Krishnamurti Subtitles

Psikolojik zaman düşüncenin bir icadı mıdır?

Brockwood Park - 4 September 1976

Public Talk 3



0:23 Shall we go on with what we were Son kez burada buluştuğumuzda hakkında
talking about the other day, konuştuğumuz,
   
0:29 when we last met here. kaldığımız yerden devam etsek mi?
   
0:35 We talked about relationship, Çok önemli bir husus olan ilişkiden
which is so important, bahsettik
   
0:43 because probably zira muhtemelen ilişki toplumun temelidir.
that’s the basis of all society.  
   
0:50 When that relationship is Şu anda olduğu gibi ilişki sürekli bir
in constant conflict, as it is now, çatışma hali içinde olduğunda
   
0:59 our whole social and moral structure bütün sosyal ve moral yapımız kaçınılmaz
must, inevitably, be corrupt. olarak yozlaşmak durumundadır.
   
1:09 And we said Ve dediğimiz gibi
– if we remember, rightly – - eğer doğru hatırlıyorsak -
   
1:14 that relationship, olağanüstü bir öneme sahip olan ilişki
being of extraordinary importance,  
   
1:27 breeds conflict çatışmayı beslemektedir,
   
1:29 because our relationship is based zira ilişkimiz düşüncenin hareketine -
on the movement of thought  
   
1:37 – the movement of thought being hafıza, ölçü ve bilgi olan düşüncenin
memory, measure, knowledge. hareketine dayanmaktadır.
   
1:45 And when knowledge Ve bilgi ilişkiye müdahale
interferes with relationship ettiğinde çatışma olmak zorundadır
   
1:49 then, there must be conflict - kişinin geçmişten biriktirdiği
  bütün şeyler,
   
1:52 – knowledge being, all that one olaylar, dırdır ve bütün geriye kalan
has accumulated during the past insan ilişkileri -
   
2:00 incidents, nagging, and all the rest yani bütün şu an olanlar.
of human relationship – what goes on.  
   
2:10 And this morning, if we may continue, Ve bu sabah, eğer devam edebilirsek,
   
2:19 we ought to talk zaman, acı, aşk ve
about time, sorrow, love  
   
2:32 and that extraordinarily hayatımızdaki şu olağanüstü öneme
important thing also in our life, sahip olan
   
2:36 which is death. ölüm hakkında konuşsak iyi olur.
   
2:39 We have rather a crowded morning Bu sabah oldukça meşgulüz
   
2:43 with so many things beraberce konuşacağımız pek çok
to talk about, together şeyle birlikte
   
2:47 – and I hope that we are - ve umuyorum bunları beraber
sharing this thing together, paylaşıyor,
   
2:56 not merely listening sadece bir dizi düşünceyi, kelimeyi
to a series of ideas, words, dinlemiyoruz,
   
3:03 and through wrong listening, ve yanlış dinleyerek söylenilenlerden bir
make what is said into a conclusion sonuç çıkarmıyor
   
3:13 and agree or disagree ve o sonuçlara katılma veya
with those conclusions. katılmama yoluna gitmiyoruz.
   
3:18 But what we are trying to do Ve fakat yapmaya çalıştığımız
is talk things over  
   
3:23 as two friends, insan sorunlarıyla ilgilenen
concerned with human problems iki arkadaş olarak,
   
3:30 and the importance of bringing about bilincimizde köklü bir dönüşüm
   
3:33 a radical transformation gerçekleştirmenin önemi hakkında
in our consciousness. konuşmaktır.
   
3:38 That’s what we have been Şimdiye kadar hakkında konuştuğumuz
talking about, şey buydu
   
3:41 and we shall go on with that, ve bugün ve yarın buna devam edeceğiz.
today and tomorrow.  
   
3:51 What is time? Zaman nedir?
   
3:55 I think this is Bence bunu anlamak önemlidir
important to understand  
   
3:58 because that may be one of çünkü zaman ölüm korkumuzun
the factors of our fear about death. sebeplerinden biri olabilir.
   
4:09 So, we must understand O halde zamanın doğasını anlamak
the nature of time: durumundayız:
   
4:16 not the scientific fiction of time bilimin kurguladığı zaman veya
or timelessness zamansızlıktan değil
   
4:22 but the actual, psychological time fakat bilfiil, düşüncenin inşa ettiği
that thought has built. psikolojik zamandan bahsediyoruz.
   
4:30 So, there are two kinds of time: Demek ki iki tür zaman vardır:
   
4:33 the chronological, the daily events kronolojik zaman vardır, gündelik olaylar
– yesterday, today and tomorrow – - dün, bugün ve yarın -
   
4:42 and there is the psychological time ve psikolojik zaman vardır
   
4:46 – the hope, what will be, - ümit, olacaklar ve olması gerekenlere
and the achievement of what should be. ulaşmak.
   
4:57 All that involves time. Bütün bunlar zaman içerir.
Time is a movement. Zaman bir harekettir.
   
5:03 Please, follow all this, in yourself, Lütfen bunu bir düşünce olarak değil,
not as an idea. kendi içinizde izleyiniz.
   
5:09 Time is a movement, Düşüncenin hareket olması suretiyle
as thought is movement. zaman bir harekettir.
   
5:15 So, thought and time Yani, düşünce ve zaman birbirleriyle
are very closely related. oldukça bağlantılıdırlar.
   
5:24 There is chronological time Kronolojik zaman vardır
– yesterday, today and tomorrow – - dün, bugün, yarın -
   
5:30 catching the bus, train, going to otobüsü, treni yakalamak, ofise gitmek ve
the office and all the rest of that bütün benzerleri
   
5:36 – time according to a watch, - bir saat uyarınca zaman,
daylight, night. gündüz, gece.
   
5:41 And, there is the whole Ve bütün zamanın doğası vardır,
nature of time,  
   
5:46 as thought has built düşüncenin psişede, kendi içimizde
in the psyche, in ourselves, inşa ettiği şey olarak
   
5:52 that is, ‘what is’ yani 'olan' ve 'olması gereken,'
and ‘what should be,’  
   
6:00 a movement from here to there. buradan oraya bir hareket.
   
6:10 Is there psychological time at all, Psikolojik zaman diye bir şey
  hiçbir suretle var mıdır yoksa
   
6:14 or it is, actually, aslında o düşüncenin bir
an invention of thought? icadı mıdır?
   
6:24 That is, what is jealousy, Yani, kıskançlık, öfke, zulüm, şiddet olan
anger, cruelty, violence  
   
6:33 – that is ‘what is.’ - yani 'olan.'
   
6:36 And to overcome that, we need time. Ve bunların üstesinden gelmek için,
  zamana ihtiyacımız vardır
   
6:41 That is the traditional, educated, Yani geleneksel, eğitilmiş,
conditioned thinking koşullandırılmış düşünme
   
6:48 that to change ‘what is’ to buradan oraya - 'olanı,'
‘what should be’ from here to there – 'olması gerekene' çevirmek için
   
6:56 you need to cover that distance, o mesafeyi katetmeniz ki bu çabadır,
time which is effort. Right? zamanı kullanmanız gerekir . Değil mi?
   
7:05 We’re meeting each other? Buluşuyor muyuz?
   
7:07 Effort, to go from here, Gayret, psikolojik olarak buradan
psychologically, towards an end bir amaca doğru
   
7:12 – that end projected by thought, - düşünce tarafından tasavvur edilmiş
a purpose, a goal, o amaca doğru, bir gaye,
   
7:18 an achievement, enlightenment bir hedef, bir edinim,
and all the rest of it. aydınlanma ve bütün hikâye.
   
7:22 That is, to move from here, ‘what is,’ Yani, buradan, 'olandan,' 'olması
to ‘what should be,’ the ideal. gerekene,' ideale doğru hareket etmek.
   
7:32 That’s what we have accepted, Bu, kabul ettiğimiz, normal
that is our normal thinking,  
   
7:37 or rather, educated thinking. veya daha ziyade eğitilmiş
  düşünme biçimimizdir.
   
7:41 It may be, perhaps, Düşüncenin kendisi nevrotik bir
a neurotic thinking. düşünme dahi olabilir.
   
7:48 Because we do not know how Zira 'olan'la anında baş etmeyi
to deal with ‘what is,’ immediately, bilmiyoruz, dolayısıyla da
   
7:56 so we think we need time olması gereken ulaşabilmek için
to achieve that which should be. zamana ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz.
   
8:05 Because we don’t know, Çünkü 'olan'ı nasıl karşılamamız
or we are not capable, gerektiğini anlamıyor, bunu bilmiyoruz,
   
8:08 we don’t understand veya buna yetkin değiliz,
how to deal with ‘what is’  
   
8:13 – anger, jealousy, hatred, sorrow - öfke, kıskançlık, düşmanlık, ızdırap
   
8:16 and all the immense confusion düşüncenin, insanın kendisinde ve
which thought, dış dünyasına yönelik olarak yarattığı,
   
8:20 man has created in himself, sonu olmayan bütün karmaşayı
and so outwardly. anlamıyoruz.
   
8:26 So, we need time. Yani zamana ihtiyacımız vardır.
At least, we think so. En azından biz öyle düşünürüz.
   
8:35 That is, if all hope is removed Yani eğer ümit yerinden edilirse
– hope is time. - ümit zamandır.
   
8:42 Right? Please, follow all this. Değil mi? Lütfen bütün bunları takip
  ediniz.
   
8:46 One is desperate, anxious, frightened, Kişi umutsuzdur, endişelidir, korkmuştur,
   
8:55 all the things ve insanların yaşadığı bütün şeyler,
that human beings go through,  
   
8:59 to transform all that into something bütün onları belki de bütünüyle farklı
which is, perhaps, totally different, bir şeye dönüştürmek için,
   
9:08 we think we need a process of time. zamanın seyrine ihtiyacımız olduğunu
  düşünüyoruz.
   
9:14 Right? Değil mi?
Please understand this, clearly. Lütfen bunu apaçık anlayınız.
   
9:23 That is, the psychological time Demek ki psikolojik zaman
   
9:26 – the chronological time - kronolojik zaman ve psikolojik zaman
and the psychological time. vardır.
   
9:31 We are talking about Biz psikolojik zamandan bahsediyoruz.
the psychological time.  
   
9:35 Time, we said, is a movement Zaman, dediğimiz gibi, düşüncenin hareket
as thought is a movement, in time. olması suretiyle bir harekettir.
   
9:44 So, is there an ideal, Öyleyse 'olan'dan ayrı, bir ideal,
the ‘what should be,’  
   
9:55 something different from ‘what is’? bir 'olması gereken' mi vardır?
   
9:59 You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
10:04 I’m envious, one is envious. Kıskancım, kişi kıskanıyordur.
   
10:10 We know all the implications O kıskançlığın içerdiklerini,
of that envy, toplumdaki, birbirimizle olan
   
10:14 with the results of it in society, ilişkimizdeki sonuçlarıyla beraber
in our relationship with each other, hepimiz biliyoruz
   
10:20 and to overcome ve o kıskançlığın üstesinden gelmek veya
or to go beyond that envy, onu aşmak için
   
10:24 I need some days, günlere, haftalara, aylara, yıllara
weeks, months, years. ihtiyacım vardır.
   
10:34 Is that so, or is it total illusion? Öyle mi yoksa bu topyekun
  bir yanılsama mı?
   
10:46 Can ‘what is’ be changed, 'Olan' derhal, anında
immediately, instantly? değiştirilebilinir mi?
   
10:51 If it can, then the ideal, Eğer olan anında değiştirilebilinirse,
that which should be, is non-existent. o halde olması gereken var olmamaktadır.
   
11:04 We are understanding each other? Birbirimizi anlıyor muyuz?
Please, Lütfen,
   
11:10 perhaps, some of you belki de bazılarınız ilk defa buraya
are here for the first time geldiler
   
11:17 and not have listened ve önceki konuşmaları dinlemediler
to all the other talks ve bu sebeple
   
11:21 and, therefore, this may all söylediklerimiz kulağa
sound rather strange, daha ziyade tuhaf,
   
11:23 extravagant and quite loony. saçma veya oldukça delice geliyor
  olabilir.
   
11:30 But actually, when you go into it, Fakat aslında içine, benliğinize
very deeply, into oneself, derinlemesine girdiğinizde
   
11:36 which is important because as we said, ki bu çok önemlidir çünkü dediğimiz gibi
   
11:39 you are the world siz dünyasınız dünya da siz,
and the world is you,  
   
11:43 and wherever you go, ve nereye giderseniz gidin
every human being, her insan,
   
11:46 whatever colour, whatever nationality, hangi renkten, hangi milliyetten,
whatever religion he may be, hangi dinden olursa olsun,
   
11:52 he has these human problems aynı insan sorunları olan bu muazzam
of great sorrow, ızdıraba sahiptir,
   
11:56 tears, laughter, anxiety, pain, göz yaşı, kahkaha, kaygı, acı
   
12:03 that’s the common factor bu insanlar arasındaki ortak etmendir.
of human beings.  
   
12:08 And so, the world, wherever you are, Ve demek ki dünya, nerede olursanız olun,
that human beings are, insanlar
   
12:14 they go through the same sizler gibi aynı psikolojik
psychological phenomena as yourself, fenomeni yaşarlar
   
12:20 so you are, actually, the world yani siz, bilfiil, dünyasınız ve
and the world is you. dünya da siz.
   
12:25 If you can realise that, Bunu fark edebilir, derinlemesine
feel that profoundly, hissedebilirseniz
   
12:31 then it becomes o zaman kişinin kendisini tamamıyla,
extraordinarily important  
   
12:34 that one should transform oneself psikolojik olarak dönüştürmesinin
completely, psychologically, gerekliliği olağanüstü önemli hale gelir
   
12:40 because then you affect çünkü o takdirde bütün dünyanın
the total consciousness of the world. bilincine etki ediyorsunuzdur.
   
12:47 That gives you enormous İnsanlığın geri kalanı gibi olduğunuzu ve
vitality, energy, strength  
   
12:54 when you see that you are böylece kişinin kendi bireysel ızdırabını
like the rest of humanity dindirmek için ayrı,
   
12:59 and, therefore, there is no separate, bireysel bir mücadelesinin olmadığını
individualistic struggle görmek
   
13:04 to overcome one’s own size muazzam bir canlılık, enerji
particular sorrow. ve güç verir.
   
13:10 So, we’re saying, it’s very important O halde, zamanı anlamanın çok önemli
to understand time. olduğunu söylüyoruz.
   
13:16 Time is part of our consciousness. Zaman bilincimizin bir parçasıdır.
   
13:20 Time is the division Zaman 'olan'la 'olması gereken'
between ‘what is’ and ‘what should be’ arasındaki bölünmedir
   
13:25 and the effort made to change ‘what ve 'olan'ı 'olması gereken' uyarınca
is,’ according to ‘what should be,’ çevirmek için verilen çaba
   
13:31 that needs great time, oradan buraya, büyük bir zaman gerektirir.
from here to there.  
   
13:38 I think we must question Bütün süreci sorgulamamız gerektiğini
that whole process. düşünüyorum.
   
13:43 Though it has become traditional, Gelenekselleştirilmiş olmasına rağmen
we must question it, doubt it. onu sorgulamalı, ona şüpheyle bakmalıyız.
   
13:49 And doubt is Ve şüphe hayatta çok önemli bir şeydir.
a very important thing in life.  
   
13:57 To doubt. Şüphe etmek.
   
14:02 Perhaps one or two religions Belki bir ya da iki din
– like Buddhism – - Budizm gibi -
   
14:06 start by questioning everything. her şeyi sorgulayarak başlamışlardır.
   
14:17 As we said the other day, if you start Ve geçen gün de dediğimiz gibi pek çok
with certainty, as most people do, insan gibi kesinlikle başlarsanız,
   
14:23 then you end up with nothing. hiçbir şeyde son bulamazsınız.
   
14:27 But if you start Fakat şüphe duyarak, sorgulayarak
with doubting, questioning, başlarsanız
   
14:32 being sceptical, şüpheci olmak,
trying to investigate, soruşturmaya çalışmak,
   
14:38 then, you end up with clarity. o takdirde, berraklığa ulaşırsınız.
   
14:42 So, we are questioning this idea O halde şu, 'olan'ı 'olması gereken'e
  çevirmek için
   
14:47 that we need time to change zamana ihtiyacımız olduğu düşüncesini
‘what is’ into ‘what should be,’  
   
14:52 which is a psychological process. ki bu psikolojik bir süreçtir,
  sorguluyoruz.
   
14:57 Why is it not possible to change ‘what Neden ideal olmadan, 'olan'ı anında
is,’ immediately not have the ideal? değiştirmek mümkün değildir?
   
15:07 You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
15:13 Ideal is a projection of ‘what is’ İdeal, 'olan'ın, 'olan'dan ayrı bir
away from ‘what is.’ tasarısıdır.
   
15:27 The ideal is non-existent. İdeal var olmamaktadır.
It’s a fiction, the ideal. O bir kurgudur, ideal.
   
15:35 What is actual, Gerçek olan var olandır, 'olan.'
is what exists, ‘what is.’  
   
15:42 So, we are dealing with ‘what is,’ Öyleyse biz 'olan'la, bifiil gerçekle
which is actual, uğraşıyoruz,
   
15:47 and trying to change ‘what is’ into ve 'olan'ı yanıltıcı olan 'olması
‘what should be,’ which is illusory. gereken'e çevirmeye çalışıyoruz.
   
15:54 So, we are always caught Dolayısıyla her daim olgu ile yanılsama
between the fact and what is illusion. arasında kalıyoruz.
   
16:03 So, if one is able to think very Yani, kişi müthiş bir berraklıkla,
clearly, objectively, non-personally, objektif olarak,
   
16:12 then is it possible kişiselleşmeden düşünebilirse o takdirde
to change ‘what is’ 'olan'ı, olması gereken'e dönüştürmeden
   
16:18 without transforming it değiştirmek mümkün müdür?
into ‘what should be’?  
   
16:28 Is it possible to change, Diyelim ki kıskançlığı -
say, for example, envy  
   
16:35 – with all the implications kıskançlığı içeren bütün olası
involved in envy – sonuçlarıyla beraber -
   
16:43 without having an opposite, zıttı olmadan, hırsın tersi,
which is non-greed, non-envy, kıskançlığın tersi olmadan
   
16:51 to change ‘what is’? 'olan'ı değiştirmek mümkün müdür?
   
16:54 And you can change ‘what is’ only Ve 'olan'ı değiştirmeye enerjiniz, ancak
when you have the energy enerjinizi
   
16:59 which is not being wasted 'olan'ı alt etmeye çalışarak
in trying to overcome ‘what is.’ heba etmediğinizde olur.
   
17:06 I wonder if I’m… Acaba anlatabiliyor...
   
17:13 You see, again, Görüyorsunuz ya dediğimiz gibi
we are traditionally bound, gelenekçe bağımlı kılınmış, bir
   
17:21 conditioned to an ‘opposite’ 'zıt'ta koşullandırılımış durumdayız
   
17:27 – love/hate, violence/non-violence. - aşk/nefret, şiddet/şiddet olmayan.
   
17:32 We’II take violence. Şiddeti ele alalım.
   
17:35 Violence is, apparently, Şiddet, görünen o ki insanın doğasında var
in the human nature  
   
17:43 – anger, competition, ruthlessness, - öfke, rekabet, gaddarlık,
   
17:51 trying to express oneself herkese karşı ne olursa olsun kendini
at any cost against everybody else, ifade etme çabası,
   
17:57 the worship of success, başarıya tapınma, iş dünyasında
either in the business world  
   
18:01 or in the spiritual world, veya ruhsal dünyada ki bu aynı şeydir.
which is the same thing.  
   
18:08 Human beings are violent. İnsanlar şiddet doludur.
   
18:11 Violence implies Şiddet sadece fiziksel şiddeti ima etmez,
not only physical violence,  
   
18:15 there’s psychological violence, psikolojik şiddet vardır
   
18:21 which is comparison. ki bu karşılaştırmadır.
   
18:29 Where there is comparison, Karşılaştırmanın olduğu yerde şiddet
there is violence. vardır.
   
18:34 Where there is imitation, Taklidin olduğu yerde şiddet vardır.
there is violence.  
   
18:39 Where there is the acceptance Psikolojik olarak otoritenin kabulünün
of authority, psychologically, olduğu yerde
   
18:43 there’s violence. şiddet vardır.
   
18:48 Imitation, conformity, competition, Taklit, uyum, rekabet
   
18:52 all those and many other factors bunlar ve daha pek çoğu şiddetin
are the indication of violence. belirtisidir.
   
19:03 That’s a fact. That’s ‘what is.’ Bu bir olgudur. Bu 'olan'dır.
   
19:06 And human beings Ve insanlar şiddetin zıddını yaratmıştır,
have created the opposite of it,  
   
19:11 which is not to be violent şiddetli olmamak
– which is called ‘non-violence.’ - 'şiddetsizlik' denen şey.
   
19:16 They’ve talked a great deal Bunun hakkında Hindistan'da epeyce
about it, in India, konuşmuşlardır,
   
19:18 but they are equally violent. fakat onlar da eş derecede
  şiddet doludurlar.
   
19:25 Is it possible to change violence Şiddeti zıddına sahip olmadan değiştirmek
without having its opposite? mümkün müdür?
   
19:33 You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
19:38 That is, not to imitate, Yani, taklit etmemek, uyum
not to conform, not to compare, göstermemek, karşılaştırmamak
   
19:50 not to seek success. başarı peşinde koşmamak.
   
19:57 If that is possible, Eğer bu mümkünse, o halde şiddetsizlik
then non-violence is unnecessary. gereksizdir.
   
20:05 So, because we cannot or we are Buna göre şiddeti değiştiremediğimiz
not willing to transform violence, veya değiştirmeye niyetli olmadığımız için
   
20:12 we invent the non-violence şiddetsizliği icat ediyoruz
   
20:14 and we say, ‘I will, eventually, ve 'En nihayetinde, içimde şiddetin
become non-violent.’ olmadığı bir hale geleceğim' diyoruz.
   
20:18 That’s a nice, comfortable, Bu hoş, rahatlatıcı, uyuşuk ve
lazy, illusory idea. yanıltıcı bir düşünce.
   
20:25 This is what we indulge in, Bunlardan keyif alıyoruz,
   
20:27 but if you are really serious, fakat gerçekten ciddiysek,
   
20:30 deeply concerned tamamen şiddetsiz olmakla
to be totally non-violent, derinlemesine ilgiliysek,
   
20:38 including anger, hate öfke, nefret ve ötekiler de dahil
and all the rest of it, olmak üzere,
   
20:42 if you’re deeply concerned to bunu dönüştürmekle derinden
transform that, you’ve got the energy, ilgileniyorsanız, bunu yapabilecek
   
20:48 because that energy you have wasted enerjiye sahipsinizdir zira o enerjiyi
in conflict with violence. şiddetle çatışırken kaybediyordunuz.
   
20:56 So, it is possible to transform O halde 'olan'ı zaman düşüncesi
‘what is’ without the idea of time? olmadan dönüştürmek mümkün müdür?
   
21:08 Is this clear? Bu açık mı?
Please, this is very important Lütfen bu çok önemli
   
21:11 because we’re going to go çünkü birazdan bir soruya girişeceğiz,
into something presently, which is, ölüm sorusuna,
   
21:17 when you are talking about death, ölüm hakkında konuşurken de
time is involved in it. zaman meseleye dahil olur.
   
21:25 So, we must really understand Dolayısıyla zamanın yapısını ve doğasını
the nature and the structure of time, hakikatten anlamalıyız,
   
21:31 how time works. zamanın nasıl çalıştığını.
   
21:35 When you say, ‘I will be,’ or, 'Şu olacağım' veya 'Gelecekte şu
‘I must be something in the future,’ olmalıyım' gibi şeyler dediğinizde
   
21:44 that involves time because you are bu zaman içerir çünkü 'olan' dan
dissatisfied with ‘what is,’ memnun değilsinizdir.
   
21:53 you condemn ‘what is,’ 'olan'ı mahkum edersiniz,
you suppress ‘what is,’ 'olan'ı bastırırsınız,
   
21:59 or try to argue it away veya olmadığını iddia
  etmeye çalışırsınız
   
22:03 and so, you utilise all that energy ve böylelikle bütün o enerjiyi
  kullanırsınız
   
22:09 or you waste all that energy veya bütün o enerjiyi bu süreçte heba
in this process, edersiniz,
   
22:13 whereas, if you look at this violence, halbuki, bu şiddete baktığınızda,
   
22:18 with all the implications bütün sonuçlarıyla ve bir zıttı
and not have any idea of its opposite, düşünceniz olmadan
   
22:23 which is illusory, ki bu yanıltıcıdır,
   
22:26 then there is a transformation. o durumda dönüşüm vardır.
   
22:29 You understand this? Bunu anladınız mı?
Do it! Yapınız!
   
22:37 So, time in meditation Öyleki meditasyonda zaman
   
22:47 – you have to find out - zamanın bir 'son'u olup olmadığını
if time has a ‘stop.’ keşfetmek zorundasınızdır.
   
22:52 Therefore, it’s very important Bundan dolayı zamanın doğasını ve
to understand hareketini anlamak çok önemlidir,
   
22:56 the nature and the movement of time, beyinlerimizin nasıl zamana kapıldığını,
how our brains are caught in it,  
   
23:04 our whole consciousness bütün bilincimiz zamanla doludur
is filled with time  
   
23:13 – time being accumulated - biriktirilerek bilgi haline getirilmiş
knowledge as experience deneyim olarak zaman
   
23:19 which becomes a memory, ki hafıza haline gelir
   
23:21 and that memory is the storehouse ve o hafıza düşüncenin başladığı depodur.
from which thought begins.  
   
23:30 From the very beginning, man’s Ta en başından, insanlığın en başından
very beginning, that’s the process. beri olan süreç budur.
   
23:37 So, one not only has to enquire Yani, kişi sadece zamanın doğasını onun
into the nature of time, içine girerek soruşturmamalı,
   
23:44 but also, one has to find out ve fakat kişi zamanın bir sonu olup
if time has come to an end, olmadığını,
   
23:50 if there is a stop to time. zamanın durup durmadığını keşfetmelidir.
   
23:54 This has been a tremendous problem – Bu muazzam bir sorun olagelmiştir -
you understand? anlıyor musunuz?
   
24:01 So, then we can go to the next thing, O halde, bir sonraki meseleye girebiliriz,
which is, what is our life? yaşamımız nedir?
   
24:12 Living and dying. Yaşamak ve ölmek.
What is our life? Yaşamımız nedir?
   
24:21 When you look at our lives, Yaşamlarımıza baktığınızda,
what is it? ne görürsünüz?
   
24:27 Wrong occupation, Yanlış meslek, birbirimizle çatışma
battle with each other, içinde,
   
24:37 wars, anxiety, savaşlar, kaygılar,
   
24:42 great pain, lack of relationship büyük acılar, kelimenin tam anlamıyla
in the true sense of that word ilişki eksikliği
   
24:50 – there is relationship - imgeler arasında ilişki vardır
between two images  
   
24:53 which you have about another sizin bir başkası ve bir başkasının
and another has about you. sizin hakkında sahip olduğu.
   
24:58 Relationship is İlişki o iki 'fikir' arasındadır,
between those two ‘ideas,’  
   
25:02 between those two thoughts. o iki düşünce arasında.
   
25:07 So, what is our living? Öyleyse, yaşamımız nedir?
   
25:12 When you look at it, Çok dikkatli ve çok ciddi bir biçimde
very carefully and very seriously, yaşamımıza baktığımızda,
   
25:17 not pretending, bakar gibi yapmadığımızda, kelimelerle,
not trying to cover it up with words zeki, kurnaz düşüncelerle
   
25:22 and clever, cunning thought üstünü örtmeye çalışmadığımızda
   
25:25 – what, actually, is it? - nedir, yaşam bilfiil nedir?
   
25:32 We waste our life, don’t we? Yaşamlarımızı harcıyoruz değil mi?
   
25:42 And from birth to death Ve doğumdan ölüme yaşamlarımız sürekli
it’s a constant battle, bir çatışma halinde
   
25:52 constant effort, constant struggle, sürekli çaba, sürekli mücadele,
to be or not to be, olmak ya da olmamak,
   
25:59 to become something bir şey olmak
or not to become something, ya da bir şey olmamak,
   
26:03 to establish right relationship doğru ilişkiyi kurmaya çalışmak ve her
and always trying to fail. defasında başarısız olmak üzere denemek.
   
26:11 Wars, hatreds, deep hurts Savaşlar, nefretler, derin yaralar
   
26:18 – that’s the content of our - bütün bilincimizin içeriği, bunlar
whole consciousness is our life, yaşamımız
   
26:25 apart from the biological biyolojik gelişme ve çürüme dışında.
growth and decay.  
   
26:34 If you examine, as we are doing, now Eğer şu anda yapıyor olduğumuz gibi
  incelerseniz
   
26:37 – please do it, together, - lütfen yapınız, beraberce,
if you’re at all serious, birazcık da olsa ciddiyseniz,
   
26:43 if you’re not serious, don’t bother. eğer değilseniz, hiç zahmet etmeyin.
   
26:47 It’s a nice day, Güzel bir gün, dışarı çıkın ve
go outside and enjoy it. keyfini çıkarın.
   
26:51 But if you are serious, Fakat biraz da olsa ciddiyseniz
look at your life yaşamınıza bakınız
   
27:03 – pleasure, sexual, other forms - zevk, cinsel ve öteki türlerde,
of pleasure, fear and sorrow. korku, ızdırap.
   
27:15 This is the content of our Bu bütün çeşitliliğiyle bilincimizin
consciousness, with all its varieties, içeriğidir,
   
27:24 complex movements bu sınırlı bilincin karmaşık hareketleri
in this limited consciousness  
   
27:33 and that’s what we call ‘living.’ ve bu 'yaşamak' dediğimiz şey.
   
27:40 With faith, with doubt, İnançla, şüpheyle, huzursuzlukla
with anxiety – you follow? – - takip ediyor musunuz? -
   
27:45 a perfect confusion – mess! tam bir karışıklık - karmaşa!
   
27:53 And what is dying? Ve ölmek nedir?
   
27:57 You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
27:59 Living, which we think is marvellous Çok şahane olduğunu düşündüğümüz yaşamak,
   
28:04 and dying which is the most ve olabilecek en korkunç şey olan ölmek.
terrible thing to happen.  
   
28:12 And, in between these two things, Ve bu ikisinin arasında aşk ve acı var.
there is love and there is suffering.  
   
28:24 We have talked, at some length, Korku hakkında uzun uzadıya konuştuk
about fear  
   
28:34 and the necessity of being ve tamamıyla, bütün yönleriyle,
completely, totally, psikolojik olarak
   
28:39 psychologically free from fear. korkudan özgür olmanın gerekliliğini.
We went into that. Bunları konuştuk.
   
28:45 And also, we talked about – together, Ve ayrıca, şunları konuştuk - beraberce
   
28:48 we have talked, together, biz konuştuk, birlikte,
not I talked and you listened, ben konuştum ve siz dinlediniz değil,
   
28:51 we have talked over, together beraber konuştuk - haz hakkında,
– pleasure,  
   
28:58 and the movement of pleasure, hazzın hareketi, haz peşinde koşma
and the pursuit of pleasure. hakkında.
   
29:03 Pleasure is totally Haz neşeden tamamıyla farklı bir şeydir,
different from joy,  
   
29:06 pleasure can be invited, cultivated, haz davet edilebilinir, beslenebilinir ,
joy can never be invited – it comes. neşe davet edilemez - neşe gelir.
   
29:14 But when it comes, memory takes it Fakat geldiğinde hafıza devreye girer ve
over and makes it into a pleasure. neşeyi bir hazza çevirir.
   
29:19 We’ve also talked about ecstasy, Aynı zamanda esrime(kendinden geçme)den
  konuştuk,
   
29:22 which is not hysteria, ki bu histeri değildir,
which is not neurotic, ki bu nevrotik değildir,
   
29:27 but that ecstasy can only come fakat esrime ancak
   
29:31 when we understand hazzın anlamını idrak edersek gelebilir.
the meaning of pleasure.  
   
29:35 And, we are asking, what is love? Ve soruyoruz, aşk nedir?
   
29:44 Because, apparently, Çünkü görünen o ki aşk hayatımızda büyük
that plays a great part in our life. bir rol oynuyor.
   
29:52 That word ‘love’ is loaded, 'Aşk' kelimesi anlamlarla yüklü,
like ‘God.’ 'Tanrı' kelimesi gibi.
   
29:59 So, we have to investigate, also O halde sevmenin ne anlama geldiğini de
what it means to love soruşturmalıyız
   
30:05 and what is the difference ve haz, aşk ve merhamet arasındaki farkı.
between pleasure, love and compassion.  
   
30:14 This has been one of the problems Bu insanların var olduğu her yerde,
of human beings  
   
30:17 right through the ages, çağlar boyunca, bütün dünya üzerinde,
right through the world  
   
30:19 wherever human beings exist. sorunlarından biri
  olagelmiştir.
   
30:23 They demand, they’re wanting İnsanlar aşık olmayı - veya aşık olunmayı
to love – or be loved. istemişler, talep etmişlerdir.
   
30:32 And when one is not loved, Ve kişi sevilmediğinde korku, öfke,
there’s all the anxiety, kıskançlık,
   
30:36 the fear, the anger, the jealousy - takip ediyor musunuz? - bütün bunlar
– you follow? – all that creeps in. gölge gibi içeri süzülür.
   
30:43 So, one has to, if you are at all Bundan dolayı kişi ciddi olmak zorundadır
serious, and I hope you are  
   
30:48 because we are trying, ki zerre kadar ciddiyseniz ve umarım
we are concerned öylesinizdir, çünkü insan bilincini
   
30:51 with the transformation of bütünüyle dönüştürmeye çalışıyoruz,
the human consciousness, completely. bu dönüşümle ilgiliyiz.
   
30:59 So, one must go into this question O halde, kişi aşkın ne olduğu sorusuna
of what is love. girmelidir.
   
31:09 Apparently, human beings Görünüşe göre insanlar aşkı hazza
have reduced love to pleasure. indirgediler.
   
31:18 Yes? What do you say? Yes? Evet? Ne diyorsunuz? Öyle mi?
   
31:28 Pleasure, sexual Haz, cinsel haz
– love, is also implied – - yine aşk ima edilir -
   
31:36 love of one’s country, kişinin ülkesine sevgisi,
love of a book, love of a picture... bir kitabı sevmek, bir resmi sevmek...
   
31:40 You follow? Takip ediyor musunuz?
   
31:42 We use that word Bu kelimeyi olabilecek en olağanüstü bir
in a most extraordinary way. şekilde kullanıyoruz.
   
31:47 And also, I love my wife, Ve ayrıca, karımı seviyorum veya
or I love my husband. kocamı seviyorum.
   
31:53 So, we have to go into this question, Demek ki bu soruyu ele almalıyız,
   
31:56 not only what it means, sadece ne anlama geldiğini değil,
the word ‘love,’ the word itself, sadece 'aşk' kelimesini değil,
   
32:05 both in Sanskrit and – kelimenin kendisi hem Sanskritçede hem de
if you go into it – is part of desire - eğer incelerseniz -
   
32:20 – the meaning of that word. aşk kelimesi arzunun bir parçası
  anlamına gelir.
   
32:23 We are looking at the root meaning 'Arzu' kelimesinin kökanlamına bakıyoruz.
of that word, ‘desire.’  
   
32:33 I won’t go into Sanskrit, Sanskritçede ne anlama geldiği
what it means. meselesine girmeyeceğim.
   
32:41 So, we have to see O halde arzunun ve aşkın ne olduğunu
what desire is and what love is. görmek zorundayız.
   
32:49 Is desire, love? Arzu, aşk mıdır?
   
32:52 Please, we are investigating, Lütfen, soruşturuyoruz, keşfediyoruz,
we are exploring,  
   
32:55 we are not saying it is, it is not, bu budur, şu şudur demiyoruz,
   
32:58 together, we are working this out. beraberce bu işi çözüyoruz.
   
33:03 So, one has to go into what is desire Demek ki kişi arzunun ne olduğu sorusuna
  girmelidir
   
33:13 because, apparently, zira görünüşe göre hayatımızın önemlice
in most of our lives bir kısmında
   
33:17 desire plays an immense part. arzu muazzam bir rol oynamaktadır.
   
33:24 So, we have to understand it. Öyleyse arzuyu anlamalıyız.
What is desire? Arzu nedir?
   
33:34 When you desire a dress, Bir elbiseyi arzuladığınızda,
when you desire something, bir şeyi arzuladığınızda,
   
33:38 what is that, the movement of it? ne olmaktadır, arzunun hareketi nedir?
   
33:48 Surely, there’s first the seeing, Şüphesiz, öncelikle görme vardır,
the visual seeing, which is sensory görsel olarak görme ki duyumsaldır
   
34:03 then, there is contact, the touching, ve sonra temas vardır, dokunuş,
the smelling, the seeing koklama, görme
   
34:11 – then sensation. - çok geçmeden duyumsama.
   
34:15 You’re following all this? Bütün bunları takip ediyor musunuz?
   
34:20 Seeing, contact, sensation. Görme, temas, duyumsama.
Right? Değil mi?
   
34:27 Then thought comes in, Ve ardından düşünce devreye girer,
   
34:34 and thought says, ‘That dress ve der ki 'Bu elbise üzerimde harika
will look beautiful on me,’ duracak,'
   
34:39 which is the structure of image. ki bu imgenin yapılanmasıdır.
   
34:43 So, sensation plus thought O halde duyumsama artı düşünce
is desire and the image. arzu ve imgedir.
   
34:54 You follow this? Bunu takip ediyor musunuz?
   
34:55 You can see this, very simply, Eğer kendinize bakarsanız bunu
if you look at yourself. rahatlıkla görebilirsiniz.
   
34:59 This is the process we go through. Yaşadığımız süreç budur.
   
35:01 You see a beautiful woman Güzel bir kadın görürsünüz veya
or a beautiful car, güzel bir araba
   
35:04 or beautiful man – whatever it is – veya yakışıklı bir adam - ya da her
  neyse -
   
35:07 seeing, contact, sensation görme, temas, duyumsama
   
35:11 then thought comes and desire, sonra düşünce ve arzu, imge gelir.
and the image.  
   
35:18 Right? Değil mi?
   
35:19 So, we are asking, is love, desire? Buna göre, soruyoruz, aşk, arzu mudur?
   
35:28 Which is sensation, contact, thought Ki bu duyumsama, temas, düşüncedir
   
35:39 or desire plus thought, veya arzu artı düşünce ve imge, resmetme
and the image, picture  
   
35:45 – is that love? - sevgi bu mudur?
   
35:54 Or love has nothing to do with desire, Yoksa sevginin arzuyla hiçbir alakası
  yok mudur ki bu sevginin
   
36:01 which means no picture, duyumsama üzerine kurulmadığı,
no imaginative projections, resmetmenin, imgesel tasarımların
   
36:18 not based on sensation. sevgi olmadığı anlamına gelir.
You are following all this? Bütün bunları takip ediyor musunuz?
   
36:23 So, you have to find out Yani duyumsama artı düşüncenin,
where sensation plus thought  
   
36:34 is desire, with its image. imgesiyle birlikte arzu olduğunu
  keşfetmelisiniz.
   
36:39 There is sensation. Duyumsama vardır.
   
36:42 It’s natural to have one’s senses Kişinin duyularının yüksek düzeyde
highly developed, that’s healthy. gelişmiş olması doğaldır, bu sağlıklıdır.
   
36:53 To see a beautiful thing, Güzel bir şeyi görmek,
that’s part of sensation. bu duyumsamanın bir parçasıdır.
   
36:59 When thought takes it over Düşünce devreye girince duyumsama
it becomes desire. arzu halinin alır.
   
37:05 Now, please follow this. Şimdi, lütfen bunu takip ediniz.
   
37:08 Can you see a beautiful person, Güzel bir şeyi, bir insanı, güzel bir
a thing, ağacı - her neyse - görüp,
   
37:15 a lovely tree – whatever it is – duyumsayıp arzunun bu duyuma
sensation, katılmasına izin vermeyebilir misiniz
   
37:21 and not allow desire to come into it, zira bu düşüncenin sona ermesidir?
which is the ending of thought?  
   
37:28 I wonder if you understand all this. Bütün bunları anlıyor musunuz
  merak ediyorum.
   
37:35 This is the highest form Bu disiplinin en yüksek noktasıdır.
of discipline. You understand? Anlıyor musunuz?
   
37:41 To see, sensation, and Görmek, duyumsama ve zerre kadar
no thought coming into it, at all düşüncenin devreye
   
37:49 and, therefore, no desire, no image. girmemesi ve dolayısıyla arzunun,
  imgenin olmayışı.
   
37:52 You’ve understood what I’m saying? Ne söylediğimi anladınız mı?
   
38:00 That requires Bu muhteşem bir farkındalık gerektirir.
a great sense of awareness.  
   
38:08 We’II discuss that presently, later. Bunu birazdan tartışacağız, birazcık
  sonra.
   
38:10 Awareness, concentration Farkındalık, konsantrasyon ve dikkat.
and attention.  
   
38:16 We’II talk about it, later. Bunun hakkında sonra konuşacağız.
   
38:19 So, is the movement of thought, love? O halde düşüncenin hareketi sevgi midir?
   
38:37 Or, love has nothing, Yoksa sevginin arzuyla zerre kadar ilgisi
whatsoever, to do with desire? yok mudur?
   
38:50 Now, one has to find this out, Şimdi, kişi bunu keşfetmelidir,
   
38:54 which means you have bu dikkatinizi vermeniz gerektiği
to give your attention, anlamına gelir,
   
38:59 be aware of the movement of desire, arzunun hareketinin, düşüncenin
movement of thought, hareketinin farkında olmayı
   
39:12 and the natural sensation – ve doğal olan duyumsamanın -
   
39:18 to be aware of this whole movement. bütün bu hareketin farkında olmayı.
   
39:26 Then you’II ask, you must ask, Sonra soracaksınız, sormak zorundasınız,
is pleasure, love? haz, aşk mıdır?
   
39:37 And if it is not pleasure, Ve eğer aşk haz değilse,
   
39:39 then what is love, or desire? o halde aşk nedir veya arzu nedir?
   
39:48 Please, intellectually, logically, Lütfen akıl yoluyla, mantıksal olarak
all this is so, kavrandığında, durum budur,
   
39:53 logically, so-called intellectually mantıksal, enetellektüel olarak denilen
   
39:58 – but the intellect is an instrument, - fakat akıl bir araçtır,
a fragment of the totality, bütünün bir parçasıdır,
   
40:08 and by merely looking ve sadece tasvire bakarak, akıl yoluyla
at the description, intellectually,  
   
40:15 you’re, then, o durumda sadece kısmen bakıyorsunuzdur,
only looking at it partially  
   
40:17 and, therefore, ve bundan dolayı baktığınız şeyin
you don’t see the whole of it. bütününü görmüyorsunuzdur.
   
40:20 So, intellect not only must see the Yani akıl sadece bu şeyin nedenini,
reason, the structure of this thing yapısını görmemelidir,
   
40:26 but also, know its own limitation. ve fakat kendi sınırlarını da bilmelidir.
   
40:32 So, we are asking, is pleasure, love? Buna göre, soruyoruz, haz sevgi midir?
   
40:37 Pleasure being desire, Arzu, düşüncenin hareketi olan haz,
the movement of thought,  
   
40:41 sensation and the pursuit of it. duyumsama ve hazzın peşinden koşulması
  sevgi midir?
   
40:48 And if it is not love, Ve eğer haz sevgi değilse, sevgi nedir?
then what is it?  
   
40:54 Can there be jealousy Kıskançlığın olduğu yerde sevgi
when there is love? olabilir mi?
   
40:59 Go on, sirs. Haydi beyefendiler,
   
41:03 Those of you who have girls Kızları ve oğlanları olan, karıları ve
and boys and husbands and wives, kocaları olanlar,
   
41:06 and all the rest of it. ve bütün geri kalanlar.
   
41:08 Can there be love Bağlanmanın olduğu yerde sevgi
when there is attachment, olabilir mi, nefret ettiğinizde,
   
41:19 when you hate, anger, when you’re öfkelendiğinizde, başkası tarafından
hurt by another, is there love? incitildiğinizde, orada sevgi var mıdır?
   
41:33 And so, if none of these is love, Ve öyleyse, bunlardan hiçbiri
  sevgi değilse,
   
41:44 then the word is not the thing. o halde kelime işaret ettiği şey değildir.
You understand? Anlıyor musunuz?
   
41:52 Then the word ‘love’ Öyleyse 'sevgi' kelimesi fiili durum
is not the actual state, değildir,
   
41:56 the reality of it, the truth of it. kelime, sevginin gerçekliği,
  hakikati değildir.
   
42:05 Then what is the relationship O halde sevgiyle merhamet
between love and compassion? arasındaki ilişki nedir?
   
42:12 You understand? Anlıyor musunuz?
   
42:16 The word ‘compassion’ 'Merhamet' kelimesi herkese yönelen tutku
means passion for all, anlamına gelir,
   
42:23 passion for everything living. yaşayan her şeye tutkun.
   
42:30 That’s the meaning of that word. O kelimenin anlamı budur.
   
42:34 But that compassion cannot exist Fakat merhamet siz, içinizde
when you are, in yourself,  
   
42:40 fragmented, broken up, parçalara ayrılmış, kırılmışken,
   
42:45 when there is hate, nefret varken ve acı varken var olamaz.
and when there is suffering.  
   
42:51 So, we have to examine O halde acının ne olduğunu incelemeliyiz.
what is suffering.  
   
42:58 Why is it that we suffer, Psikolojik olarak neden acı çekeriz,
psychologically,  
   
43:02 not biologically, physically bioyojik, fiziksel olarak değil
   
43:05 – that we can understand - soruya girdiğimizde anlayabileceğimiz
when we go into the question  
   
43:09 why human beings throughout the world, neden insanlar dünyanın her köşesinde
carry this agony of suffering? acının ızdırabını taşımaktadır?
   
43:20 Are you interested in all this? Bütün bunlara merak duyuyor musunuz?
   
43:26 Not interested, that’s the wrong word, Merak değil, o yanlış kelime,
   
43:29 are you concerned about all this? bütün bunlarla ilgileniyor musunuz?
   
43:36 How much time are you willing Bütün bunlara ne kadar zamanınızı
to spend on all this? vermeye heveslisiniz?
   
43:40 Time, in the sense... Bahsettiğimiz anlamda zaman...
You understand? Anlıyor musunuz?
   
43:45 Or only for this morning Yoksa sadece bu sabah için mi
you are concerned, for an hour, ilgilisiniz, bir saatliğine,
   
43:52 and then slip back sonra gerisin geri eski geleneklerimize
into our old traditions, doğru kayıp,
   
43:56 our old ways of life hiçbir anlamı olmayan,
which have no meaning at all, eski yaşama biçimlerimize
   
44:04 and remember, occasionally, ve arada bir bu çadırda,
   
44:06 what has been said bu markizde söylenenleri hatırlayıp
in this tent, in this marquee,  
   
44:10 and you say, ‘By Jove, that’s true, 'Vay canına, bu doğru,
   
44:11 I must go back geri dönüp bunun hakkında bir
and do something about it,’ şeyler yapmalıyım'
   
44:14 and forget it the next minute. deyip bir sonraki saniye unutacak
  mısınız?
   
44:19 Or are you really, totally, Yoksa gerçekten, tamamıyla bu
completely committed to this? sorulara kendinizi adadınız mı?
   
44:30 It’s only then you will understand, Ancak, bütün bunların ne anlama geldiğine
very deeply, what all this means, kendinizi tamamıyla adadığınızda,
   
44:37 how to live bütünüyle farklı bir tür hayatı
a totally different kind of life. yaşamayı çok derinlemesine anlayacaksınız.
   
44:44 So, we’re now asking why human O halde şimdi insanların neden
beings suffer, psychologically, psikolojik olarak acı çektiğini soruyoruz
   
44:53 which has a great bearing ki bunun fiziksel acı üzerinde
on the physical suffering. etkisi vardır.
   
45:01 If there is no suffering, Eğer psikolojik olarak acı yoksa,
psychologically,  
   
45:07 then it may affect your body, o durumda acı bütün bedeninize
completely, etki edebilir,
   
45:12 there is no ve o durumda psikosomatik
psychosomatic disease, then. hastalık yoktur.
   
45:17 So, we must go into this question, Demek ki insanların neden acı çektiği
very deeply, sorusuna,
   
45:21 why human beings suffer. bu soruya çok derinlemesine girmeliyiz.
   
45:24 All religions – the Eastern religions Bütün dinler - Doğu dinleri ve
and the Western religions – Batı dinleri -
   
45:34 the Eastern religions Doğu dinlerinin insanların neden acı
have a very clear definition çektiğine yönelik
   
45:41 why human beings suffer: çok net bir tanımı vardır:
   
45:44 according to them, they say, onlara göre, şöyle derler
   
45:48 ‘What you have done in the past 'Geçmişte yaptıklarının bedelini şimdi
you’re paying for it, now,’ ödüyorsunuz'
   
45:53 which is called ‘karma,’ in Sanskrit. ki buna Sanskritçede 'karma' derler.
   
45:56 The Sanskrit word ‘kar’ Sanskritçede 'kar' kelimesi yapmak,
means to do, to act. eylemek anlamına gelir.
   
46:03 If you have not acted Eğer doğrulukla, hakkıyla hareket
rightly, accurately etmediyseniz
   
46:09 – not according to a pattern, - bir modele göre, geleneğe göre değil,
according to tradition,  
   
46:17 if you have acted eğer kendini içinizde doğru bir şekilde,
rightly in yourself, truthfully dürüstçe hareket ettiyseniz
   
46:24 then, there are no regrets o halde o eylemde pişmanlıklar yoktur,
in that action,  
   
46:31 then, that action is total. yani o eylem bütüncüldür.
   
46:33 This is what we are saying, Bu bizim söylediğimizdir,
not what the Hindus said. Hinduların söylediği değil,
   
46:38 The ancient Hindus said, Antik Hindular şöyle dediler,
‘You have many lives. 'Pek çok hayatın vardır.
   
46:46 In each life, unless you act, rightly, Her hayatta doğrulukla hareket
  etmediğin sürece
   
46:51 you’re going to pay for it bir sonraki hayatında bedelini
by next life, ödeyeceksin,
   
46:55 therefore, you suffer next life and, o zaman gelecek hayatında acı çekeceksin
therefore, you learn from suffering ve böylece
   
47:01 how to act properly, rightly, acıdan nasıl gereğince, doğrulukla
accurately for the next life.’ davranman gerektiğini öğreneceksin'
   
47:06 You follow? Takip ediyor musunuz?
   
47:11 Here, in the Christian world, Burada, Hristiyan dünyasında acıdan
you have given up suffering, vazgeçtiniz,
   
47:18 put suffering acıyı tek bir adamın omuzlarına yüklediniz
on the shoulders of one man  
   
47:25 and very comfortably ve gayet rahat bir şekilde sorunu
settled the problem. çözdünüz.
   
47:32 But, actually, you’re suffering. Fakat, gerçekte, acı çekiyorsunuz.
   
47:37 You have got the symbol Bir sembolünüz var
   
47:42 – which is rather - ki daha ziyade talihsiz bir sembol -
an unfortunate symbol –  
   
47:44 you have got the symbol, sembolünüz var,
   
47:47 and though you have said ve o bizim için acı çekiyor demenize
that he’s suffering for us, rağmen,
   
47:54 and yet we go on suffering. yine acı çekmeye devam ediyoruz.
   
47:57 So, let’s forget the symbol, O halde, o sembolü, bütün bunları bir
let’s forget all that unutalım
   
48:00 and see why human beings ve insanların dünyada - sizlerin - acı
in the world – you – suffer, çektiğini,
   
48:06 go through such agonies, bu kadar ızdırap, göz yaşı, yalnızlık
tears, loneliness. içinde kıvrandığını görelim.
   
48:11 You understand all this? Bütün bunları anlıyor musunuz?
   
48:17 What is suffering? What is grief? Acı çekmek nedir? Keder nedir?
   
48:29 And why should we suffer? Ve neden acı çekmeliyiz?
   
48:34 Will it purify our minds Acı zihinlerimizi arındıracak mı-
– may we use that word, quickly? – bu kelimeyi çabucak kullanabilir miyiz? -
   
48:40 will it cleanse our hearts acı çektiğimiz için kalplerimiz
because we suffer? temizlenecek mi?
   
48:46 On the contrary, it hasn’t done it. Tam tersine, acı bunu yapmadı.
   
48:51 So, we must go Demek ki bu soruya çok derinlemesine
into this question, very deeply. girmeliyiz
   
48:57 What is suffering? Acı çekmek nedir?
There’re many forms of it. Acının pek çok türü vardır.
   
49:02 One of them is loneliness. Right? Bir tanesi yalnızlıktır. Değil mi?
   
49:09 Great sense of loneliness Büyük bir yalnızlık hissi
   
49:11 – loneliness being - duygu olarak, gerçeklik olarak
the feeling, the reality, yalnızlık,
   
49:16 that you are completely cut away bütün ilişkiden tamamıyla kesip
from all relationship, çıkarılmak,
   
49:20 from everything, completely isolated. her şeyden tamamıyla yalıtılmış olmak.
Right? Değil mi?
   
49:26 Don’t you know all this? Bütün bunları bilmiyor musunuz?
   
49:32 Isolated, lonely, and not knowing Yalıtılmış, yalnız ve o yalnızlıkla ne
what to do with that loneliness yapacağını bilmez halde olmak
   
49:40 which is, you run away from it, ki bu durumda yalnızlıktan kaçarsınız,
escape and frightened, onu savuşturursunuz, ondan korkarsınız,
   
49:44 cover it up and do all kinds of... yalnızlığı gizler ve her türlü şeyi
– get attached and all that. yaparsınız... - ona bağlanırsınız vesaire.
   
49:48 So, without understanding that Dolayısıyla o yalnızlığı anlamadan,
loneliness, suffering is inevitable. acı çekmek kaçınılmazdır
   
49:59 You follow this? Bunu takip ediyor musunuz?
   
50:01 Please, are we meeting each other Lütfen, birbirimizle buluşuyor muyuz
or am I talking to myself in my room? yoksa odamda kendi kendime mi konuşuyorum?
   
50:11 So, that’s one of the factors. O halde bu etmenlerden bir tanesidir.
   
50:14 Then, the factor that you Sonra birini beğendiğiniz veya
like somebody, or ‘love’ somebody 'sevdiğiniz' etmeni vardır
   
50:24 – to use that word in quotes – - o kelimeyi tırnak içinde kullanarak -
you ‘love’ somebody, birini 'seversiniz,'
   
50:28 and that somebody turns away from you ve birisi sizinle ilgilenmeyi bırakır ve
and you are left terk edilmişsinizdir
   
50:34 – again isolated, jealous, - yine yalıtılmış, kıskanç, sinirli,
hatred, sense of loss, kaybolmuş,
   
50:44 frustration, guilt, öfke, suçluluk, bütün bunlar acı
all that is part of suffering. çekmenin bir parçasıdır.
   
50:54 Then, there is the suffering Sonra kaybettiğiniz birinden dolayı
for someone whom you have lost, oluşan acı vardır,
   
50:58 whom you ‘loved’ dearly içtenlikle 'sevdiğiniz'
– again ‘love’ in quotes – - yine 'sevgi' tırnak içinde -
   
51:06 and he’s dead – son, wife, ve o ölmüştür - oğul, karı, koca
husband or whatever it is, veya her kimse,
   
51:15 another human being is dead, başka bir insan ölmüştür,
   
51:20 and you suffer, ve siz acı çekersiniz,
   
51:22 not only through self-pity sadece kendine acıma yoluyla değil,
   
51:27 but also, you’re attached to that ve fakat o insana bağlamışsınızdır ve
person, and you suddenly feel lost aniden kaybolmuş hissedersiniz
   
51:37 and in that moment of death, ve o ölüm anında, büyük bir şok vardır,
there’s great shock,  
   
51:43 biologically, biyolojik olduğu kadar psikolojik
as well as psychologically. olarak da.
   
51:49 Right? Değil mi?
And many other forms of suffering. Ve daha pek çok acı çekme hali.
   
51:59 Human beings suffer and find many, İnsanlar acı çeker ve o acıya pek
many explanations for that suffering çok açıklama bulurlar
   
52:10 – ‘God is just, - 'Tanrı adildir, acı çektiğimi biliyor,
he knows why I’m suffering,  
   
52:13 eventually, he’II solve my suffering.’ en nihayetinde, acımı çözecektir.'
   
52:18 Suffering and seeking comfort Acı duymak ve bir teoride rahatlık aramak,
in some theory,  
   
52:25 in some law, in some belief. bir yasada, bir inançta.
   
52:27 Or, the Christian world says, Veya Hristiyan dünyası ' İman et' der,
‘Have faith,’ and so on. vesaire.
   
52:39 So, what is it that is suffering? Öyleyse, acı duymak nedir?
‘Me.’ 'Ben'
   
52:46 You understand? ‘I’ am suffering.’ Anlıyor musunuz? 'Ben acı çekiyorum.'
   
52:50 What is that ‘me,’ what is ‘you’? O 'ben' nedir, 'siz' nesinizdir?
   
52:59 The form, the name – right? Suret, isim - değil mi?
   
53:02 The name, the form, İsim, suret, karakterin çeşitli halleri
the various characteristics  
   
53:08 – greed, envy, pain, anxiety, - hırs, kıskançlık, acı, endişe,
hope, despair, depression ümit, çaresizlik, depresyon
   
53:19 – a lot of accumulated ideas, - pek çok biriktirilmiş düşünce, bütün
all that is ‘you.’ Aren’t you? bunlar 'siz'sinizdir. Öyle değil misiniz?
   
53:28 Which are all memories, words. Ki bunların hepsi hatıradır, kelimedir.
   
53:35 So, that image of yourself Dolayısıyla kendinizle ilgili o
is suffering, imgeniz acı çekmektedir,
   
53:40 or that ‘you’ is suffering. veya o 'siz' acı çekmektedir.
   
53:46 Now, will you please Şimdi, lütfen dikkatlice dinler misiniz.
listen to it, carefully.  
   
53:50 Human beings suffer. İnsanlar acı çeker.
   
53:57 And we have escaped from it, Ve acıdan akıl yoluyla, mantık yoluyla
through reason, through logic, kaçtık,
   
54:04 through explanations, açıklamalar, çeşitli rahatlama yollarıyla,
through various forms of comfort,  
   
54:09 entertainment, religious, eğlence, dinsel olduğu kadar alelade
as well as ordinary entertainment, de olan eğlence yollarıyla
   
54:13 every form of escape acıdan kaçmanın her biçimi.
from that suffering.  
   
54:19 If you don’t escape Eğer kaçmazsanız
   
54:22 and, actually, without ve bilfiil,
any movement going outwardly, dışa yönelik herhangi bir hareket olmadan,
   
54:28 remain completely with that suffering. büsbütün o acıyla kalırsanız.
   
54:33 Remain Kalınız.
   
54:38 – you understand what I’m saying? - ne dediğimi anlıyor musunuz?
   
54:41 That is, not move away Yani, merkezde olan acı olgusundan
from that central fact of suffering uzaklaşmamak,
   
54:54 – that gives you tremendous stability. - bu size muazzam bir durağanlık verir.
   
54:58 Are you understanding all this? Bütün bunları anlıyor musunuz?
No, you don’t! Hayır, anlamıyorsunuz!
   
55:05 Look, you suffer. Bakınız, acı çekiyorsunuz.
   
55:10 See, understand that suffering Görün, acının kaçarak çözülmediğini
is not resolved through escape, anlayın,
   
55:19 through suppression, bastırarak,
through any form of rationalisation. akılcılaştırmanın herhangi bir biçimiyle.
   
55:25 Suffering is there. Acı oradadır.
   
55:30 Be with it, completely, Acıyla olun, tamamen, hiçbir
without any movement. hareket olmaksızın.
   
55:39 You’ve understood this, now, surely? Şimdi bunu şüphesiz anladınız?
The explanation, you’ve understood, Açıklamayı anladınız,
   
55:46 intellectually or verbally, enetellektüel olarak veya sözel olarak,
the explanation açıklama
   
55:51 – but to do it, - ama bunu yapmak,
is quite another matter. bu tümüyle başka bir meseledir.
   
55:56 Now, when you do it, that is, Şimdi, bunu yaptığınızda, yani,
without any movement of thought, düşüncenin hiçbir hareketi olmaksızın,
   
56:04 any movement of escape, any movement kaçışın, bastırmanın, akılcılaştırmanın
of suppression or rationalisation, hiçbir hareketi olmaksızın,
   
56:11 to be with it, completely, tamamen acıyla olmak,
   
56:19 then out of that comes passion. o durumda, o hareketsizlikten
  tutku doğacaktır.
   
56:23 I wonder if you understand all this. Bütün bunları anlıyor musunuz
  merak ediyorum.
   
56:31 And that is compassion. Zira bu merhamettir.
   
56:37 Have you understood something? Bir şeyler anladınız mı?
No. It doesn’t matter. Hayır. Fark etmez.
   
56:40 Watch, look at yourself İzleyin, kendinize bakın ve nasıl
and see how you suffer, acı çektiğinizi görün,
   
56:46 the urge to escape from it, acıdan kaçma dürtüsü,
see the absurdity of escape, kaçmanın saçmalığını görünüz,
   
56:54 the rationalisation, seeking comfort, akılcılaştırmanın, rahatlık aramanın,
all that’s a wastage of energy, bütün bunlar enerji kaybıdır,
   
57:00 moving away from merkezde olan acı olgusundan
the central fact of suffering. uzaklaşmaktır.
   
57:05 You understand? Remain with it. Anlıyor musunuz? Onunla kalınız.
   
57:11 Then, that suffering undergoes Böylece o acı muazzam bir değişim geçirir
a tremendous change  
   
57:15 which becomes passion. tutku halini alır.
   
57:19 I haven’t time to go into Buna daha fazla girme olanağım yok,
more than this, that’s up to you. bundan sonrası size bağlı.
   
57:24 And also, we must go Ve ayrıca ölüm sorusuna girmek zorundayız.
into this question of death.  
   
57:42 Do you want to go into this? Buna girmek istiyor musunuz?
Questioner: Yes. Soru: Evet.
   
57:46 K: Why? K: Neden?
   
57:56 You know, please, Biliyorsunuz, lütfen,
   
57:58 all these things that we are bütün bu hakkında konuştuklarımız
talking about are very, very serious çok ama çok ciddi meselelerdir
   
58:05 and it is only the very serious ve ancak çok ciddi bir şekilde yaşayanlar,
that live,  
   
58:10 not the flippant, not the casual uçarı olanlar değil, ciddiyetten uzak
– you know, all the rest of it. olanlar değil -biliyorsunuz, bütün hikâye.
   
58:16 It’s only a man who is deeply, Sadece bütün bunlarla derinlemesine,
profoundly concerned with all this, içtenlikle ilgilenen bir insan,
   
58:22 such a man lives. bu tür bir insan yaşamaktadır.
   
58:26 So, we must go into this question Demek ki oldukça karmaşık olan ölüm
of death, which is very complex. sorusuna eğilmeliyiz.
   
58:37 We said we must understand Zaman sorusunu anlamak zorunda
the question of time, olduğumuzu söylemiştik,
   
58:45 apart from the chronological time kronolojik zamandan bağımsız olarak,
of yesterday, today and tomorrow dünden, bugünden ve yarından
   
58:53 – sunrises, sunsets – - gün doğumu, gün batımı -
divided into twenty four hours, yirmi dört saate bölünmüş,
   
58:58 we’re not talking about that. biz bundan bahsetmiyoruz.
That’s necessary, that exists, Bu zorunludur, bu vardır,
   
59:02 and if that doesn’t play a part ve bu hayatınızda bir rol oynamazsa,
in your life,  
   
59:06 then you’II lose your bus. otobüsünüzü kaçırırsınız.
   
59:10 But we’re talking of something else, Fakat biz psikolojik olarak başka bir
psychologically. şeyden bahsediyoruz.
   
59:17 Because we are in despair, fearful, Zira çaresizlik içindeyiz, korku doluyuz,
   
59:25 then there is always hope – hope ve bu sebeple de her zaman ümit var
something will take place, tomorrow. - yarın bir şeyin olacağının ümidi.
   
59:35 So, that is the movement of time. Öyleki ümit zamanın hareketidir.
   
59:39 What is the relationship Zamanın ölümle ilişkisi nedir?
of time to death?  
   
59:45 You understand? Anlıyor musunuz?
   
59:48 One has lived ten years, fifty years Kişi on yıl yaşamıştır, elli yıl veya
or eighty years or a hundred years seksen yıl veya yüz yıl
   
59:56 – a life that has been painful, - acıyla dolmuş bir hayat, kaygılı ve
anxious and all the rest of it, bütün hikâye,
   
1:00:03 an empty life, a wasted life, boş, harcanmış bir hayat,
   
1:00:11 and that life comes to an end, ve o hayat biyolojik ve psikolojik
both biologically and psychologically. olarak sona erer.
   
1:00:24 I’m going to go into all this. Şimdi bütün bu meselelere gireceğim.
   
1:00:30 And one clings to the known Ve kişi bilinene tutunur ve bilinmeyenden
and avoids the unknown kaçınır
   
1:00:38 – the known suffering, the known pain, - bilinen ızdırap, bilinen acı,
the known pleasure, the known fears bilinen haz, bilinen korkular
   
1:00:44 – one clings to all that - kişi 'hayat' dediğiniz bütün o şeylere
which you call ‘living.’ tutunur.
   
1:00:49 And one is frightened Ve kişi bütün bunları bırakmaktan korkar
to let go all that  
   
1:00:56 which you have to do ki ölüm geldiğinde bunu yapmak
when death comes. zorundasınızdır.
   
1:01:00 So, there’s the interval Dolayısıyla yaşamak ve ölmek arasında bir
between the living and the dying, aralık vardır,
   
1:01:08 the process of time. zamanın seyri.
   
1:01:14 Then, what is it that dies? O halde ölen şey nedir?
   
1:01:20 Biologically, we have lived Biyolojik olarak çok kavrayışsız
so unintelligently bir şekilde yaşadık
   
1:01:29 because biologically, physically, zira vücudun biyolojik, fiziksel olarak
the body has its own intelligence. kendi zekası vardır.
   
1:01:35 I don’t know if you know anything about Bunun hakkında herhangi bir şey biliyor
all this, if you have worked at it. musunuz bilmem,
   
1:01:38 It has its own intelligence, vücut hakkında çalıştıysanız.
  Vücudun kendi zekası vardır,
   
1:01:39 if you leave it, eğer onu kendine bırakırsanız,
if you don’t spoil it through taste, onu lezzetle şımartmazsanız,
   
1:01:43 through gluttony, oburlukla, sigarayla, içkiyle,
through smoke, drink, drugs uyuşturucuyla
   
1:01:46 and all the rest of the business ve devam etmekte bütün o işlerle
that one goes through.  
   
1:01:50 If you don’t go through that, Eğer bütün bunlara girişmezseniz,
   
1:01:52 that is, through taste, yani lezzet, alışkanlık, gelenek, göreneğe
habit, custom, tradition, dalmazsanız
   
1:01:57 then the body has o durumda bedenin kendine has bir
its own intelligence. zekası vardır.
   
1:02:03 That body, organically dies, O vücut organik olarak ölür,
the organ dies. organlar ölür.
   
1:02:09 We know that. Bunu biliyoruz.
   
1:02:11 But also, we say, Fakat bir yandan da diyoruz ki
‘There is something which is me,  
   
1:02:19 which must continue 'İçimde devam etmek
  zorunda olan bir şey var
   
1:02:22 because, after all, zira, ne de olsa bir dünya
I’ve collected so much experience. deneyim biriktirdim.
   
1:02:28 I want to finish that book Ölmeden önce o kitabı bitirmek istiyorum.
before I die.  
   
1:02:33 I must be successful, Başarılı olmalıyım bana birkaç yıl daha
give me another few more years,’ verin,'
   
1:02:40 and so on and so on. vesaire vesaire.
   
1:02:43 So, what is it that is ‘me’ Öyleyse o 'ben' nedir - şunu diyen,
– that says, ‘I don’t want to die, 'Ölmek istemiyorum,
   
1:02:49 I must have some kind of continuity’? bir tür devamlılığım olmalı?'
You understand? Anlıyor musunuz?
   
1:02:55 This is our craving, Bu yaşam boyunca ihtirasımız oluyor.
right through life.  
   
1:03:00 From the ancient days, from Kadim günlerden, Mısırlılardan bugüne
the Egyptians down to the present day, kadar,
   
1:03:05 and before the Egyptians – the ancient ve Mısırlılardan da önce - antik
Egyptians, not the modern Egypt – Mısırlılar, modern Mısır değil -
   
1:03:11 this has been the problem. sorun bu olagelmiştir.
   
1:03:15 A continuity and an ending. Bir devamlılık ve bir son.
   
1:03:21 The desire, Arzu, devam etmek için muazzam bir dürtü.
the immense drive to continue.  
   
1:03:30 ‘My pleasure, 'Hazzım, yarın doyrulmasını istiyorum.'
I want it fulfilled, tomorrow.’  
   
1:03:35 When you say, ‘There is no tomorrow,’ 'Yarın yok' dediğinizde bu muazzam
it becomes a tremendous despair. bir çaresizliğe dönüşür.
   
1:03:39 You understand? Anlıyor musunuz?
   
1:03:44 So, there is death. O halde ölüm vardır.
   
1:03:48 So, we have to investigate, together, Demek ki beraber, otorite kabul etmeden,
not accepting authority, soruşturmak durumundayız,
   
1:03:54 because I’m not çünkü ben sizin gurunuz, otoriteniz
your authority or your guru. değilim.
   
1:03:57 To me, gurus are dangerous Bana göre, ruhsal hayatta
in spiritual life. gurular tehlikelidir.
   
1:04:06 You have to find out, for yourself, Siz, kendiniz için, o 'ben'in ne
what is it that is ‘me,’ olduğunu,
   
1:04:12 how it came into being, nasıl varlığa geldiğini keşfetmelisiniz,
   
1:04:14 why it has taken such neden hayatımızda bu muazzam öneme
tremendous importance in our life, sahip olduğunu,
   
1:04:19 and why is it ve neden ölümden bu kadar korktuğunu.
that it’s so frightened of death.  
   
1:04:26 The ‘me’ has come through words, 'Ben' kelimeler yoluyla ortaya çıkar
   
1:04:32 through experience, through knowledge deneyim, bilgi yoluyla
   
1:04:38 – the ‘me,’ which is the form, - suret, isim olan 'ben,'
the name,  
   
1:04:45 all the bundle of memories, bütün anılar, bilgi, deneyim demeti,
knowledge, experience,  
   
1:04:53 the past, pleasures, pain geçmiş, hazlar, acı
   
1:04:56 – all that consciousness - bütün o bilinç içeriğiyle beraber
with its content is ‘me.’ Right? 'ben'im. Değil mi?
   
1:05:04 Please see it, for yourself. Lütfen, bunu kendiniz için görün.
   
1:05:07 You say, ‘That’s not only me, 'Bu tek başına ben değil, bu temel
that’s only mainly memory, olarak hafıza
   
1:05:11 therefore, it’s a material process ve dolayısıyla maddi bir süreç ama
   
1:05:16 but there is a ‘me’ ruhsal olan bir 'ben' var' dersiniz.
which is spiritual.  
   
1:05:22 The Hindus and others maintain Hindular, diğerleri ve muhtemelen
and, probably, some of you maintain sizlerden de bazıları
   
1:05:26 that there is something ruhsal bir 'ben' olduğunu savunuyordur.
spiritual in ‘me.’  
   
1:05:29 ‘Me’ is the essence of that spirit. 'Ben' o ruhun özüdür.
   
1:05:37 When you say the ‘me’ O ruhun özünün 'ben' olduğunu
is the essence of that spirit, söylediğinizde,
   
1:05:43 covered over by all kinds of darkness, her tür karanlıkla örtülmüş olduğunu,
like an onion with many, many layers, bir soğan gibi pek çok katmanı olduğunu,
   
1:05:51 that essence of the highest is ‘me’ en yüksek özün 'ben' olduğunu
  söylediğinizde
   
1:05:57 – that’s still part of thinking. - bu hâlâ düşüncenin ürünüdür.
Right? Değil mi?
   
1:06:01 When you feel that the essence is ‘me’ Özün 'ben' olduğunu hissettiğinizde
   
1:06:04 that’s part of your bu düşünce süreciniz bir ürünüdür.
process of thought.  
   
1:06:08 Somebody has put it into your mind Bunu birisi kafanıza yerleştirmişdir
or you have invented it, yourself. ya da siz kendiniz icat etmişsinizdir.
   
1:06:14 I wonder if you’re following all this? Acaba bütün bunları takip edebiliyor
  musunuz?
   
1:06:16 You may not believe it İnanmayabilirsiniz ama bunu düşünce
but thought has created this. yaratmıştır.
   
1:06:21 But thought is a material process Fakat düşünce maddi bir süreçtir
because thought is knowledge, çünkü düşünce bilgidir,
   
1:06:32 experience stored up beyinde hafıza olarak depolanan deneyim
as memory in the brain  
   
1:06:38 and that response to that memory ve o hafızaya verilen tepki düşüncedir.
is thinking.  
   
1:06:42 We went through all that Bunlara dün değinmiştik, bugün bunlara
the other day, we won’t go into it. girmeyeceğiz.
   
1:06:45 So, thought is a material process. O halde düşünce maddi bir süreçtir.
   
1:06:49 Though, thought can say, Düşünce 'Benim içimde ruh var' dese de
‘There is spirit in me,’  
   
1:06:52 but it is a material process. o maddi bir süreçtir.
   
1:06:56 When you say, ‘I have faith in God,’ 'Tanrıya inancım var' dediğinizde bu
it is a material process. maddi bir süreçtir.
   
1:07:02 The faith in God, God being Tanrıya olan inanç, Tanrı,
   
1:07:06 your projection of what sizin en güzel olarak düşündüğünüz
you think is the most beautiful, tasarınız,
   
1:07:09 omnipotent, all the rest of it, mutlak kadir ve bütün hikâye,
it is still a process of thought. hâlâ bir düşünce seyridir.
   
1:07:18 So, there is nothing Dolayısıyla 'ben'i veya ruhun özünü
  yaratan
   
1:07:23 – please, bear with me, - lütfen, sabırlı olunuz
go into it, very deeply –  
   
1:07:28 there is nothing ve çok
but the movement of thought derinlemesine giriniz -
   
1:07:33 which has created the ‘me’ düşüncenin hareketi dışında
or the essence of the spirit. hiçbir şey yoktur.
   
1:07:38 It is still thought, Bu hâlâ düşüncedir, yani maddi
so it is still a material process. bir süreçtir.
   
1:07:50 So, one clings to the known Dolayısıyla kişi bilinene tutunur
   
1:07:54 and one is frightened of the unknown, ve bilinmeyenden ki bu ölümdür korkar.
which is death.  
   
1:07:57 Right? Do you understand this? Değil mi? Bunu anladınız mı?
   
1:08:04 So, time is the living, Dolayısıyla zaman yaşamak, uzun bir
a long interval, and death. aralık ve ölümdür.
   
1:08:18 We said time is a movement, Zamanın bir hareket olduğunu, ölçü olarak
movement of thought as measure, düşüncenin hareketi olduğunu söylemiştik,
   
1:08:27 so many lives, so many years pek çok yaşam, pek çok yıl
– which is all measurement. - ki hepsi ölçümdür.
   
1:08:33 Now, can that time stop? Şimdi, bu zaman durabilir mi?
   
1:08:39 Which means the living Ki bu yaşamanın ve ölümün birbirine
and the dying, close together. yakın olması anlamına gelir.
   
1:08:45 You understand? Anlıyor musunuz?
   
1:08:49 This takes so much explanation, Bütün bunlar pek çok açıklama
all this. gerektiriyor.
   
1:08:54 That is, Yani,
   
1:09:04 death means the ending of that ölüm devam etmiş olanın sonu anlamına
which has continued. Right? gelir. Değil mi?
   
1:09:13 See how important it is that that Devam edenin mekanikleşmesinin
which continues becomes mechanical. ne kadar önemli olduğunu görünüz.
   
1:09:24 Right? And, therefore, Değil mi? Ve bundan dolayı yeni
there is nothing new, hiçbir şey yoktur,
   
1:09:28 thought may invent something new, düşünce yeni bir şeyler icat edebilir,
like the jet, it’s something new, jet uçağı gibi, bu yeni bir şeydir,
   
1:09:36 or the Einstein theories veya Einstein'ın teorileri
– I won’t go into all that. - bütün bunlara girmeyeceğim.
   
1:09:38 So, thought can invent something new Demek ki düşünce yeni bir şeyler
  icat edebilir
   
1:09:42 but we’re not talking ama biz o icatlardan bahsetmiyoruz,
about that invention,  
   
1:09:45 we are talking about: thought can şundan bahsediyoruz: düşünce ölümün
invent something beyond death ötesinde bir şey icat edebilir
   
1:09:52 but it’s still fakat bu hâlâ düşüncenin hareketidir.
the movement of thought.  
   
1:09:56 So, we are saying death means the Yani ölüm, devamlılığın ki bu zamandır
ending of a continuity, which is time. sona ermesidir diyoruz.
   
1:10:07 That which continues means time Devam eden demek zaman demektir
   
1:10:11 – tradition, in your faith, - gelenek, imanınızda, inancınızda,
in your beliefs, in your gods, tanrılarınızda,
   
1:10:16 is the movement of time. devam eden zamanın hareketidir.
   
1:10:21 So, we are saying, Böylelikle şunu diyoruz, bilinen şeylere
to die to the things known, now. şimdi ölmek.
   
1:10:30 You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
1:10:33 To die to your attachments, now, Bağlılıklarınıza ölün, şimdi,
   
1:10:37 which is going to take place ki bu öldüğünüzde olacak şeydir.
when you die.  
   
1:10:43 You understand? Anlıyor musunuz?
   
1:10:47 Ah, this is really very serious Ah, bu gerçekten çok ciddi bir şeydir
   
1:10:53 because when we die, çünkü öldüğümüzde ne olur?
what takes place?  
   
1:10:59 The organism with its brain Beyniyle birlikte bütün organizma ölür,
dies, comes to an end, sona erer,
   
1:11:04 the brain deteriorates. beyin bozulur.
   
1:11:08 The brain which contained memory in Hücrelerinde deneyim ve bilgi olarak
its cells as experience and knowledge, hafızayı barındıran beyin,
   
1:11:16 that brain withers away. o beyin yitip gider.
   
1:11:19 So, there is ending of thought. Yani düşüncenin sonu vardır.
   
1:11:25 And, can there be an ending Ve yaşarken düşüncenin bir sonu
of thought while living? olabilir mi?
   
1:11:32 You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
1:11:38 Which is dying now, Ki bu şimdi ölmektir,
not fifty years later, elli sene sonra değil,
   
1:11:45 which doesn’t mean you commit suicide, bu intihar etmeniz anlamına gelmez,
don’t jump over the bridge. köprüden aşağı falan atlamayın.
   
1:11:53 Which means dying to your pleasure. Bu hazzınıza ölmeniz anlamına gelir.
   
1:11:59 Of course, you will die to your pain, Elbette acınıza öleceksinizdir,
that’s very easy, bu çok kolaydır,
   
1:12:02 that’s what one want to do, but kişi acısına ölmek ister,
one wants to cling to the pleasure, fakat hazzına tutunmak ister,
   
1:12:07 to the picture that you have created haz hakkında yarattığınız resme ve
about pleasure and the pursuit of it. o hazzın peşinde koşmaya tutunmak.
   
1:12:15 That, when the brain decays, Dolayısıyla, beyin çürüdüğünde
is going to end. sona erecektir.
   
1:12:18 You understand what I’m talking...? Neden bahsettiğimi
  anlıyor musunuz...?
   
1:12:20 So, to die instantly to attachment, Dolayısıyla, bağlılığa anında ölmek,
   
1:12:31 to jealousy, to fear – die. kıskançlığa, korkuya - ölmek.
   
1:12:38 That’s one problem. Bu sorunlardan biridir.
   
1:12:41 Therefore, when there is such death, Böylece, bu tür bir ölüm var olduğunda
   
1:12:46 there is, then, non-continuity o durumda devamlılık yoktur
which means the ending of time, ki bu zamanın sonu anlamına gelir,
   
1:12:52 therefore, a totally different ve tamamen farklı bir bilinç
dimension of consciousness. düzeyi ortaya çıkar.
   
1:13:00 I haven’t time to go into all that. Bütün bunlara girmeye zamanım yok.
   
1:13:02 Totally different Tamamıyla farklı bir tür bilinç,
kind of consciousness,  
   
1:13:07 which is not the consciousness içeriğiyle beraber 'ben' olan
with all its content, which is ‘me,’ bilinç değil,
   
1:13:12 but a totally different kind, bütünüyle farklı bir tür, boyut.
a dimension.  
   
1:13:18 Now, I don’t die now. O zaman, şu an ölmüyorum.
   
1:13:23 One doesn’t die because one says, Kişi 'Biraz daha zamana ihtiyacım var'
‘I must have a little more time. dediği için ölmez.
   
1:13:26 Please, give me a little more time. 'Lütfen bana biraz daha zaman veriniz.
I want to enjoy my life. Hayatımın tadını çıkarmak istiyorum.
   
1:13:30 I’ve got a new car, a new wife, Yeni bir arabam, yeni bir karım,
a new pleasure, a new job, yeni hazlarım, yeni işim,
   
1:13:36 please, don’t let me die, lütfen hemen ölmeme izin vermeyin.'
immediately.’  
   
1:13:41 So, what happens to that man or woman O zaman o adama veya kadına ne olur
   
1:13:44 – please, this is important for you - lütfen bütün bunları anlamanız sizler
to understand all this – için çok önemli -
   
1:13:47 what happens to that böyle diyen adama veya kadına ne olur,
man or woman who says,  
   
1:13:52 ‘I’m satisfied with things 'Ben her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum.
as they are.  
   
1:13:55 I’ve got my property. Mülküm var.
I’ve got a good wife, a husband, İyi bir karım, kocam var,
   
1:14:01 money in the bank, bankada param var, ve geri kalan her
and to hell with everything else!’ şeyin cehenneme kadar yolu var!'
   
1:14:08 What happens to that man when he dies? O adama öldüğünde ne olur?
You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
1:14:13 There are two types of beings Dünyada iki tür varlık vardır:
in the world:  
   
1:14:20 the one who dies to everything known bilinen her şeye ölen insan
   
1:14:27 – the known is the structure of - bilinen, 'ben' olarak ortaya konulan,
thought, put together as the ‘me’ – düşüncenin yapısıdır -
   
1:14:35 the attachments, the fears, bağlılıklar, korkular,
the loneliness, the despair yalnızlık, çaresizlik
   
1:14:39 and, therefore, out of despair, hope ve haliyle çaresizlikten çıkan, ümit
   
1:14:43 – all that he dies to – - bütün bunlara ölen kişi -
to all that there is instant ending. bütün bunlara anında son veren.
   
1:14:51 Ending of sorrow is the beginning Acının sona ermesi merhametin
of compassion. You think about it. başlangıcıdır. Bunun hakkında düşünün.
   
1:15:00 Don’t think about it, do it! Bunun hakkında düşünmeyiniz, yapınız!
   
1:15:02 Now, what happens to the man Şimdi, bütün bunları yapmayan
who doesn’t do all this, insana ne olur,
   
1:15:07 who is lazy, indifferent, tembel, umursamaz olan,
   
1:15:11 becomes serious bayağı şeyler hakkında ciddileşen,
about something which is trivial,  
   
1:15:15 or he thinks it is very important to veya bir guruyu takip etmenin çok önemli
follow a guru – all that silly stuff – olduğunu düşünen - bütün o saçmalıklar -
   
1:15:20 what happens to that man, or woman? o adama veya kadına ne olur?
You understand my question? Sorumu anlıyor musunuz?
   
1:15:31 Have you understood my question? Sorumu anladınız mı?
   
1:15:35 There are two types of human beings: İki tür insan vardır:
   
1:15:38 the one who is dying günün her anında ölen insan
every minute of the day,  
   
1:15:43 to everything he has gathered, biriktirdiği her şeye ölen,
   
1:15:46 therefore, he’s never gathering dolayısıyla da hiçbir şey biriktirmeyen.
anything. You understand? Anlıyor musunuz?
   
1:15:51 Psychologically, Psikolojik olarak hiçbir şey
he’s never gathering anything, biriktirmiyordur,
   
1:15:55 therefore, there is no ‘me,’ at all, bu sebeple de devamlılık arz eden
all the time. 'ben' zerre kadar yoktur.
   
1:16:00 And there is the other man, Ve bir de diğer kişi vardır, ona ne olur?
what happens to him?  
   
1:16:12 So, what is the other man? Buna göre diğer kişi nasıl biridir?
   
1:16:15 The other man is Diğer adam, insan veya kadın
the human being or the woman,  
   
1:16:22 the human being, like every dünyadaki diğer herkes gibi
other human being in the world. bir insan evladıdır.
   
1:16:32 He has lived in sorrow, İnsanların geri kalanı gibi acı,
in despair, in agony, tears, çaresizlik,
   
1:16:39 like the rest of the human beings. ızdırap, göz yaşı
  içinde yaşamıştır,
   
1:16:42 So, there is this stream of sorrow Bu durumda acının akışı vardır
   
1:16:48 – you understand? – - anlıyor musunuz? -
the stream, the river of agony, akış, ızdırap nehri,
   
1:16:53 the river of pleasure, haz nehri, şiddet nehri ve
the river of violence, all that, bütün bahsettiklerimiz
   
1:17:02 he’s in that stream, o kişi bu akıntının içindedir,
he has always been in that stream. hep bu akıntının içinde olmuştur.
   
1:17:07 Right? Değil mi?
   
1:17:11 It’s only the man who steps out Sadece bu akıntının dışına adım
of the stream who is different. atabilen kişi farklıdır.
   
1:17:15 Otherwise, he’s like the rest. Aksi takdirde kişi geri kalan
  herkes gibidir.
   
1:17:19 I know this is a sad picture Bunun üzücü bir tablo olduğunu biliyorum
– you understand? – - anlıyor musunuz? -
   
1:17:24 this is really a great sorrow, bunun olageldiğini görmek büyük
to see this happening. bir acı verir.
   
1:17:32 Therefore, the man who sees Dolayısıyla bunun gerçekleşiyor olduğunu
this happening is compassionate. gören kişi merhametlidir.
   
1:17:38 Therefore, his responsibility Dolayısıyla o kişinin sorumluluğu bütün
is to convey all this. bunları aktarmaktır.
   
1:17:45 You understand what I’m saying? Ne söylediğimi anlıyor musunuz?
   
1:17:49 So, immortality is not ‘me’ Öyleyse , ölümsüzlük sonsuza kadar,
surviving, eternally sağ kalan 'ben' değildir,
   
1:17:57 – until the Angel Gabriel - Cebrail sûr'a üfleyene kadar -
blows the horn –  
   
1:18:02 but there is immortality fakat ölümün ötesine geçen,
that is beyond death, ölümsüzlük vardır,
   
1:18:09 when time has come to an end. zaman sona erdiğinde.
You understand? Anlıyor musunuz?
   
1:18:15 Time as a movement of thought and Zaman, düşüncenin hareketi ve
measure, which is our consciousness. ölçü olarak ki bu bilincimizdir.
   
1:18:25 When that consciousness O bilinç kendisini tamamen boşalttığında,
empties itself, completely,  
   
1:18:30 then there is a state o halde bütünüyle bambaşka bir hal vardır.
that is totally different.  
   
1:18:34 The emptying of this consciousness Bu bilincin içeriğiyle beraber boşalması
with its content  
   
1:18:38 is part of meditation, meditasyonun bir parçasıdır
   
1:18:43 which we’II discuss, tomorrow. ki bunu yarın konuşacağız.