Not follow Benim yaptığımı
what I have been doing devam ettirmemesini
   
1:15:32 – engineer, businessman, -mühendis, iş adamı
and all that business. ve tüm benzer işleri.
   
1:15:42 But I want him Ama benim paramın,
to inherit my money, benim mallarımın,
   
1:15:46 my possessions, my house benim evimin ona
  miras kalmasını istiyorum
   
1:15:52 – you know the game -oynadığınız oyunu
you are all playing. hepiniz biliyorsunuz.
   
1:15:59 And when he dies Ve o öldüğünde
everything is broken. herşey alt üst oluyor.
   
1:16:06 That is, my picture of him, Bu işte, benim onun ile ilgili resmim,
my wanting him to be this and that, onun o veya şu olmasını dilemem;
   
1:16:12 that just comes to an end, hepsi sona eriyor
and I am shocked. ve ben şoktayım.
   
1:16:21 And I turn Ve yeğenime
to my nephew, my niece, dönüyorum,
   
1:16:27 to someone to carry on aynı kalıbı sürdürecek
the same pattern, birisine,
   
1:16:32 because I have lots of money çünkü çok param
or a single room. ya da tek bir odam var.
   
1:16:38 Don't you know all this? Tüm bunları anlıyor musunuz?
   
1:16:41 How cruel all this is. Bunların hepsi ne kadar da acımasız.
   
1:16:46 And this is one of the causes Ve büyük ıstırabın
of great sorrow. nedenlerinden biri de bu.
   
1:16:56 And death of course Ve ölüm tabii ki
is the final sorrow. nihai acı.
   
1:17:05 But if you are living, Ama ölüm ve hayatla
with death and life together, beraber yaşıyorsanız,
   
1:17:13 then there is no change. o durumda bir değişiklik olmaz.
   
1:17:21 You are incarnating Her gün yeniden taptaze
every day afresh – not you, doğuyorsunuz- siz değil
   
1:17:26 a new thing is incarnating yeni birşey her gün
every day afresh. yeniden doğuyor.
   
1:17:34 And in that Ve bunda
there is great beauty. muazzam bir güzellik var.
   
1:17:38 That is creation. Bu yaratımdır.
   
1:17:42 Not merely painting a picture, Sadece bir resmi yapmak,
building a house, and architecture, ev inşa etmek, mimarlık değil,
   
1:17:48 but living with this : bununla yaşamak:
death and life. ölüm ve yaşamla.
   
1:17:56 And in that Ve bunun içinde
there is tremendous freedom. mükemmel bir özgürlük vardır.
   
1:18:05 And freedom implies also, Ve özgürlük aynı zamanda,
   
1:18:07 the root meaning of that word 'özgürlük' kelimesinin
'freedom' is also love. ana anlamında sevgi de vardır.
   
1:18:17 Living, the art of living Yaşama, yaşama sanatı
and the art of dying, together. ve ölüm sanatı, bir arada.
   
1:18:26 That brings about great love. işte bu durum büyük sevgi getirir.
   
1:18:30 And love Ve sevginin kendine ait
has its own intelligence, bir zekası vardır,
   
1:18:34 not the intelligence kurnaz zihnin
of a cunning mind. zekası değil.
   
1:18:40 Intelligence is something Zeka, beynin dışında
outside of the brain. olan birşeydir.
   
1:18:47 We will talk about that Bunu yarın
tomorrow. konuşacağız.